Nöromatik: Din, Beyin, Bilim ve Sekülerleşmenin Soykütüğü Üzerine Eleştirel Bir İnceleme
Nöromatik
| Yayınevi | Say |
| Orijinal Adı | Neuromatic: A Particular History of Religion and the Brain |
| Çevirmen | Ayşe Deniz Temiz |
| Baskı Sayısı | 1.Baskı |
| Baskı Tarihi | 2023 |
| Boyut | 13,5x21 |
| Sayfa Sayısı | 520 Sayfa |
Nöromatik: Din, Beyin, Bilim ve Sekülerleşmenin Soykütüğü Üzerine Eleştirel Bir İnceleme
John Lardas Modern’ın Nöromatik:
Din ve Beynin Tarihçesinde Özel Bir Yaklaşım adlı eseri, dinî düşünce ve
beyin bilimlerinin iç içe geçmiş tarihini Foucaultcu bir soykütük yöntemiyle
ele alır. Modern, beynî paradigmanın yükselişini ve bunun dinî
anlayışlar üzerindeki etkilerini inceler. Eser, 18. yüzyıldan günümüze uzanan
bir zaman aralığında; kuantum benzeri titreşimler (Emanuel Swedenborg’un tremülasyon
kuramı), frenoloji, elektroensefalografi, sibernetik, psikokültürlü akımlar
(Scientology, parapsikoloji, kült edebiyat akımları) ve 1978 Napa akıl
hastanesi olayları gibi olguları bir araya getirerek sekülerleşmenın
beyin-din ilişkisi bağlamında yeniden değerlendirilmesini sağlar. Modern,
sinirbilimin nesnel değerlendirmelerinin aslında sürekli dinî motifleri
içerdiğini göstererek, beyni “yaşamın nihai anahtarı” olarak gören güncel
bilişsel bilim eğilimlerine eleştirel bir pencere açar.
Giriş
Modern’in Nöromatik kitabı,
dini olguları açıklamak için geliştirilen bilişsel bilim modellerinin
tarihsel kökenlerini ve paradigmasını sorgulamayı amaçlar. Araştırma
sorularımız şunlardır: 1) Modern’e göre “neuromatik” anlayış nedir ve bu
anlayış tarihsel olarak nasıl ortaya çıkmıştır? 2) Modern, beyin-bilim ve din
ilişkisini tarih boyunca hangi olay ve fikirlerle ilişkilendirir? 3) Nöromatik
eseri mevcut din ve bilim çalışmaları literatüründe hangi boşlukları doldurur
ve nasıl bir yöntem kullanır? Tezimiz, Modern’ın beyin merkezci sekülerleşmeyi
eleştirerek dinî ve bilimsel söylemler arasındaki yapay ayrımları ortadan
kaldıran geniş kapsamlı bir tarihsel anlatı sunduğudur. Yani Modern, seküler
bilim söyleminin aslında dönüştürücü ve mistik ögelerle iç içe geçtiğini
göstererek, beynin dinî anlayışla kopmaz bağını ortaya koyar.
Literatür İncelemesi
Din ve sinir
bilimlerinin ilişkisini inceleyen literatür iki ana akımda toplanabilir: (a) Bilişsel
Din Bilimi (BDBilim), insanın doğuştan gelen zihinsel mekanizmaları
üzerinden dinî inanç ve davranışları açıklar; (b) Nöro-Teoloji veya dinin
nörobilimsel araştırmaları, dinî deneyimlerin beyin düzeyindeki
karşılıklarını (nöral korelasyonları) araştırır. Bilişsel din bilimi, Pascal
Boyer, Justin Barrett gibi isimlerle evrimsel psikoloji ve bilişsel psikoloji
temelli modeller geliştirirken, Andrew
Newberg ve Eugene D’Aquili gibi nörobilimciler neurotheology alanında
beyin görüntüleme teknikleriyle “ilahi deneyimi” inceler. Ancak her iki alan da
din ile seküler bilim arasındaki ikiliği öncüller kabul eder ve bunun
nasıl inşa edildiği pek sorgulanmaz. Modern’in işaret ettiği gibi, mevcut CSR
(Cognitive Science of Religion) çalışmaları “seküler-dinsel ikiliği” mutlak
sayar ve bu veriler üzerine mutlak bir nesnellik göndermesi yapar. Talal Asad
gibi düşünürler, din kavramının toplumsal inşa süreçlerine dikkat çekmiş;
Modern ise bu fikri genişleterek beyin bilimindeki önvarsayımları eleştirel
olarak çözümlemeyi hedefler.
