İklim Belirsizliği ve Risk Yönetişimi: Derin Belirsizlik Altında Karar Verme Yaklaşımları ve Politika Çerçeveleri


Kitabın Adı:
İklim Belirsizliği ve Riski Yanıtlarımızı Gözden Geçirmek   
Yazar             :
Judity A. Curry

Çevirmen:
Sayfa:
448 
Cilt:
Ciltsiz 
Boyut:
13,5 X 21 
Son Baskı:
15 Haziran, 2026 
İlk Baskı:
15 Haziran, 2026 
Barkod:
9786253894054 
Kapak Tsr.:
Kapak Türü:
Karton 
Yayın Dili:
Türkçe 
 
 
Orijinal Dili:
Almanca 
 
Orijinal Adı:
Profane Illumination: Walter Benjamin and the Paris of Surrealist Revolution    



 

İklim Belirsizliği ve Risk Yönetişimi: Derin Belirsizlik Altında Karar Verme Yaklaşımları ve Politika Çerçeveleri

Bu çalışma, Judith A. Curry’nin İklim Belirsizliği ve Riski: Yanıtlarımızı Gözden Geçirmek (2023) adlı eserini temel alarak iklim belirsizliği ve risk yönetimini derinlemesine incelemektedir. Curry’nin argümanları, iklim projeksiyonlarındaki belirsizliklerin (doğal iklim değişkenliği, model sınırlamaları, ölçüm hataları vb.) yeterince dikkate alınmadığını ve bu nedenle politika yapımında aşırı kesin tahminlere gereğinden fazla güvenildiğini savunur. Tezde Curry’nin görüşleri özetlenmiş, bu doğrultuda iklim belirsizliği literatüründeki farklı yaklaşımlar karşılaştırılmıştır. Özellikle olasılıksal (probabilistic) vs. senaryo tabanlı modeller, epistemik vs. aleatorik belirsizlik, derin belirsizlikte karar verme yöntemleri (DMDU/RDM) ve model yapısal belirsizlikleri ele alınmıştır. Çalışmada uluslararası kurumların raporları (IPCC) ve akademik kaynaklar ile bir küresel (sel riski) ve bir Türkiye vaka çalışması (sel ve kuraklık) analiz edilmiş, bulgulara dayalı politika önerileri geliştirilmiştir. Kaynaklar arasında IPCC başta olmak üzere ulusal kurum raporları ve orijinal bilimsel çalışmalar yer almaktadır.

Giriş: Araştırma Soruları ve Kapsam

Küresel ısınma ve iklim değişikliği, yalnızca ortalama sıcaklık artışından ibaret kalmayıp, yoğun yağış, sel, kuraklık, fırtına gibi aşırı hava olaylarının sıklığında ve şiddetinde artışlara yol açmaktadır. Bu durum iklim risklerinin artmasına neden olmakta, belirsizlikler altında alınan uyum ve azaltım kararlarını karmaşıklaştırmaktadır. Bu çalışmanın temel soruları şunlardır: İklim sistemi ve etki analizlerinde hangi belirsizlik türleri (alerotorik/epistemik/model belirsizlikleri) söz konusudur? Belirsizlikler iklim modelleri ve öngörülerini nasıl etkiler? Derin belirsizlik altında karar vermede geleneksel “tahmin et – yap” yaklaşımların yerine senaryo planlama ve esnek karar verme yöntemleri nasıl kullanılabilir? Curry’nin önerdiği öncelikler ile IPCC ve diğer çalışmalardaki yaklaşımlar arasında nasıl bir fark vardır? Araştırma, 2010 sonrası peer-reviewed literatür ile IPCC, BM ve ulusal (Türkiye) raporlarından yararlanarak bu soruları yanıtlamayı amaçlamaktadır. Kapsam olarak Judith Curry’nin kitabı temel alınmış, bunun yanı sıra iklim belirsizliği ile ilgili teorik çerçeveler (karar teorisi, risk yönetişimi, önleyici ilke) ve güncel vaka çalışmaları ele alınmıştır. Şekil 1’de iklim politikası ve bilimindeki bazı önemli kilometre taşları özetlenmektedir.

Rendered Mermaid diagram 1

Şekil 1: İklim politikası ve bilimindeki kilit gelişmelerin zaman çizelgesi.

