Toby Walsh’ın 2062: The World That AI Made Kitabı Üzerine Akademik İnceleme: Yapay Zekâ Çağında İnsan, Emek, İktidar ve Geleceğin Yönetişimi
Toby Walsh’ın 2062: The World
That AI Made Kitabı Üzerine Akademik İnceleme: Yapay Zekâ Çağında İnsan,
Emek, İktidar ve Geleceğin Yönetişimi
Yürütücü özet ve anahtar kelimeler
Toby Walsh’ın 2018’de yayımlanan 2062: The World That AI Made
adlı eseri, yapay zekânın geleceğini yalnızca mühendislik problemi olarak
değil; emek, savaş, bilinç, mahremiyet, eşitlik, siyaset, jeopolitik güç ve
insan değerleri üzerinde dönüştürücü etkileri bulunan sosyo-teknik bir süreç
olarak ele alır. Kitabın başlığındaki “2062”, kesin bir bilimsel kehanetten
çok, dönemin yapay zekâ araştırmacıları arasında yapılan uzman tahminlerinin
insan düzeyinde makine zekâsına ilişkin medyan beklentisini simgeleyen bir
ufuktur. Walsh’ın asıl tezi, teknolojinin geleceği tek başına belirlemediği;
yapay zekânın yaratacağı dünyanın siyasi, ekonomik ve ahlaki tercihlerimize
bağlı olduğudur. [1]
2026 perspektifinden bakıldığında kitap dikkate değer ölçüde
güncelliğini korumaktadır. Üretken yapay zekânın çalışma hayatına, bilgi
ekosistemine ve kurumsal karar süreçlerine hızlı biçimde girmesi; algoritmik
ayrımcılık, otonom silahlar, teknoloji şirketlerinde güç yoğunlaşması ve yapay
zekâ güvenliği tartışmalarının kurumsallaşması, Walsh’ın sekiz yıl önce
merkezileştirdiği meselelerin önemli bölümünü doğrulamıştır. Bununla birlikte,
güncel ampirik araştırmalar “işlerin sonu”, “Batı’nın sonu” veya 2062’de insan
düzeyinde genel yapay zekâ gibi iddiaların doğrusal ve kaçınılmaz süreçler
olarak okunmaması gerektiğini göstermektedir. Özellikle emek piyasasında
bugünkü bulgular, tüm mesleklerin ortadan kalkmasından çok görevlerin
yeniden dağılımı, insan-makine tamamlayıcılığı ve kazanımların eşitsiz
paylaşılması sorunlarına işaret etmektedir. [2]
Bu incelemenin temel sonucu şudur: 2062’nin kalıcı değeri,
belirli bir tarihi doğru tahmin edip etmemesinden ziyade, yapay zekâ
tartışmasını “makineler ne zaman insan kadar zeki olacak?” sorusundan “daha
güçlü makineler karşısında nasıl bir toplum kurmak istiyoruz?” sorusuna
taşımasında yatmaktadır.
Anahtar kelimeler: Toby Walsh; yapay zekâ;
2062; genel yapay zekâ; Homo digitalis; otomasyon; geleceğin emeği; algoritmik
yönetişim; yapay zekâ etiği; otonom silahlar; mahremiyet; eşitsizlik; AI
governance; süperzekâ; teknoloji politikası.
Giriş:
amaç, kapsam ve yöntem
Bu çalışmanın amacı, Toby Walsh’ın 2062: The World That AI Made eserini
yüksek lisans düzeyinde disiplinlerarası bir çerçevede incelemek; kitabın temel
savlarını güncel yapay zekâ literatürüyle karşılaştırmak ve eserin öngörülerini
teknik, ekonomik, etik, siyasal ve toplumsal boyutlarda değerlendirmektir.
Walsh’ın kitabı klasik anlamda teknik bir yapay zekâ monografisi değildir. Daha
ziyade hesaplama teknolojilerindeki ilerlemenin insanların yaşam biçimleri,
toplumsal kurumlar ve küresel güç ilişkileri üzerindeki olası etkilerine
ilişkin bir gelecek çalışması ve normatif teknoloji siyaseti metni
niteliğindedir. Yayınevinin tanıtımı da eserin iş, savaş, ekonomi, siyaset,
gündelik hayat, ölüm, bilinç ve mahremiyet gibi alanları birlikte ele aldığını
doğrulamaktadır. [3]
Metodolojik olarak çalışma dört kaynak katmanını birleştirmektedir.
Birinci katman, Black Inc/La Trobe University Press’in bibliyografik kayıtları,
kitabın erişilebilir içindekiler dizini ve katalog bilgileridir. İkinci katman
Toby Walsh’ın UNSW profili ve kendi eser tanıtımıdır. Üçüncü katman, yapay zekâ
zaman çizelgeleri, emek piyasaları, algoritmik ayrımcılık ve üretken yapay zekâ
üzerine hakemli araştırmalardır. Dördüncü katman ise OECD, ILO, IMF, UNESCO,
Avrupa Birliği, Stanford HAI ve International AI Safety Report gibi
kurumsal kaynaklar ile OpenAI ve Google DeepMind’ın frontier-risk
çerçeveleridir. Böylece kitabın 2018’deki iddiaları 2026 itibarıyla oluşan
ampirik ve kurumsal literatürle karşılaştırılmıştır. [4]
Önemli bir metodolojik sınırlama belirtilmelidir. Bu inceleme, telif
korumasındaki kitabın eksiksiz sayfa metnine dayanan satır-satır bir “close
reading” değildir. Bölüm çözümlemeleri, doğrulanmış içindekiler dizini,
yayınevi açıklamaları, katalog kayıtları ve erişilebilir kitap tanıtımlarından
hareketle analitik olarak yeniden kurulmuştur. Dolayısıyla aşağıdaki “bölüm
özeti” tablosu, sayfa bazlı bir özetten ziyade bölümlerin doğrulanmış
temalarının akademik sentezidir. Kitabın on bir ana bölümden oluştuğu
erişilebilir içindekiler kaydından açıkça doğrulanabilmektedir. [5]
Bu yaklaşım aynı zamanda fütürolojik eserleri değerlendirirken gerekli
bir ayrımı gözetmektedir: bir geleceğin teknik olarak mümkün olması,
olasılığının yüksek olmasıyla; olasılığının yüksek olması da belirli bir
tarihte gerçekleşeceğinin bilinmesiyle aynı şey değildir. Melanie Mitchell’in
vurguladığı gibi yapay zekâ tarihinde iyimser öngörüler ve hayal kırıklıkları
döngüsel biçimde yaşanmış; insan zekâsının ve sağduyunun doğasını yeterince
anlamadan doğrusal ilerleme varsaymak tekrar tekrar aşırı güvenli tahminlere
yol açmıştır. [6]
Yazar, eser ve bibliyografik doğrulama
Toby Walsh, University of New South Wales’da yapay zekâ alanında
Scientia Professor ve Laureate Fellow olarak görev yapan bir bilgisayar
bilimcidir; UNSW’nin güncel profili aynı zamanda Data61’de araştırma grubu
liderliği, Uppsala Üniversitesi’nde dış profesörlük ve Australian Human Rights
Institute ile bağlantısını kaydetmektedir. Bu akademik konum önemlidir; çünkü 2062,
teknoloji üzerine dışarıdan yazılmış popüler bir spekülasyondan ziyade, uzun
süre yapay zekâ araştırması yapmış bir bilim insanının teknolojinin toplumsal
sonuçlarına yöneldiği çalışmadır. Walsh ayrıca otonom silahların
sınırlandırılması ve yapay zekânın kamu yararına yönlendirilmesi konusunda uzun
süredir kamusal tartışmalara katılmaktadır. [7]
Eserin bibliyografik künyesi resmî yayınevi kaydında Toby Walsh, 2062:
The World that AI Made, La Trobe University Press/Black Inc, 2018, ISBN
9781760640514 şeklinde doğrulanmaktadır. Black Inc kitabın çıkış tarihini 6
Ağustos 2018 ve basılı edisyon uzunluğunu 336 sayfa olarak vermektedir.