Alanında yayımlanan incelemeler, Bilişsel
Din Bilimi’nin önemli mekaniği olarak “Faillik Algısı (HADD)”, Zihin Kuramı ve
teleolojik akıl yürütmeyi gösterir. (Örneğin
Gümüşhane Üniversitesi’ndeki bir bibliyometrik çalışmada, HADD ile Zihin
Kuramı’nın CSR literatüründe öne çıkan kavramlar olduğu tespit edilmiştir.)
Nöro-teoloji literatüründe ise, batıl inanç gibi süreçlerin duygu düzenlemeden
çok algısal-mekanik eğilimlere bağlı olabileceğini ileri sürenler vardır. Ancak
eleştirmenler, sinir bilim ve dinin doğrudan eşleşme hipotezine felsefi
şüpheyle yaklaşır; Daniel De Haan’ın belirttiği üzere “din nörobiliminin
felsefi tuzakları” arasında, indirgemeci çıkarımlar ve insan deneyimlerinin
mekanik yorumlanması gibi riskler vurgulanmıştır.
Modern’ın çalışması bu literatüre nispeten
yeni bir perspektif kazandırmaktadır. Nöromatik, din ve beyin arasındaki
ilişkiyi yalnızca bilimsel paradigmaların ürünü olarak değil, kültürel ve
tarihsel bir soykütük içinde ele alarak eleştirir. Yani
Modern, Foucault’nun yöntemini benimseyerek beyin-bilim alanındaki iddiaların
altında yatan soykütükleri açığa çıkarmayı amaçlar. Bu
bağlamda, Modern’ın eseri din tarihi, bilim tarihi ve düşünce tarihi
çalışmalarına hitap eden disiplinlerarası bir konum kazanır.
Bölüm Bazında Analiz
Prolog ve Giriş. Modern, prologda (Already Gone) modern bilimin “bilinç/ruh”
sorunsalına dair yüzeysel yaklaşımlarının ötesine geçer. Giriş (Saturation ve
yaklaşma bölümleri), nöromatik paradigmanın çerçevesini çizer: 18. yüzyıldan
başlayarak insan deneyiminin tamamını beyinde açıklama çabalarının yükselişini,
dinî kaygılarla kesişen noktalarını sunar. Tanıtım
metni, yazarın Foucaultcu bir soykütük perspektifiyle 19. yüzyılın ikinci
yarısından II. Dünya Savaşı sonrası döneme uzanan bilim felsefesi tarihinin
başka bir resmini çizdiğini belirtir.
I. Düşünen Bilişsel Bilimciler ve Din. Birinci ana bölüm, güncel Bilişsel Din Bilimi araştırmalarına
odaklanır. Modern, özellikle “Hiperaġent Algılama Cihazı” (Hyperactive
Agency Detection Device – HADD) modeline eleştirel bakar. HADD hipotezi,
insanların evrimsel olarak rastgele uyarımlarda kolayca bilinçli ajans
(tanrısal irade, ruh vb.) algıladığını öne sürer. Modern, bu eğilimi
eleştirerek 1940’larda Smith College’da gerçekleştirilen bir deneyden (şekil
projeksiyonlarıyla kadın katılımcıların deneyimleri) ve 18. yüzyılda rahip John
Jonathan Edwards’ın dini uyanış deneyimlerine dair gözlemlerinden yola
çıkar. Buradaki
temel argüman, HADD gibi nörobilimsel modellerin “dinî” algıyı patolojik/yanlış
kabul ederek dinî deneyimi bilim-dışı bir alan ilan ettiğini göstermektir.
Modern, Edwards’ın “HADD”ci bir açıdan yeniden okunabileceğini ve erken dönem
Hıristiyan coşkusunun nörobilimsel devinimle eşdeğer biçimde yorumlandığını
ortaya koyar. Genel olarak, Birinci Bölüm, CSR’e tarihsel paralellikler
kurarak bilişsel modellerdeki değer yargılarını ifşa eder. Özellikle,
modern beyin bilimindeki açık-seçik nesnellik iddialarının arkasında,
seküler/dinsel ayrımının nasıl natüralize edildiğine dikkat çeker.