Yöntem

Bu tez için yapılan literatür taraması Google Scholar, Web of Science, DergiPark gibi akademik veri tabanları ile IPCC raporları, BM belgeleri, NOAA Klima Araştırma arşivleri, Avrupa Birliği Climate-ADAPT portalı ve Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi kaynaklar kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Anahtar kelimeler arasında “iklim belirsizliği, iklim riski, derin belirsizlik, decision making under uncertainty, adaptasyon, probabilistik projeksiyonlar, senaryo analizi” vb. yer almıştır. Öncelikle Judith Curry’nin kitabı ve yazıları incelenmiş, ardından literatürdeki diğer görüşler (ID, AMS, RDM, gibi) detaylıca taranmıştır. Çalışmada en az 8 akademik kaynak (tercihen Türkçe de dahil) kullanılmış; bunlar arasında IPCC, Amerikan Meteoroloji Derneği, Frontiers in Climate dergisi ve uyum projeleri gibi birincil kaynaklar bulunmaktadır. Kaynak seçimi, güncel olması, alana katkısı ve çelişen görüşleri kapsaması kriterlerine göre yapılmıştır.

Literatür İncelemesi

Curry’nin Ana Argümanları

Judith Curry, Climate Uncertainty and Risk adlı eserinde iklim projeksiyonlarının belirsizlik boyutlarına odaklanır. Ona göre IPCC ve benzeri kuruluşlar içsel iklim değişkenliğini, volkanik etkileri veya güneş aktivitesini gerektiği gibi göz önüne almamaktadır. Bu ihmal, özellikle yüzyıl sonrasına ait yüksek ısınma senaryolarını abartılı kılabilir. Curry, iklim senaryoları üzerinde “predict-then-act” tarzı tek görüşlü yaklaşımın tehlikelerine dikkat çeker. Ayrıca CO2 emisyonlarının elbette bir sorun olduğunu kabul etmekle birlikte, bunların acil olarak düşürülmesini biyolojik enerji ihtiyacının önüne koymanın doğru olmadığını savunur. Bu bağlamda, güvenilir enerji arzı gibi faktörlere vurgu yaparak, risk yönetiminde adaptasyonun azaltımdan önce gelmesi gerektiğini öne sürer. Curry üç ana öneride bulunmuştur: (1) Doğal iklim değişkenliğinin etkilerini daha fazla analiz etmek, (2) iklim etkileri değerlendirmelerinde hem olumlu hem olumsuz sonuçları dengeli görmek, (3) politika önceliğini karbon salımını azaltmaktan ziyade uyum stratejilerine vermek.

Ancak Curry’nin bu argümanları literatürde tartışmalıdır. Örneğin IPCC’nın son raporları, son yıllarda aşırı sıcaklık ve yağış olaylarının hem sıklığının hem de şiddetinin arttığını yüksek güvenle ortaya koymaktadır. IPCC, belirsizlikler altında bile “düşük pişmanlık” stratejileri geliştirmeyi vurgulamaktadır. Buna göre, belirsizlik altında uyum ve azaltım politikaları, ekosistem ve toplumları korumak için eş zamanlı yürütülmelidir. Curry’nin vurguladığı “bilimsel görüşler arasında ihtilaf var” noktasının bir uyarı olarak alınabileceği ve belirsizliklerin küçümsenmemesi gerektiği kabul edilebilir. Ancak bilim çevrelerinin büyük çoğunluğu iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğunu ve risklerin ciddi olduğunu kabul etmektedir. Örneğin Amerikan Meteoroloji Derneği, iklim değişikliğinin toplumsal etkilerinin yüksek belirsizlikle birlikte ciddi sonuçları olabileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla Curry’nin aşırı uç senaryolara şüphe ile yaklaşması da dikkate değerken, bu durum iklim risklerinin gözardı edilmesi gerekçesi olmamalıdır.