Avustralya Millî Kütüphanesi kataloğunda ise 2018 tarihli bir fiziksel baskı
302 sayfa olarak kataloglanmıştır; bu fark baskı ve sayfalama farklılıklarıyla
açıklanabilir ve bu nedenle bibliyografik çalışmalarda kullanılan edisyonun
ayrıca belirtilmesi gerekir. [8]
“2062” tarihinin epistemolojik statüsü daha önemlidir. Walsh kendi
kitap sayfasında bu yılı, insan kadar zeki makinelerin inşa edilmiş olacağına
ilişkin dönemin uzman beklentilerine dayandırır. Grace ve arkadaşlarının makine
öğrenmesi araştırmacılarıyla yaptığı ve Journal of Artificial Intelligence
Research’te yayımlanan çalışma, bütün görevlerde insan performansını aşan
yapay zekâ için yaklaşık 45 yıllık medyan zaman ufku bildirmiştir. Daha sonraki
daha geniş araştırmalarda ise tahminlerin ciddi biçimde değişebildiği
görülmektedir: 2016 anketi için insan düzeyi makine zekâsının toplu medyanı
yaklaşık 2061 iken, 2023’te yapılan geniş araştırmada karşılaştırılabilir bir
eşik için medyan tarih 2047’ye kadar öne gelmiştir. Buna karşın tüm
mesleklerin tamamen otomatikleşmesi için 2023 araştırmasının medyan tahmini
2116’dır. Bu fark, “insan düzeyinde yapay zekâ”, “belirli görevlerde insanı
aşma” ve “insan emeğinin bütünüyle ikame edilmesi” kavramlarının özdeş
olmadığını gösterir. [9]
Dolayısıyla 2062’yi bir son tarih değil, kitabın düşünce deneyini
örgütleyen bir heuristik eşik olarak okumak daha sağlamdır. Walsh’ın
asıl katkısı kronolojik kesinlik değil, bu eşik aşılırsa hangi kurumların baskı
altında kalacağı sorusudur.
Kitabın bölüm bazında çözümlemesi
Kitabın doğrulanmış içindekiler dizisi Homo Digitalis ile başlar
ve sırasıyla The End of Us, The End of Consciousness, The End
of Work, The End of War, The End of Human Values, The End
of Equality, The End of Privacy, The End of Politics, The
End of the West ve The End bölümleriyle devam eder. Bu
başlıklandırma bilinçli biçimde provokatiftir: “son” sözcüğü çoğu durumda
gerçek bir yok oluş iddiasından ziyade mevcut toplumsal kategorilerin yapay
zekâ tarafından yeniden tanımlanmasını ifade eder. [10]
|
Bölüm |
Temel problem |
Bölümün ana tezi / analitik işlevi |
|
Homo Digitalis |
Yapay zekâyla yaşayan insan nasıl değişir? |
İnsan ve makineyi iki ayrı dünya olarak görmek yerine dijital
sistemlerle sürekli etkileşim içindeki yeni insanlık durumunu
kavramsallaştırır. |
|
The End of Us |
İnsan türü yerini makinelere bırakır mı? |
AGI, makine üstünlüğü ve insanın geleceği tartışılır; teknolojik
sonuçların kaçınılmazlığı sorgulanır. [11] |
|
The End of Consciousness |
Zekâ için bilinç gerekli midir? |
Makine bilinci, zihin yükleme, kişisel kimlik ve dijital ölümsüzlük
gibi problemler üzerinden zekâ ile öznel deneyim arasındaki ayrım tartışılır. |
|
Otomasyon işi ortadan kaldırır mı? |
Temel sorun salt iş sayısı değil; görev dağılımı, gelir, statü, anlam
ve otomasyon kazançlarının kime gideceğidir. |
|
|
The End of War |
Ölümcül karar makineler tarafından verilebilir mi? |
Otonom silahlar insan sorumluluğu, hızlanan silahlanma yarışları ve
savaş etiği açısından değerlendirilir. Walsh’ın bu konudaki kamu savunuculuğu
akademik profilinde de görülmektedir. [12] |
|
The End of Human Values |
İnsan değerleri algoritmaya nasıl aktarılabilir? |
“Doğru hedef” tanımlamanın güçlüğü, değer çatışmaları, yanlılık ve
makine davranışının sorumluluğu öne çıkar. |
|
The End of Equality |
Yapay zekâ zenginliği yayar mı, yoğunlaştırır mı? |
Veri, sermaye ve hesaplama gücünün az sayıda aktörde yoğunlaşmasının
ekonomik ve siyasal eşitsizlik üretebileceği tartışılır. |
|
The End of Privacy |
Veri ekonomisinde özel alan kalabilir mi? |
Davranışların sürekli ölçülmesi ve tahmini mahremiyeti bireysel sır
olmaktan çıkararak yapısal bir iktidar meselesine dönüştürür. |
|
The End of Politics |
Algoritmalar demokratik iradeyi şekillendirebilir mi? |
Kişiselleştirilmiş ikna, yanlış bilgi ve dijital manipülasyon
demokratik kamusal alanın temel sorunları hâline gelir. |
|
The End of the West |
Yapay zekâ küresel güç dağılımını değiştirir mi? |
Yapay zekânın ekonomik ve askerî kapasiteyi yeniden dağıtarak
Batı-merkezli jeopolitiği dönüştürebileceği öne sürülür. |
|
The End |
Bütün bunlar kaçınılmaz mıdır? |
Kitabın normatif sentezi, geleceğin teknoloji tarafından değil
teknoloji hakkındaki kolektif tercihler tarafından biçimlendirileceği
düşüncesidir. [13] |
Bu yapıdaki dikkat çekici tercih, kitabın AGI tartışmasıyla başlayıp
salt AGI üzerine yoğunlaşmamasıdır. İş, eşitlik, mahremiyet veya siyaset
açısından büyük sorunların insan düzeyinde genel yapay zekâyı beklemeden ortaya
çıkabileceği ima edilir. 2026 perspektifinden bu, kitabın en güçlü
sezgilerinden biridir. Stanford’un 2026 AI Index’i yapay zekâya yönelik
kurumsal yatırımın çok hızlı büyüdüğünü gösterirken, OECD ve ILO araştırmaları
teknolojinin çalışma örgütlenmesi üzerindeki etkilerinin hâlihazırda ölçülebilir