II. Ne Madde Ne de Ruh: Bilgi
Soykütüğüne Doğru. İkinci ana bölüm, beyin-bilim
anlayışını şekillendiren bilgi kuramı geleneğini inceler. Modern,
özellikle Emanuel Swedenborg’un 1718’de yayımlanan “tremülasyonlar”
makalesinden başlamıştır. Swedenborg, zihinsel ve ruhsal olayları mikroskobik
titreşimlerle açıklamaya çalışmış, titreşimleri eşzamanlı “mekanik hareket” ve
“ilahi akışın mihengi” olarak tanımlamıştır. Modern, bu Swedenborgcu
titreşim metaforunun zaman içindeki izlerini sürerek 19. yüzyıl
frenolojisinden (Gall) 1860’larda motor korteksi keşfeden Paul Broca’ya, 20.
yüzyılda elektroensefalografi (Hans Berger) ve erken sinir ağlarına bağlar. Bu süreçte,
titreşimler-mekanik ilişkisinin hem maddeci hem de mistik yorumlarına dikkat
çeker. Modern, Swedenborg’un fikirlerinin bilgi kuramı ve sibernetiğe nasıl
evrildiğini göstermek için “nöromatik piety” (inanç) kavramını kullanır: Beyni
hem maddi bir yapı hem de “metafiziksel ufuk” olarak ele alan yaklaşımın bilgi
teorisiyle nasıl melezlendiğini tartışır. Örneğin: “Swedenborg’un
titreşim kuramı hem mekanistik hem de ilahi akışın mihengi olarak hareket
ediyordu” ifadesi, Modern’ın bu bölümde gösterdiği karmaşayı özetler. Modern, bu
bölümde ayrıca 20. yüzyıl öncesinde ortaya çıkan bilgiyle ilgili deneyimleri
(örn. erken EEG deneyleri, biofeedback) ve sinirsel bilgiye dair ontolojik
tartışmaları ele alarak modern “bilgi tanecikçiliği” anlayışının tarihsel
kökenlerini ortaya koyar.
III. Nöromatik’i Tasarlamak. Üçüncü ana bölüm, 20. yüzyılda bilginin bilim-kurgu ve kültürel
akımlarda nasıl işlevlendirilip dinî simgelere dönüştüğüne odaklanır. Modern,
bilgi kuramı ve sibernetik unsurlarını mistik/metafizik amaçlarla kullanan
arayışçılardan bahseder. Örneğin, L. Ron Hubbard’ın Scientology’si
(1950’lerdeki Dianetics kitabı) “insan iletişimini aşamaların bir
arayüzü” olarak kurgulamış; Eileen J. Garrett (medyum), Brion Gysin (Beat
kuşağı sanatçısı) ve William S. Burroughs (yazar) gibi isimler de bilgi
merkezli araçları doğaüstü deneyimler için birer yönlendirici olarak
kullanmışlardır. Modern’ın
ifadesiyle bu figürler her biri “nöromatik iletişim teorilerini destekleyen
metafiziksel bir şifre” üretmiştir. Ayrıca bu
bölümde kesişen işler: karakterlerin “kıyıdaki” denemeleri (örneğin Gysin’in
cut-up tekniği, Burroughs’un sanrılı anlatıları) ve bunların bilgi algısı ve
inançla ilişkisi. Sonuçta Modern, seküler-nöromatik terminolojinin tuhaf
soytarılarca nasıl farklı amaçlarla içselleştirildiğini, hatta dönüştürüldüğünü
gösterir. Bu pasaj boyunca yazar, dilinde mizahi ve deneysel bir tarz
kullanarak “kes-yapıştır” (cut-up) metinlerle okuyucuya meydan okur.