Olasılıklı vs. Senaryo Temelli Yaklaşımlar

Belirsizlik yönetiminde iki temel analiz yaklaşımı öne çıkar. Olasılıklı projeksiyonlar (probabilistic forecasts) gelecekteki sonuçları olasılık dağılımlarıyla değerlendirir ve beklenen zarar ya da risk metrikleri oluşturur. IPCC Gıda Tarımı ve Azaltım raporlarının bazılarında bu tarz yöntemler kullanılmıştır. Ancak bu yöntemler ancak mevcut verilerin yeterli olduğu ve belirsizliğin göreli küçük olduğu koşullarda güvenilir sonuç verir. Öte yandan senaryo temelli analizler, politikacıların önüne belli trajektörler koyar; bu senaryoların her birine kesin olasılık vermek yerine, uç durumlar ve eğilimler incelenir. Fon yönetiminde senaryolar, istatistiksel yöntemlerle tamamlayıcı rol oynar. Fakat Curry ve diğerleri gibi eleştirmenler, IPCC’nin kullandığı RCP/soc bildirim yollarının (“senaryo”ların) olasılık tavsiyeleri içermediğini; özellikle RCP8.5 gibi en uç senaryoların gerçekleşme olasılığının çok düşük olduğunu iddia eder. Eğer bu iddia doğruysa, belirsizlik analizinde en muhtemel senaryoların gözardı edilmiş olabileceği anlamına gelir. Bu nedenle, belirsizlik altında politika oluştururken olasılıklı ve senaryo temelli analizler birlikte değerlendirilmelidir.

Derin belirsizlik koşullarında Decision Making under Deep Uncertainty (DMDU) yöntemleri önerilir. Geleneksel “tahmin et-yap” modeli, ileriye dönük tek bir resmi senaryoya dayalı kararlarla sınırlıdır ve belirsizlik büyüdükçe zayıflar. NOAA’nın belirttiği gibi, DMDU’da bir plan önceden seçilir ve bu plan çok sayıda olası geleceğe karşı stres-test edilir; böylece stratejinin farklı koşullarda nasıl performans gösterdiği anlaşılır. Robust Decision Making (RDM) gibi teknikler, stratejileri geniş bir senaryo havuzunda test ederek sadece bir tahminde değil, tüm muhtemel geleceklerde makul sonuç üreten çözümler bulmaya odaklanır. Özetle Tablo 1’de görüldüğü gibi farklı yöntemlerin güçlü ve zayıf yönleri karşılaştırılmaktadır. Örneğin RDM, sınırlı olasılık bilgisinde bile dayanıklı (robust) çözümler ararken, olasılıklı modelleme büyük belirsizlikle baş etmekte zorlanır. Bu farklı analiz türleri, iklim riski yönetiminde birbiriyle tamamlayıcı olarak kullanılabilir.

Yöntem

Tanım ve Özellikler

Avantajları

Dezavantajları

Olasılıklı Modelleme

Gelecekteki etkileri olasılık dağılımlarıyla temsil eder. Örneğin sıcaklık artışı PDF'leri.

Beklenen zarar gibi istatistiksel risk hesaplaması yapılabilir.

Derin belirsizlikte olasılık bulmak güç, kritik uç ihtimaller ihmal edilebilir.

Senaryo Planlama

Farklı emisyon/sosyal trajektörlere (senaryolara) dayalı analiz. RCP gibi.

Uç durumları ve alternatif gelecekleri gözetir. Kapsamlı bakış sunar.

Her senaryoya olasılık verilmediğinde karar desteği eksik kalabilir.

Robust Karar Verme (RDM)

Stratejileri çoklu senaryoda test eden DMDU yöntemi.

Derin belirsizlikte bile dayanıklı çözümler bulur. Düşük-risk seçenekleri öne çıkar.

Karmaşık, büyük veri gerektirir; hesaplama maliyeti yüksektir.

Mitigasyon Politikaları

Karbon vergisi, piyasa mekanizmaları gibi emisyon azaltım araçları.

Uzun vadeli emisyon azaltımına yön verir. Bazı model sonuçlarını optimize eder.

Kısa vadede yüksek belirsizlik, sosyo-ekonomik maliyetler; karbon fiyatı belirleme zorluğu.

Adaptasyon Tedbirleri

Altyapı güçlendirme, erken uyarı, arazi yönetimi gibi etki azaltım önlemleri.

Mevcut ve öngörülen etkileri doğrudan azaltır. Düşük-pişmanlık çözümler üretir.

Kısa vadede etkili olsa da yüksek belirsizlik altında planlama karmaşıktır.

Bilgi ve Araştırma Yatırımları

Gözlem, model geliştirme, veri altyapısı iyileştirmeleri.

Epistemik belirsizlikleri azaltarak karar altyapısını güçlendirir.

Hemen sonuç vermez; yeni belirsizlik kaynakları ortaya çıkabilir.


Tablo 1: İklim belirsizliğinde karar yöntemlerinin karşılaştırılması (kaynak: IPCC AR6
, AMS 2019).