olduğunu göstermektedir. Başka bir ifadeyle, “2062 dünyası”nın bazı kurumları 2062’den
çok önce dönüşmeye başlamıştır. [14]
Bölüm sıralaması ayrıca ahlaki bir nedensellik zinciri gibi okunabilir:
|
|
Bu şema Walsh’ın kitabındaki ana mantığı görünür kılar: teknik
kapasitedeki artış doğrudan toplumsal sonucu belirlemez; sonuçlar kurumlar,
teşvikler, mülkiyet biçimleri, hukuk ve değerler üzerinden üretilir.
Kuramsal çerçeve ve ilgili literatür
Walsh’ın yaklaşımı üç kuramsal eksenin kesişiminde değerlendirilebilir:
teknolojik determinizm eleştirisi, görev-temelli otomasyon kuramı ve sorumlu
yapay zekâ yönetişimi.
İlk eksen teknolojik determinizm problemidir. “Makineler daha
güçlü hâle gelirse toplum zorunlu olarak şu biçime dönüşür” şeklindeki tek
yönlü yaklaşım, teknoloji ile kurumlar arasındaki karşılıklı etkileşimi ihmal
eder. Walsh’ın kitabındaki iyimserlik, geleceğin hâlâ tercih alanı olduğu
düşüncesine dayanır. Mitchell’in yapay zekâ öngörülerine ilişkin eleştirisi de
bunu teknik açıdan tamamlar: belirli benchmark başarısını genel zekâya doğru
doğrusal bir basamak gibi okumak, geçmişte birçok başarısız öngörüye yol
açmıştır. [15]
İkinci eksen iş ve otomasyon literatürüdür. Daron Acemoglu,
yapay zekânın iki farklı doğrultuda kullanılabileceğini savunur: insanların
yaptığı görevleri ikame eden otomasyon ve insanların daha üretken olacağı yeni
görevler yaratan tamamlayıcı teknoloji. Acemoglu’ya göre yakın dönem teknolojik
değişimi otomasyona aşırı ağırlık vermiştir. OECD de net istihdam etkisinin
teorik olarak belirsiz olduğunu; “yerinden etme”, “üretkenlik” ve “yeni görev
yaratma” etkilerinin birlikte çalıştığını vurgulamaktadır. [16]
Ampirik bulgular bu nüansı destekler. Noy ve Zhang’ın Science’ta
yayımlanan deneyinde üretken yapay zekâ destekli profesyonel yazma görevlerinde
ortalama tamamlama süresi yaklaşık %40 azalırken çıktı kalitesi yaklaşık %18
yükselmiştir. Bu sonuç “yapay zekâ işi yok eder” tezinden farklı bir
mekanizmaya, yani belirli işlerde insan üretkenliğinin artırılmasına,
işaret eder. [17]
ILO’nun 2025 çalışması da meslek ile görev arasında ayrım yapılması
gerektiğini gösterir. Kurumun görev düzeyindeki değerlendirmesinde büro işleri
en yüksek maruziyet grubunda kalmakla birlikte profesyonel ve teknik işlerde de
maruziyet artmıştır; buna karşın önceki ILO analizinin temel bulgusu, mevcut
üretken yapay zekâ altında çok az mesleğin bütün görevlerinin tamamen
otomatikleştirilebilir olduğudur. Bu nedenle kısa ve orta vadede “mesleğin
ortadan kalkması” yerine “mesleğin görev bileşiminin yeniden düzenlenmesi” daha
güçlü bir hipotezdir. [18]
Bununla birlikte ekonomik sorun salt istihdam sayısı değildir. IMF’nin
analizine göre küresel istihdamın yaklaşık %40’ı yapay zekâya maruz kalabilir;
gelişmiş ekonomilerde oran yaklaşık %60’a çıkmaktadır. Maruz kalan işlerin bir
bölümünde yapay zekâ üretkenliği artırabilirken diğer bölümünde emek talebinin,
ücretlerin veya işe alımların zayıflaması mümkündür. Bu bulgu Walsh’ın The
End of Equality bölümünün işaret ettiği dağılım meselesini güçlendirir:
aynı teknolojik verimlilik artışı, mülkiyet ve pazarlık gücü farklılıkları
nedeniyle toplumsal olarak eşitsiz sonuçlar üretebilir. [19]
Üçüncü eksen algoritmik etik ve yönetişimdir. Bu noktada
Walsh’ın 2018’de işaret ettiği sorunların önemli bölümü daha sonra kurumsal
normlara dönüşmüştür. UNESCO’nun 2021 Yapay Zekâ Etiği Tavsiye Kararı insan
hakları, insan onuru, ayrımcılığın önlenmesi, şeffaflık ve hesap verebilirliği
uluslararası bir normatif çerçeveye yerleştirmiştir. OECD’nin yapay zekâ
çalışmalarında da mahremiyet, özerklik, açıklanabilirlik, hesap verebilirlik ve
ayrımcılık riskleri merkezi konumdadır. [20]
Algoritmik önyargının teorik değil ampirik bir sorun olduğu Gender
Shades araştırmasında açıkça gösterilmiştir. Bu çalışma incelenen ticari
cinsiyet sınıflandırma sistemlerinde açık tenli erkekler ile koyu tenli
kadınlar arasında çok büyük hata oranı farklılıkları bulmuştur; koyu tenli
kadınlar için bazı sistemlerde hata oranı %34,7’ye kadar çıkmıştır. Dolayısıyla
Walsh’ın “insan değerlerini makinelere aktarmak” problemi yalnızca gelecekteki
süperzekânın değer hizalaması meselesi değildir; veri seti seçimi, ölçüm
kategorileri ve bugünkü algoritmik sistemlerin performans dağılımında zaten
vardır. [21]
Hukuki düzlemde Avrupa Birliği’nin 2024/1689 sayılı Yapay Zekâ Tüzüğü,
risk temelli bir düzenleme yaklaşımı oluşturmuş ve yapay zekâ sistemlerini
piyasa erişimi, temel haklar ve güvenlik açısından hukuki yükümlülüklerle
ilişkilendirmiştir. 2026 itibarıyla düzenlemenin önemli kurumsal ve yaptırım
mekanizmaları aşamalı olarak işler hâle gelmiştir. Böylece Walsh’ın “yapay
zekânın toplumsal sonuçlarının siyasi tercihlerle yönetilmesi gerektiği” savı,
sekiz yıl içinde soyut etik tartışmadan somut düzenleyici mimariye doğru
ilerlemiştir. [22]
Türkiye bağlamında da benzer bir yönetişim tartışması oluşmaktadır.