IV. 1978 Çevresinde Elektrik Şok
Tedavilerinin Tarihi. Dördüncü bölüm, nöromatik
paradigmaların en ürkütücü uygulama alanlarından biri olarak elektrik şok
tedavisini ele alır. Olay örgüsü, Napa Eyalet Akıl Hastanesi’nde
(1970’lerin) yaşanan protesto ve radikal deneysel teknikler etrafında
şekillenir. Modern, 19. yüzyılın sonlarından 1978 yılına dek Napa’da akıl
sağlığı reformu ve elektrot kullanımı tarihini izler. Örneğin, türetilmiş
başlıklar altında “Elektrikli Aşk Terapisi”, “Leonard Frank’ın Sakalının
Tıraşı” gibi bölümler, dönemin sinirbilimsel hevesinin hayata geçirdiği tatsız
uygulamalar üzerinden dinî-ticari iklimi sorgular. Modern, bu bölümde
nöromatiğin “beklenmedik, rahatsız edici ve korkutucu sonuçlar”ını
vurgular ve beyinden mutlak biyomedikal çıkarımlara ulaşma girişimlerinin etik
ve toplumsal boyutlarını ortaya koyar. Ayrıca cinsiyetçilik ve ırkçılık gibi
temasal konulara da değinir: Birinci bölümde dinî duygunun dişil bir özellik
sayılması örneği, ikinci bölümde beyindeki mükemmellik fikrinin beyaz erkek
normuna dayalı olduğunun altı çizilmiştir. Modern bu
örneklerle, nöromatiğin sadece teknik bir dünya görüşü olmadığını; tarih
boyunca toplumsal önyargılarla dolu olduğunu gösterir.
Ayrıca her bölüm arasında kurulan ara (Synaptic Gap) pasajlarıyla Modern,
bölümler arası geçişlerde kendi yorumlarını ekler ve okuyucuya “elektronik” bir
ritim sunar. Özetle, Modern kitabın bütününde, kaynak olarak birinci el
tarihsel belgeler, arşiv materyalleri, bilimsel makaleler ve popüler medya
örneklerini kullanmıştır; metinleri kentli bir eleştirel gözle harmanlayarak,
bilim-sanat-din karışımına yeni bir yorum getirir.
Eleştirel Değerlendirme
Nöromatik’in en büyük gücü, farklı zaman ve mekânlarda farklı disiplinleri ve
alt kültürleri ustaca örerek geniş bir tarih anlatısı sunmasıdır. Modern’ın
titiz arşiv ve literatür kullanımı, konunun sınırlarını aşar; Josephe
Humbolt’tan Mattachine Society’e kadar pek çok kaynaktan beslenir. Genealogik
yöntemle seküler dünyanın içinden “kaçırılan” dini imgeleri gün ışığına çıkarır. Türkçeye
“neden kuantum beyin” diye çevrilen projeyle, formel bilimin dışındaki
arayışları “ödünç” alarak beyin merkezci düşünceyi deşifre eder. Modern’ın
eleştirisi, toplumsal ve kültürel eleştiriyle harmanlanmış bu tarihsel
perspektifte derinleşir: Nöromatik, bilimsel verileri “kuşkuyla”
yorumlar, nörobilimcileri Ahab gibi tanımlayarak onlardan kaçış yolları arar.
Ancak eserin bazı zayıf yönleri de
eleştirmenlerce vurgulanmıştır. Metin dağınık ve atlama geçişlerine açıktır;
örneğin Levy, kitaptaki eleştirinin tam olarak nerede durduğunu bulmanın zor
olduğunu belirtir. Modern’ın
“nefsi arzuları” üzerinden ilerleyen üslûp, bazı okuyucular için bulanık
kalabilir. Ayrıca methodolojik belirsizlik eleştirisi yapılabilir:
Modern genellikle sistematik karşılaştırmalar veya ampirik veriler sunmaktan
kaçınır; bunun yerine alegorik bir anlatım tercih eder. Bu, eseri kimi zaman
hipotezsel bir hikâye gibi hissettirir. Tarihsel vakalar seçkicidir; örneğin
kitabın daha fazla coğrafi kapsam veya farklı kültürlerden örneklerle
desteklenebileceği söylenebilir. Bununla birlikte, eleştirmenler Modern’ın
ayrımcılık meselelerini de yeterince derinleştirmediğini (örn. beyaz erkek
normuna dair çıkarımlar) not etmiş, bu yönün çalışmanın gerekçeli eksikliği
olduğunu belirtmiştir. Genel
olarak, eleştirmenler Nöromatik’in tutkulu ve yaratıcı tarzını över;
bazıları bunun “kültür jüri” formatında bir “bilgi-teknoloji fantezisi”
olduğunu yazar. Yine de,
çok katmanlı üslûbu ve holistik yaklaşımı akademik standartları zorlayabilir.