Epistemik ve Aleatorik Belirsizlikler

İklim risk literatüründe sıkça sözü edilen ayrım, aleatorik belirsizlik (sistemsel rastgelelik) ile epistemik belirsizlik (bilgi eksikliği) arasındadır. Aleatorik belirsizlik, iklim sisteminin doğal iç değişkenliğinden kaynaklanır ve mutlak anlamda ortadan kaldırılamaz. Örneğin atmosferdeki kısa ve uzun vadeli salınımlar bilimsel olarak tahmin edilemez; sadece istatistiksel dağılım içinde ifade edilebilir. Buna karşılık epistemik belirsizlik, model eksiklikleri, parametre hataları veya gelecek emisyon gibi bilinemeyen değişkenlerden kaynaklanır. Epistemik belirsizlik, yeni veriler ve araştırmalarla zaman içinde azaltılabilir. Dolayısıyla politika yapıcılar için öncelik, epistemik belirsizliği azaltmaya (araştırma, gözlem yatırımı) ve aleatorik belirsizliği yönetebilecek esnek stratejiler geliştirmeye yöneliktir.

Eleştirel Analiz

İklim risk yönetimi bağlamında Curry’nin bakış açısı, önleyici ilke ve risk yönetişimi kavramlarıyla genişletilebilir. IPCC’nin dördüncü değerlendirme raporuna göre, önleyici ilke “tam bilimsel kesinlik yokluğunda, ciddi veya geri dönülmez zarar tehdidi söz konusu ise tedbir alınmasını” öngörür. Bu ilkeye göre, bilimsel veriler tam olarak olgunlaşmamış olsa bile, tehlikeli iklim riskleri ortaya çıkmadan önce uyum ve azaltım önlemleri planlanmalıdır. Dolayısıyla, Curry’nin altını çizdiği belirsizlik uyarısı, aslında bu önleyici yaklaşımın doğal bir uzantısıdır: belirsizlik, eylemi beklemek için bir mazeret olmamalıdır.

Diğer yandan, karar teorisindeki risk yönetişimi literatürü, seçimleri basitçe riske karşı tutumla açıklamaktan kaçınır. Örneğin Graham ve Wiener (1995) önermektedir ki çevresel tercihler, bir riski azaltırken başka bir riski artırabilir (örneğin iklim değişikliği riski ile enerji güvenliği riski). Bu bağlamda Goklany (2002) da, riskler arasında önemli derecede belirsizlik varken fayda-maliyet analizlerinin ötesine geçilmesi gerektiğini vurgular. Karar analizi çerçevesinde, çoğu modelde doğrusal olmayan geri beslemeler ve belirsizlikler nedeniyle tek “optimal” çözümden bahsetmek zorlaşır. Bu yüzden ipuçları sunan çok-kriterli analiz (ÇKA) ve çok senaryo analizlerinin kullanılması önerilir.

Risk yönetimi teorileriyle örtüşen bir diğer görüş, iklim probleminin “süper-ahlakçı olmayan” (super-wicked) bir problem olarak tanımlanmasıdır (Levin vd., 2012). Bu tanıma göre çelişen çıkarlar, güç dengesizlikleri ve merkezi otoritenin yokluğu, iklim karar süreçlerini daha da karmaşıklaştırır. Böyle bir ortamda belirsizlikle esnek başa çıkacak yöntemler (örneğin adaptasyon yol haritaları, senaryo portföyleri) daha kabul edilebilir olur. NOAA’nın DMDU yaklaşımını özetleyen modelde de, karar vericilerin uygulamayı planladıkları stratejileri çoklu gelecekler altında test etmeleri daha güvenilir sonuçlar verir. Şekil 2, derin belirsizlik altında karar verme sürecini göstermektedir (kaynak: NOAA).

Rendered Mermaid diagram 2

Şekil 2: Derin belirsizlik altında karar-verme süreci (kaynak: NOAA Climate Resilience Toolkituyarlanmıştır).

Vaka Çalışmaları

Küresel Örnek: Sel Riskleri

Dünya genelinde iklim değişikliğinin etkisiyle sel felaketleri sıklığı önemli ölçüde artmıştır. Meteoroloji kaynaklı veriler, 1990–2023 döneminde sel afetlerinin sayısının sürekli yükseldiğini göstermektedir (Şekil 1). Örneğin 2021 yılında dünya genelinde 432 büyük doğal afet yaşanmış ve bunların 223’ü sellere bağlıdır; bu, önceki 20 yıl ortalamasına göre %36 daha fazladır. Bu eğilim, atmosferdeki sıcaklık artışının yağış şiddeti üzerindeki etkisiyle tutarlıdır.