Tuğaç’ın 2025 tarihli Barselona, Şanghay ve Ankara karşılaştırması, yapay zekâ
ve dijitalleşmeyi yerel yönetim, etik yönetişim ve kamu politikası bağlamında
incelemektedir. Bu tür çalışmalar, yapay zekâ yönetişiminin yalnızca ABD-Çin
teknoloji rekabeti veya küresel şirketler ekseninde değil, kent ve kamu
hizmetleri düzeyinde de değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. [23]
Son olarak güncel güvenlik literatürü, Walsh’ın uzun dönem risk
tartışmasını daha operasyonel bir düzeye taşımıştır. 2026 International AI
Safety Report, 30’dan fazla ülke ve uluslararası kuruluştan aday gösterilen
uzmanların katkısıyla genel amaçlı yapay zekânın kabiliyetlerini, risklerini ve
risk azaltma yöntemlerini değerlendirmektedir. Google DeepMind’ın Frontier
Safety Framework’ü yetenek eşikleri ve önleyici azaltım planları tanımlarken
OpenAI’ın 2025’te güncellediği Preparedness Framework, ağır zarar
oluşturabilecek frontier kapasitelerini izlemeye yönelik bir kurumsal yaklaşım
ortaya koymaktadır. Bu şirket içi çerçeveler kamusal düzenlemenin yerine
geçmez; fakat “önce kapasiteyi ölç, sonra kritik eşiklerde ek tedbir uygula”
mantığının sektör içinde de kurumsallaştığını gösterir. [24]
Eleştirel ve karşılaştırmalı değerlendirme
Teknik açıdan kitabın en zayıf noktası, “insan
kadar zeki makine” kavramının ölçümsel belirsizliğidir. İnsan zekâsı tek
boyutlu bir skala değildir; dil, fiziksel etkileşim, sosyal muhakeme, transfer
öğrenme, sağduyu, uzun dönem planlama ve öz-farkındalık gibi farklı yetenekler
içerir. Bu nedenle bir sistemin belirli benchmarklarda insanı aşması, insan
benzeri genel zekânın ortaya çıktığını tek başına göstermez. Mitchell’in “AI is
Harder Than We Think” çalışması da benzer şekilde, insan bilişinin
karmaşıklığını küçümsemenin doğrusal ve aşırı iyimser tahminler ürettiğini
savunur. [6]
Üstelik uzman tahminlerinin zaman içinde hareket etmesi 2062’nin
epistemik kırılganlığını gösterir. 2016 araştırmasındaki yaklaşık 2061 medyanı
2023 araştırmasında benzer bir performans eşiği açısından 2047’ye kadar öne
çekilmiş; fakat bütün insan mesleklerinin otomatikleşmesi için tahmin çok daha
geç, 2116 civarında kalmıştır. Buradan çıkarılabilecek sonuç “2047 kesin
doğrudur” değil, uzun dönem AI tarihlerinin geniş belirsizlik aralıklarıyla
ele alınması gerektiğidir. Araştırmanın yazarları da uzman tahminlerinin
nesnel gerçekler olarak yorumlanmaması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. [25]
Ekonomik açıdan Walsh’ın güçlü yanı teknoloji
ve eşitsizlik arasındaki bağlantıyı erken öne çıkarmasıdır; zayıf yanı ise
“işin sonu” başlığının okuyucuyu gereğinden fazla ikili düşünmeye
yöneltebilmesidir. Güncel araştırmalar, otomasyonun bir mesleği bütünüyle
silmesinden önce meslek içindeki görevleri değiştirdiğini göstermektedir. OECD,
ILO ve deneysel üretkenlik araştırmalarının ortak sonucu, insan emeği
üzerindeki etkinin ikame ve tamamlayıcılık karışımı olduğudur. Asıl politika
problemi, verimlilik kazancının çalışan ücretlerine, daha kısa çalışma
sürelerine veya daha kaliteli işlere mi; yoksa ağırlıklı olarak sermaye
getirilerine mi dönüşeceğidir. [26]
Etik açıdan kitap özellikle güçlüdür. “İnsan
değerlerinin sonu” ifadesi, yapay zekâya tek bir ahlaki formül yüklemenin
mümkün olmadığını sezdirir. Gerçek problem yalnızca bir sisteme “iyi ol” komutu
vermek değil; hangi değerlerin, kimin değerlerinin, hangi çatışma çözme
sıralamasıyla ve hangi hesap verebilirlik rejimi altında uygulanacağıdır.