Din, Sinirbilim ve
Entellektüel Tarih Açısından Çıkarımlar
Modern’ın
bulguları, din çalışmaları ve beyin bilimleri arasında yeni açılımlar vadeder.
Dinî çalışmalar açısından Nöromatik, “sekülerleşme” kavramına eleştirel
bir alternatif sunar: Bilimsel bazda “şüpheci aydınlanma” yerine, bilginin
kendisinin eski mitlerle örülü olduğunu savunur. Bu da
dinsel inançların nesnel araştırmalardan ayrı tutulamayacağını gösterir.
Sinirbilim açısından ise Modern, beyin teorilerinin kültürel yükleri olduğuna
işaret ederek aşırı indirgemeci yaklaşımlara karşı uyarır. Yani beyin
görüntülemede bulunan “Tanrımerkezi bölgeler” gibi bulguların, varolan inanç
sistemlerinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini ima eder. Modern’ın
çalışması, bilimin toplumsal bağlamda şekillendiğini yeniden hatırlatır; bu
yönüyle Thomas Kuhn benzeri düşünce tarihine atıfta bulunur.
Entelektüel tarih
açısındansa Modern’ın eseri, fikirlerin kollarını gösteren bir soykütük
kitabıdır. Sibernetik, bilgi kuramı, dile getirilmemiş inançlar gibi
alanlar arasındaki gölgeli kesişimleri gün ışığına çıkarmıştır. Bu sayede Nöromatik,
yalnızca din ve sinirbilim tarihçilerinin değil, bilim-tarihçilerinin de
dikkatini çeker. Modern’ın “insan beyni nihai makine” anlatısını sorgulaması,
insanların kendini anlama biçimini yeniden düşünmeye çağırır. Psychology
Today incelemesi de Modern’ın çalışmasını “inanışın doğasını” sorgulattığı
için övmüştür. Özetle,
Modern’ın çalışması disiplinlerarası diyaloğu zenginleştirir: Beyni ve ruhu
ayrı kutulara sığdırmaya karşı çıkarken, din alanındaki araştırmaların
yöntemsel önkabul koşullarını da gözden geçirmeye zorlar.
Gelecek Araştırmalar İçin
Öneriler
Nöromatik’in gösterdiği büyük manzarada hâlâ pek çok keşfedilecek ayrıntı
vardır. Örneğin Modern’ın vurguladığı “nöromatiğin ırksal ve toplumsal
boyutları” daha sistematik incelenebilir. Özellikle
Watson ve Crick sonrasında ortaya çıkan genetik-mikroskobik metaforların, dinî
anlatılarda ve kimlik politikalarında nasıl yankılandığı araştırılabilir.
Ayrıca, Nöromatik'te geçen deneysel ve anarşist nüveler (beat edebiyatı,
kripto-viktoryan uygulamalar, LSD deneyleri vb.) Türkiye veya diğer
bölgelerdeki benzer fenomenlerle karşılaştırılabilir. Güncel Bilişsel Din
Bilimi deneylerinde kullanılan kavram ve örüntüler (HADD, MCI vb.) ile
Modern’ın soykütüğü arasındaki paralellikler de analiz edilebilir. Dahası,
kitabın eleştirdiği CSR yaklaşımının veri analiz yöntemlerini sorgulayan
ampirik çalışmalar yapılabilir. Örneğin, Modern’ın “beyin her şeyi çözer”
metaforuna karşı, nöropsikoloji ve fenomenoloji çerçevesinde farklı yaklaşımlar
geliştirilebilir. Modern’ın yöntemsel olarak benimsediği içsel
eleştiri/genealoji stratejisi genişletilebilir; başka disiplinlerin
(örneğin teknoloji tarihi, bilim sosyolojisi) kaynakları eklenerek Nöromatik
evrenine yeni katmanlar eklenebilir. Sonuç olarak, Modern’ın çağrısı, beyni din
tarihinin bir parçası olarak okumaya devam etmek ve insan deneyiminin ikiye
değil tek bir kesitteki sosyal-simetrik boyutlarına odaklanmaktır.
Sonuç
John Lardas Modern’ın Nöromatik
kitabı, din tarihini beyin merkezli bilimlerin tarihini eleştirel bir şekilde
içe alarak yeniden kurgulayan bir çalışmadır.