Sel risklerini yönetmek için birçok ülke uyum stratejileri uygulamıştır. Hollanda’nın Delta Projesi gibi yapısal müdahaleler su baskını riskini ciddi biçimde azaltmıştır. Bu projelerde, geniş senaryo setleri üzerinde yapılan hidrodinamik modeller ve belirsizlik analizleri kullanılmıştır. Ayrıca düşük maliyetli önlemler (rant gidişatı dönüştüren yeşil altyapı, taşkın koruma bariyerleri, erken uyarı sistemleri) devreye alınmıştır. AMS raporunda belirtildiği gibi, iklim riski çok boyutlu bir olgu olup, adaptasyon, azaltım, jeomühendislik ve araştırma gibi çoklu araçlar birlikte değerlendirilmelidir.

Türkiye Örneği: Sel ve Kuraklık

Türkiye, iklim değişikliği etkileri açısından kritik bölgeler arasında yer alır. Ülkemizde 2010–2021 döneminde Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 2486 şiddetli yağış/sel olayı yaşanmıştır; bu, aynı dönemde en çok görülen meteorolojik afete (fırtına: 2645 olay) yakın bir değerdir. 2018-2020 yıllarında her yıl 200’ü aşkın sel afeti kaydedilmiş, 2020’deki sel olayı sayısı önceki yıllara göre belirgin biçimde artmıştır. Bu veriler, Türkiye’nin uyum ve risk planlamasında esnek önlemler ihtiyacını ortaya koymaktadır. Örneğin, Derin Belirsizlik Altında Karar Verme teknikleri kullanılarak İstanbul için aşırı yağış senaryolarına göre altyapı kapasitesi test edilmektedir.

Kuraklık da Türkiye’de artan bir risk faktörüdür. Doğu Akdeniz Bölgesi’nde son yıllarda aşırı kuraklık dönemleri gözlenmiştir. Bu bağlamda tarımsal su yönetimi, rezervuar optimizasyonu ve tarımsal sigorta programları ön plana çıkmaktadır. Örneğin Türkiye Hidrojeoloji Atlası ve İklim Projeksiyonları, bölgesel su kaynakları planlamasında kullanılmakta; belirsizliklere rağmen su depolama ve sulama stratejileri uyarlanmıştır.

Tablo 2’de Türkiye özelinde bazı politika seçenekleri özetlenmiştir. Burada düşük-pişmanlık ilkesi ile esnek mühendislik çözümleri (yeşil altyapı, çok amaçlı barajlar, akıllı tarım sigortası vb.) vurgulanmaktadır. Göz önünde bulundurulması gereken unsurlar arasında karar alma süreçlerine toplum katılımı, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve finansman mekanizmalarının çeşitlendirilmesi sayılabilir.

Politika/Müdahale

Örnek Uygulama (Türkiye)

Avantajları

Zorlukları

Yeşil Altyapı ve Dere Islahı

Sel alanlarına yağmur bahçeleri, geniş drenaj sistemleri

Aşırı yağışlarda hızlı su tahliyesi; kentin çevresel dayanıklılığını artırır.

Yüksek yatırım maliyeti; mevcut altyapıya entegrasyon gerektirir.

Erken Uyarı ve Eğitim

Meteorolojik uyarı SMS sistemleri; kuraklık/suç eğitim programları

Can kaybını azaltır; toplumu bilinçlendirir.

Teknoloji ve iletişim altyapısına bağlı. Sürekli bilinçlendirme gerekir.

Su Yönetimi Politikaları

Akarsu havza yönetimi, baraj rezervleri optimizasyonu

Su kıtlığı riskini azaltır; tarımsal verimliliği korur.

Kuraklık belirsizliği altında hangi senaryoya göre planlanacağı karışık.

Tarım ve Arazi Düzenlemeleri

Kuraklığa dayanıklı ekin çeşitleri, ekim zamanlarının öne çekilmesi

Tarımı iklim etkilerine karşı esnek hale getirir.

Pazar ve sosyal faktörlerden etkilenir; adaptasyon süre alır.

Afet Sigortası ve Finansman

Halk Sigorta Fonu’na afet primleri, AB altyapı fonları

Ekonomik riskleri topluma yayar; hızlı müdahale kaynakları sağlar.

Prim maliyetleri tartışmalı; belirsizlik altında fiyatlama zorluğu.

Veri ve Araştırma Yatırımı

Kuraklık/seller için izleme sistemleri, iklim modeli geliştirme

Bilgi tabanını güçlendirir, belirsizlikleri zamanla azaltır.