UNESCO’nun haklar, çeşitlilik, şeffaflık ve insan gözetimi eksenli çerçevesinin
ortaya çıkışı, sorunun matematiksel optimizasyon kadar siyasal ve ahlaki
olduğunu doğrular. [27]
Siyasal açıdan, The End of Privacy ve The
End of Politics bölümleri kitabın en ileri görüşlü bölümleri arasındadır.
Dijital sistemlerin insanlar hakkında giderek daha fazla veri toplaması, sorunu
klasik “gizli bilgim açığa çıktı mı?” mahremiyet anlayışından çıkarır. Davranış
tahmini, kişiselleştirme ve otomatik karar verme kapasitesi arttıkça mesele,
bireyin karar çevresini kimin tasarladığı sorusuna dönüşür. OECD işyeri yapay
zekâsında mahremiyet, özerklik, şeffaflık ve hesap verebilirlik risklerini
açıkça tanımlamaktadır; DeepMind’ın 2026 güvenlik çalışmalarında “zararlı
manipülasyon”un frontier yetenek alanlarından biri hâline gelmesi de Walsh’ın
ikna ve siyasi manipülasyon kaygısının teknik risk literatürüne geçtiğini
göstermektedir. [28]
Savaş konusunda Walsh’ın kaygısı güncelliğini
korumaktadır. 2025’te ICRC, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile birlikte
devletleri ölümcül otonom silah sistemleri için hukuken bağlayıcı yasak ve
sınırlamalar müzakere etmeye çağırmış ve güç kullanımında insan kontrolunun
korunmasını merkezî ilke olarak savunmuştur. Bu, The End of War bölümünün
“AI savaşı bitirir mi?” sorusundan çok daha zor bir probleme işaret eder: yapay
zekâ savaşı ortadan kaldırmak yerine öldürücü kararların hızını, ölçeğini ve
insan karar vericiden uzaklığını artırabilir. [29]
Jeopolitik açıdan ise “Batı’nın sonu” başlığı
eleştiriye daha açıktır. 2026 Stanford AI Index verilerine göre ABD’de özel
yapay zekâ yatırımı 2025’te 285,9 milyar dolara ulaşırken Çin’de izlenen özel
yatırım 12,4 milyar dolar düzeyindedir; rapor aynı zamanda yalnızca özel
yatırımın Çin’in kamu destekli yapay zekâ harcamalarını eksik temsil
edebileceği uyarısını yapmaktadır. Bu veriler Çin’in önemsiz olduğunu değil,
küresel yapay zekâ gücünü basit bir “Batı’dan Çin’e doğrusal geçiş” modeliyle
açıklamanın yetersiz olduğunu gösterir. Sermaye, ileri çipler, enerji,
araştırmacı kapasitesi, model performansı, veri, kamu fonları ve düzenleyici
güç farklı coğrafyalarda yoğunlaşabilir. [30]
Walsh’ın yaklaşımı Nick Bostrom’un Superintelligence ve Max
Tegmark’ın Life 3.0 eserleriyle karşılaştırıldığında konumu daha açık
hâle gelir:
|
Boyut |
Toby Walsh – 2062 |
Nick Bostrom – Superintelligence |
Max Tegmark – Life 3.0 |
|
Temel soru |
AI toplumu ve kurumları nasıl dönüştürür? |
İnsanüstü zekâ kontrol edilebilir mi? |
Gelişmiş AI karşısında yaşamın geleceği ne olmalı? |
|
Risk odağı |
İş, savaş, mahremiyet, eşitsizlik, siyaset |
Kontrol problemi ve varoluşsal risk |
Toplumsal risklerden kozmik geleceğe geniş senaryolar |
|
Zaman yaklaşımı |
2062 sembolik/uzman tahminine dayalı ufuk |
Kesin tarihten çok süperzekâ sonrası dinamikler |
Çoklu gelecek senaryoları |
|
Normatif tutum |
Pragmatik, yönetişim ve politika odaklı |
Önleyici, güvenlik ve hizalama odaklı |
İnsanlığın tercih edeceği hedefler üzerine deliberatif |
|
En güçlü yanı |
Yakın ve orta vadeli sosyo-politik sonuçlar |
Kontrol probleminin sistematik analizi |
Teknoloji, etik ve insanlığın geleceğini geniş çerçevede
birleştirmesi |
|
Temel zayıflık |
Bazı başlıkların dramatik ve tarihsel olarak aşırı kesin görünmesi |
Düşük olasılıklı uzak senaryolara yüksek ağırlık |
Senaryo uzayının ampirik test edilebilirliğinin sınırlılığı |
Bostrom’un 2014 tarihli eseri özellikle süperzekânın kontrol problemi
ve medeniyet ölçeğindeki riskleri sistematikleştirirken, Walsh’ın ağırlık
merkezi günlük toplumsal kurumlardır. Brundage’ın akademik değerlendirmesi de Superintelligence’ı
yapay zekânın geleceğinin insan uygarlığı açısından yaratabileceği riskler
üzerine yoğunlaşan sistematik bir çalışma olarak tanımlar. [31]
Tegmark’ın 2017 tarihli Life 3.0 kitabı ise Walsh’a daha
yakındır: savaş, iş, adalet, toplum ve “insan olmak” gibi temalarla uzun dönem
yapay zekâ senaryolarını birleştirir. Ancak Tegmark biyolojik yaşamdan kendi
donanım ve yazılımını tasarlayabilen “Life 3.0”a geçiş gibi daha kozmolojik ve
post-biyolojik sorulara yönelirken Walsh toplumsal kurumların somut dönüşümüne
daha fazla ağırlık verir. [32]
Bu nedenle üç eser arasında şöyle bir ayrım kurulabilir: Bostrom
“kontrol edemezsek ne olur?”, Tegmark “nasıl bir gelecek istemeliyiz?”, Walsh
ise “bu teknoloji işlerimizi ve kurumlarımızı fiilen nasıl değiştirecek ve buna
bugün ne yapmalıyız?” sorusunu merkezileştirir. Walsh’ın akademik ve
kamusal değeri özellikle üçüncü soruda belirginleşmektedir.
Politika çıkarımları ve öneriler
Walsh’ın düşüncesi güncel literatürle birlikte değerlendirildiğinde,
yapay zekâ politikası tek bir “AI yasası”na indirgenemeyecek çok katmanlı bir
yönetişim sorunu olarak ortaya çıkar.