“Neuromatik” kavramı, zihinsel süreçlerin komple simülasyonu iddiasını besleyen
şiirsel-matematiksel ütopyaların arkasındaki kültürel izleği ortaya koyar.
Modern’ın geniş kapsamlı soykütük anlatısı, dinî söylemleri sadece geçmişten
koparılmış birer ilkelize olmuş kalıntı olarak değil; bilimin ve toplumun
ayrılmaz bir parçası olarak görmemizi sağlar. Bu yaklaşım, din çalışmalarında
bilimsel bilgilerimizin sınırlarını genişletirken, sinirbilimde de insana dair
incelikleri gözardı etmememiz gerektiğini hatırlatır. Özetle, Nöromatik
entelektüel tarihimizde yeni ufuklar açar: Dinî inancın ve bilimsel bilginin
birbirine sızdığı noktalarda insan olmanın anlamını sorgulamamıza olanak tanır.
|
Bölüm |
Başlık |
Ana Tema/Argüman |
|
Prolog / Giriş |
Already Gone; Saturation
vb. |
Beyni en yüce mertebe kabul eden paradigmanın genel
hatları çizilir; Modern’ın yöntemsel yaklaşımı tanıtılır. |
|
I. Bilişsel Bilimci Düşünürler |
Thinking about CSR |
Güncel Bilişsel Din Bilimi modelleri (HADD, Tanrı
algısı) eleştirilir; geçmişteki dini deneyimler (Jonathan Edwards) ile
paralellikler kuruluyor. |
|
II. Ne Madde Ne Ruh |
Genealogy of Information |
Swedenborg’un titreşim kuramı ve 19.-20. yy bilgi
teorileri irdeleniyor; frenoloji, motor korteks, EEG, sibernetik çizgisi
keşfediliyor. |
|
III. Nöromatik Tasarımlar |
Imagining the Neuromatic |
20. yüzyıl mistik/teknolojik akımları (Scientology, Beat
Kuşağı, parapsikoloji) bilgi paradigmasını metafizikleştiren örnekler olarak
sunuluyor. |
|
IV. Elektrik Şokları Tarihi |
Histories of ECT (1978) |
Napa akıl hastanesi olayları çerçevesinde beyin
teknolojisi (EŞ) tarihinin din/sosyete kesişimi; etik-toplumsal sonuçlar
irdeleniyor (cinsiyet/ırk eleştirisi). |
|
Sonuç |
Elementary Forms... |
Nöromatik paradigmanın temel formları özetleniyor; din
ve beyin çalışmalarına yönelik çıkarımlar dile getiriliyor. |
|
|
||
Kaynakça: Modern’ın Neuromatic eseri ve bu çalışmada yer alan analizler için başvurulan başlıca kaynaklar şunlardır: Modern, John Lardas, Neuromatic: Or, A Particular History of Religion and the Brain (University of Chicago Press, 2021)
; Levy, Gabriel, “Thinking about John Thinking about Cognitive Scientists Thinking about Religion,” Religious Studies Review 49(3) (2023):
; Reading Religion sitesi, “Neuromatic: Or, A Particular History of Religion and the Brain” incelemesi
; O’Brien, Kim, “Religion and the Brain: A Q&A with Professor John Modern,” Franklin & Marshall News (7 Ocak 2022)
; Vural, Muhammet Enes, “Bilişsel Bilim ve Din: Journal for the Cognitive Science of Religion Üzerine Bibliyometrik ve Tematik İnceleme,” Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 15(29) (2026)
; De Haan, Daniel D., “Philosophical Hazards in the Neuroscience of Religion,” Frazer Watts & Alasdair Coles (ed.), Neurology and Religion, Cambridge University Press, 2019
; ve Barrett (ed.), The Oxford Handbook of the Cognitive Science of Religion (Oxford UP, 2022), Purzycki bölümü (Benjamin Purzycki, “Gods: Cognition, Culture, and Ecology”)
Ayrıca
Modern’ın eseri bağlamında atıf yapılan ikincil kaynaklar arasında Talal
Asad’ın din teorileri, Adorno’nun immanent eleştiri kavramı ve çağdaş
nöro-bilim literatüründen örnekler yer almaktadır (örneğin Newberg, Barrett).
Tüm kaynaklar gerektiğinde metin içi künt referans formatında gösterilmiştir.

Leave a Comment