Uzun vadeli sonuç; anlık risk azaltımı sağlamaz.

Tablo 2: Türkiye’de iklim adaptasyonu için politika seçenekleri (kaynak: T.C. ÇŞB Uyum Eylem Planı, IPCC raporları ve yerel çalışmalar).

Politika Önerileri ve Sonuç

İklim belirsizliğinin yüksek olduğu bir dünyada, politika yapıcıların tek bir kesin projeksiyona güvenmek yerine dayanıklı ve esnek stratejiler geliştirmesi gerekir. Öncelikle, ulusal politikalar önleyici ilkeye uygun biçimde daha agresif hale getirilmelidir: ciddi iklim riskleri netleşene kadar eylem geciktirilmemelidir. Buna ek olarak kurumsal kapasite artırımı önemlidir. Meteoroloji veritabanları ve erken uyarı sistemleri iyileştirilmeli, yerel yönetimlerde afet ve uyum planlaması uzmanlığı geliştirilmelidir. Yatırımlar planlanırken ticari sigorta ve kamu finansmanları çeşitlendirilmeli, böylece beklenmeyen zararlar hızlı karşılanabilmelidir.

Türkiye özelinde, adaptasyon stratejileri çok senaryolu yaklaşımla tasarlanmalıdır. Örneğin İklim Değişikliği Ulusal Adaptasyon Stratejisi’nde küresel iklim projeksiyonlarının geniş aralıkları göz önüne alınarak esnek önlemler belirlenmelidir. Bu kapsamda uyum yolları (adaptation pathways) oluşturulabilir: Belirli bir geleceğe kilitlenmek yerine, iklim verileri güncellendikçe revize edilebilen çok aşamalı planlar yapılmalıdır.

Son olarak, uluslararası işbirliği güçlendirilmelidir. Türkiye, AB ve UNDP destekli projelerle uyum finansman kaynaklarına erişmeli, özellikle Kıyı ve Tarım odaklı risk azaltım projeleri yaygınlaştırılmalıdır. Bu sayede hem makro düzeyde iklim hedeflerine katkı sağlanacak hem de belirsizlikler içinde kırılgan kesimlerin güvenliği artırılacaktır.

Sonuç

İklim değişikliği yüksek belirsizlikli bir risk alanıdır. Judith Curry’nin vurguladığı gibi, “iklim belirsizliği” göz ardı edilemez ve karar vericilere rehberlik eden varsayımların sorgulanması gerekir. Ancak bu, iklim değişikliğinin yarattığı gerçek risklerin küçümsenmesi anlamına gelmez. Aksine, belirsizlik bilinciyle politika geliştirmek, hem zararları minimize eden hem de kaynakları etkin kullanan çözümler üretir. IPCC’nin de belirttiği gibi, farklı senaryolar ve çok boyutlu analizlerle düşük pişmanlıklı (low-regret) stratejiler tanımlanmalıdır. Türkiye’de ve dünyada, önleyici ilke rehberliğinde esnek, katılımcı ve bilgiye dayalı adaptasyon politikalarına geçilmesi, iklim risklerinin yönetiminde hayati önemdedir.

Kaynaklar

·         American Meteorological Society (AMS) (2019). Climate Change Risk Management. Bulletin of the American Meteorological Society. .

·         Climate-ADAPT (2017). İklim Değişikliğine Uyumda Belirsizlik Rehberi. Avrupa Birliği. .

·         Curry, J. (2011). Reasoning about climate uncertainty. Climatic Change, 108(4), 723–728. .

·         Curry, J. (2023). Climate Uncertainty and Risk: Rethinking Our Response. Bloomsbury Academic.

·         IPCC (2022). Climate Change 2022: Impacts, Adaptation and Vulnerability (AR6 WGII SPM). .

·         Lempert, R. J., & Lawrence, J. (2024). The use of decision making under deep uncertainty in the IPCC. Frontiers in Climate, 6, 1380054..

·         NOAA Climate Resilience Toolkit (2021). Introduction to Decision Making under Uncertainty. .

·         T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (2024). Ulusal İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı.

·         UrClimate Next (2025). Sel riski analiz platformu. UrClimate.

·         Darwall, R. (2023). Book Review: Climate Uncertainty and Risk. RealClearEnergy.

·         Diğer kaynaklar: AMS 2019, IPCC AR6, adaptasyon projeleri ve ulusal kurum verileri.


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.