İlk olarak düzenleme risk ve kullanım bağlamı temelli olmalıdır.
Tıbbi teşhis, işe alım, kredi, kamu hizmetleri, kritik altyapı veya otonom
silah gibi yüksek etkili alanlarda bağımsız değerlendirme, olay bildirimi,
denetlenebilir kayıtlar ve insan itiraz mekanizmaları aranmalıdır. AB Yapay
Zekâ Tüzüğü’nün risk-temelli yaklaşımı bu doğrultuda önemli bir kurumsal
örnektir; UNESCO çerçevesi ise düzenlemenin temel hak ve insan onuru boyutunu
tamamlamaktadır. [33]
İkinci olarak emek politikası “hangi meslek yok olacak?” sorusundan
görev dönüşümüne geçmelidir. Eğitimin yalnızca kodlama becerisine
indirgenmesi yeterli değildir. İşçiler için sürekli yeniden beceri kazanımı,
yapay zekâ araçlarının işyerine girişinde çalışan katılımı, sendikal ve
sektörel sosyal diyalog, gelir geçiş mekanizmaları ve üretkenlik kazanımlarının
paylaşılması birlikte düşünülmelidir. OECD, AI benimsenmesinin sonuçlarının
nasıl uygulandığına ve paydaşların sürece ne ölçüde katıldığına bağlı olduğunu;
sosyal diyaloğun eğitim ihtiyacı ve teknoloji seçimi üzerinde rol
oynayabileceğini vurgulamaktadır. [34]
Üçüncü olarak rekabet politikası yapay zekâ etiğinin parçası
sayılmalıdır. Etik tartışma yalnızca modelin ayrımcılık yapıp yapmadığıyla
sınırlı kalırsa, hesaplama altyapısı, veri ve sermayenin birkaç aktörde
yoğunlaşmasının yarattığı siyasi ekonomi gözden kaçar. Kamu araştırma
altyapıları, açık standartlar, birlikte çalışabilirlik ve uygun durumlarda
rekabet hukuku, “The End of Equality” sorununa teknik etik rehberlerinden daha
doğrudan cevap verebilir. Yapay zekâ yatırımlarındaki mevcut yoğunlaşma, bu
meselenin teorik olmadığını göstermektedir. [35]
Dördüncü olarak demokratik bilgi ekosistemi korunmalıdır.
Sentetik içeriklerin kaynağının gösterilmesi, siyasi reklamların şeffaflığı,
otomatik hesap ağlarının denetlenmesi ve yüksek etkili kişiselleştirilmiş
siyasi ikna sistemlerinin bağımsız araştırmaya açılması önemlidir. Buradaki
amaç ifade özgürlüğünü genel olarak kısıtlamak değil, insanların bilgi
çevresini görünmez biçimde şekillendiren algoritmik güç üzerinde hesap
verebilirlik kurmaktır. OECD’nin güncel AI ilkelerinde bilgi bütünlüğü ve
şeffaflığa verilen ağırlık, bu doğrultudaki kurumsal dönüşümü yansıtmaktadır. [36]
Beşinci olarak frontier AI güvenliği şirketlerin gönüllü
mekanizmalarına bırakılmamalıdır. OpenAI Preparedness Framework ve Google
DeepMind Frontier Safety Framework, kritik yetenek eşiklerinin ölçülmesi ve
ağır zarar risklerinin önceden değerlendirilmesi açısından yararlı modellerdir.
Ancak bunların geliştirici şirketlerin kendi iç süreçleri olması bağımsız
gözetim ihtiyacını ortadan kaldırmaz. En güçlü yaklaşım, şirket içi
değerlendirmelerin bağımsız test, güvenli erişim, olay raporlama ve kamusal
düzenlemeyle birlikte kullanılmasıdır. 2026 International AI Safety Report
da teknik risk azaltma yöntemlerinin hâlâ sınırlılıkları bulunduğunu ve
bilimsel belirsizliğin devam ettiğini gösteren daha geniş bir kanıt tabanı
sunmaktadır. [37]
Altıncı olarak otonom silah sistemlerinde insan kontrolü hukuki bir
kırmızı çizgi olarak korunmalıdır. ICRC ve BM Genel Sekreterliği’nin
bağlayıcı uluslararası kurallara yönelik çağrısı, Walsh’ın yıllardır savunduğu
yönde önemli bir normatif zemin oluşturur. Özellikle insan hedeflerini
öngörülemeyen biçimde seçen sistemlerin yasaklanması ve diğer otonom
sistemlerde insan gözetiminin korunması, yapay zekâ yönetişiminin yalnızca
ekonomik rekabet değil uluslararası insancıl hukuk meselesi olduğunu gösterir. [38]
Walsh’ın kitabından günümüze yönetişim evrimi kabaca şöyle
özetlenebilir:
|
|
Türkiye açısından da bu politika programı yalnızca küresel standartları
ithal etmek şeklinde düşünülmemelidir. Kamu kurumları, üniversiteler ve özel
sektör arasında yerel denetim kapasitesi, Türkçe model değerlendirmeleri,
algoritmik ayrımcılık testleri, veri yönetişimi ve kamu yapay zekâ altyapısı
geliştirilmesi gerekir. Türkiye üzerine güncel akademik yönetişim
çalışmalarının ortaya çıkması, bu tartışmanın yerel kurumsal bağlamda
derinleştirilebileceğini göstermektedir. [23]
Sonuç ve
kaynakça
2062: The World That AI Made, 2018’in yapay
zekâ atmosferinden doğmuş olmasına rağmen yalnızca döneminin popüler bir
gelecek tahmini değildir. Kitabın daha kalıcı tarafı, yapay zekâyı bilgisayar
biliminin sınırlarından çıkararak siyasal ekonomi, etik, savaş, demokrasi,
eşitsizlik ve insan kimliği sorunu hâline getirmesidir. Resmî yayınevi
tanıtımının da gösterdiği gibi Walsh’ın dünyasında yapay zekânın başarısının
nihai ölçütü makinenin bir testte insandan daha iyi olması değil, bu yeteneğin insan
yaşamının kurumsal dokusunu nasıl yeniden düzenlediğidir. [11]
2026’ya gelindiğinde Walsh’ın bazı temel sezgileri belirgin biçimde
güçlenmiştir. Algoritmik yanlılığın ampirik olarak gösterilmesi; üretken yapay
zekânın iş süreçlerine girmesi; mahremiyet ve otomatik karar verme
tartışmalarının büyümesi; AB’nin risk temelli yapay zekâ hukukunu kurması;
UNESCO’nun küresel etik standardı oluşturması; otonom silahlar konusunda
uluslararası düzenleme çağrılarının sürmesi ve frontier AI şirketlerinin ağır
zarar risklerine yönelik değerlendirme çerçeveleri geliştirmesi, kitabın “AI
teknik bir araçtan ibaret değildir” tezini desteklemektedir. [39]
Buna karşılık kitabın tarihsel ve fütürolojik iddiaları daha ihtiyatlı
okunmalıdır. 2062, doğrulanabilir bir takvim tarihi değildir; uzman tahminleri
önemli ölçüde değişebilmekte ve “insan düzeyi AI”, “bütün görevlerde üstünlük”
ile “tüm mesleklerin otomasyonu” birbirinden farklı eşikler oluşturmaktadır.
Güncel araştırmalar ayrıca işgücü etkilerinde topyekûn ikamenin değil,
görevlerin yeniden dağıtılması ve insan-makine tamamlayıcılığının güçlü
olduğunu göstermektedir. [40]
Bu nedenle kitabın başlığındaki soru tersine çevrilebilir. Esas mesele “2062’de
yapay zekâ nasıl bir dünya yaratacak?” değildir. Daha akademik ve siyasi
olarak verimli soru şudur:
Yapay zekânın giderek güçlendiği bir dünyada hangi kurumları, hakları,
ekonomik paylaşım biçimlerini ve insan kontrol mekanizmalarını bugün inşa
edersek 2062’de yaşamak isteyeceğimiz bir toplum ortaya çıkar?
Walsh’ın eserini Bostrom ve Tegmark gibi çağdaş gelecek çalışmalarından
ayıran nokta tam olarak budur. Bostrom’un kontrol problemi ve Tegmark’ın uzun
dönem insanlık senaryolarının yanında Walsh, yapay zekâ geleceğini kurumsal
tercih problemi hâline getirir. Bu yönüyle 2062 teknik bir kehanet
olarak değil, “teknolojik kapasite arttığında demokratik toplumların hangi
değerleri koruyacağına” ilişkin normatif bir çalışma olarak daha güçlüdür. [41]
Kitabın belki de en önemli sonucu, teknolojik determinizmin reddidir.
Yapay zekâ üretkenliği artırabilir veya emek gücünü zayıflatabilir; bilgiye
erişimi demokratikleştirebilir veya gözetimi yoğunlaştırabilir; insanları
tehlikeli işlerden kurtarabilir veya savaşı daha otomatik hâle getirebilir;
toplumsal eşitsizliği azaltabilir veya veri ve sermaye sahiplerinin gücünü daha
da artırabilir. Bu ikiliklerin hangisinin baskın çıkacağı yalnızca
algoritmaların performansına değil, hukuka, rekabet düzenine, eğitim
sistemine, işçi haklarına, demokratik denetime ve uluslararası işbirliğine
bağlıdır. OECD, ILO, UNESCO ve güncel uluslararası AI güvenliği literatürü de
giderek aynı sosyo-teknik yaklaşım doğrultusunda ilerlemektedir. [42]
Dolayısıyla 2062’nin sekiz yıl sonraki en güçlü okuması şudur: Geleceği
yapay zekâ tek başına yapmayacaktır. Yapay zekâyı kimin geliştirdiği, kimin
yönettiği, kimin denetlediği, faydalarının kime dağıtıldığı ve hangi alanlarda
sınırlandırıldığı geleceğin asıl belirleyicileridir. 2062 tarihi yanlış
çıkabilir; fakat Walsh’ın yönelttiği kurumsal soru, tarihten çok daha kalıcı
görünmektedir.
Kaynakça
Walsh, Toby. 2062: The World That AI Made. La Trobe University
Press/Black Inc, 2018. Resmî yayınevi kaydı: çıkış tarihi 6 Ağustos 2018; ISBN
9781760640514. [11]
Walsh, Toby. “2062.” Yazarın resmî eser tanıtımı. Eserin 2062 ufkunun
uzman tahminleriyle ilişkisi ve temel soruları. [43]
University of New South Wales. “Scientia Professor Toby Walsh.” Güncel
akademik profil ve kurumsal görevler. [44]
Grace, Katja vd. “When Will AI Exceed Human Performance? Evidence from
AI Experts.” Journal of Artificial Intelligence Research, 62, 2018, ss.
729–754. [45]
Grace, Katja vd. “Thousands of AI Authors on the Future of AI.” 2023
araştırmasının güncellenmiş çalışması; insan düzeyi performans ve tam mesleki
otomasyon tahminlerini karşılaştırır. [25]
Mitchell, Melanie. “Why AI is Harder Than We Think.” 2021. Yapay zekâ
öngörülerinde doğrusal ilerleme varsayımını ve insan benzeri sağduyunun
güçlüğünü ele alır. [6]
Acemoglu, Daron. “The Wrong Kind of AI? Artificial Intelligence and the
Future of Labour Demand.” Cambridge Journal of Regions, Economy and Society,
13(1), 2020, ss. 25–35. [46]
Noy, Shakked & Whitney Zhang. “Experimental Evidence on the
Productivity Effects of Generative Artificial Intelligence.” Science,
381, 2023, ss. 187–192. [17]
Buolamwini, Joy & Timnit Gebru. “Gender Shades: Intersectional
Accuracy Disparities in Commercial Gender Classification.” Proceedings of
Machine Learning Research, 81, 2018, ss. 77–91. [21]
OECD. OECD Employment Outlook 2023: Artificial Intelligence and the
Labour Market. OECD Publishing, 2023. [47]
International Labour Organization. Generative AI and Jobs: A Refined
Global Index of Occupational Exposure. ILO Working Paper 140, 2025. [48]
International Monetary Fund. “AI Will Transform the Global Economy.
Let’s Make Sure It Benefits Humanity.” 2024. Küresel ve gelişmiş ekonomilerde
yapay zekâya mesleki maruziyet değerlendirmesi. [19]
UNESCO. Recommendation on the Ethics of Artificial Intelligence.
2021. Yapay zekâ etiği için küresel normatif çerçeve. [27]
European Union. Regulation (EU) 2024/1689 — Artificial Intelligence
Act. 2024; 2026 itibarıyla güncel konsolide metin. [49]
Stanford Institute for Human-Centered Artificial Intelligence. The
2026 AI Index Report. Stanford University, 2026. Yapay zekâ yatırımı,
uygulama ve küresel kapasite göstergeleri. [30]
International AI Safety Report 2026. Genel
amaçlı yapay zekâ yetenekleri, riskleri ve risk azaltma yöntemleri üzerine
uluslararası bilimsel değerlendirme. [50]
Google DeepMind. Frontier Safety Framework. Güncellenmiş
frontier-yetenek eşikleri ve risk azaltım mekanizmaları. [51]
OpenAI. Preparedness Framework, güncellenmiş sürüm, 2025.
Frontier yeteneklerden kaynaklanabilecek ağır zarar risklerinin
değerlendirilmesine yönelik kurumsal çerçeve. [52]
International Committee of the Red Cross. “Preserving Human Control
over the Use of Force: A Call to Regulate Lethal Autonomous Weapon Systems
under International Law.” 2025. [38]
Tuğaç, Çiğdem. “Yerel Yönetimlerde Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Etik
Yönetişim: Barselona, Şanghay ve Ankara Kentleri Üzerinden Karşılaştırmalı Bir
Analiz.” Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 34,
2025, ss. 160–191. [23]
Bostrom, Nick. Superintelligence: Paths, Dangers, Strategies.
Oxford University Press, 2014. [53]
Brundage, Miles. “Superintelligence: Paths, Dangers, Strategies by Nick
Bostrom.” Akademik kitap değerlendirmesi, 2015. [54]
Tegmark, Max. Life 3.0: Being Human in the Age of Artificial
Intelligence. Alfred A. Knopf, 2017. [55]
Etiketler: #TobyWalsh #2062
#TheWorldThatAIMade #YapayZekâ #ArtificialIntelligence #GenelYapayZekâ #AGI
#HomoDigitalis #YapayZekâEtiği #AlgoritmikYönetişim #GeleceğinEmeği #Otomasyon
#DijitalDönüşüm #AlgoritmikÖnyargı #Mahremiyet #DijitalGözetim
#YapayZekâVeDemokrasi #OtonomSilahlar #AIAlignment #AISafety #AIGovernance
#TeknolojiPolitikası #GelecekÇalışmaları #Süperzekâ #DijitalEşitsizlik
#YapayZekâHukuku #YüksekLisans #Akademikİnceleme
[1] [3] [8] [11] 2062 by Toby Walsh - Black Inc
Books
https://www.blackincbooks.com.au/books/2062?utm_source=chatgpt.com
[2] How might generative AI impact
different occupations?
[4] [47] OECD Employment Outlook 2023
[5] [10] [13] [PDF] 2062 by Toby Walsh
https://www.perlego.com/book/580347/2062-the-world-that-ai-made-pdf?utm_source=chatgpt.com
[6] [15] Why AI is Harder Than We Think
https://arxiv.org/abs/2104.12871?utm_source=chatgpt.com
[7] [44] Scientia Professor Toby Walsh
https://www.unsw.edu.au/staff/toby-walsh?utm_source=chatgpt.com
[9] [45] When Will AI Exceed Human
Performance? Evidence from ...
https://jair.org/index.php/jair/article/view/11222?utm_source=chatgpt.com
[12] Toby Walsh - School of Computer
Science and Engineering
https://www.cse.unsw.edu.au/~tw/?utm_source=chatgpt.com
[14] Economy | The 2026 AI Index
Report | Stanford HAI
https://hai.stanford.edu/ai-index/2026-ai-index-report/economy?utm_source=chatgpt.com
[16] [46] wrong kind of AI? Artificial
intelligence and the future of labour ...
https://academic.oup.com/cjres/article-abstract/13/1/25/5680462?utm_source=chatgpt.com
[17] Experimental evidence on the
productivity effects of ...
https://www.science.org/doi/10.1126/science.adh2586?utm_source=chatgpt.com
[18] [48] Generative AI and Jobs: A
Refined Global Index of ...
[19] AI Will Transform the Global
Economy. Let's Make Sure It ...
[20] [27] Recommendation on the Ethics of
Artificial Intelligence - AI
https://www.unesco.org/en/artificial-intelligence/recommendation-ethics?utm_source=chatgpt.com
[21] [39] Gender Shades: Intersectional
Accuracy Disparities in ...
https://proceedings.mlr.press/v81/buolamwini18a?utm_source=chatgpt.com
[22] [33] [49] Regulation - EU - 2024/1689 -
EN - EUR-Lex - European Union
https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2024/1689/oj/eng?utm_source=chatgpt.com
[23] YEREL YÖNETİMLERDE YAPAY ZEKÂ,
DİJİTALLEŞME ...
https://dergipark.org.tr/tr/pub/cusosbil/article/1683790?utm_source=chatgpt.com
[24] [50] International AI Safety Report
2026
[25] [40]
Thousands of AI Authors on the Future of AI
https://arxiv.org/html/2401.02843v3
[26] Artificial intelligence and
jobs: No signs of slowing labour ...
[28] Artificial intelligence and the
labour market: Introduction
[29] [38] Preserving human control over
the use of force: A call to ...
[30] [35] The 2026 AI Index Report -
Stanford HAI
https://hai.stanford.edu/ai-index/2026-ai-index-report?utm_source=chatgpt.com
[31] [53] Superintelligence - Hardcover -
Nick Bostrom
https://global.oup.com/academic/product/superintelligence-9780199678112?utm_source=chatgpt.com
[32] [55] Life 3.0: Being Human in the
Age of Artificial Intelligence
https://books.google.com/books/about/Life_3_0.html?id=Am9MnQAACAAJ&utm_source=chatgpt.com
[34] [42] Social dialogue and collective
bargaining in the age of ...
[36] OECD AI Principles overview
https://oecd.ai/en/ai-principles?utm_source=chatgpt.com
[37] [52] Our updated Preparedness
Framework
https://openai.com/index/updating-our-preparedness-framework/?utm_source=chatgpt.com
[41] [54] Superintelligence: Paths,
dangers, strategies by Nick ...
https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0016328715000932?utm_source=chatgpt.com
[43] Books – Toby Walsh – AI Author, Speaker and Expert
https://tobywalsh.ai/books/?utm_source=chatgpt.com
[51] Strengthening our Frontier
Safety Framework


Leave a Comment