Suzie Sheehy’nin 'Evrenin Hammaddesi' Kitabı Üzerine Akademik İnceleme


Evrenin Hammaddesi – Dünyamızı Değiştiren On İki Deney

Yazar: 

ISBN :9786256461529   

Kategori : Popüler Bilim

Yayınevi : Minotor Kitap


Çevirmen:   Uğur Gülsün

Orijinal Adı:  The Matter of Everything – Twelve Experiments That Changed Our World

Yayın Tarihi:  Şubat 2026

ISBN:  9786256461529

Sayfa Sayısı:  372

Ölçüleri:  13,5*21

Çıkış Tarihi:  12 Şubat 2026

Kapak Tipi:  Karton Kapak



Suzie Sheehy’nin 'Evrenin Hammaddesi' Kitabı Üzerine Akademik İnceleme

Giriş

Suzie Sheehy’nin Evrenin Hammaddesi: Dünyamızı Değiştiren On İki Deney adlı popüler bilim kitabı, yirminci yüzyıl fiziğinin dönüştürücü deneylerini insan öyküleriyle birleştirerek anlatmayı amaçlar. Sheehy, disiplinlerarası deneyiminden hareketle “madde nedir ve etrafımızdaki her şeyi – kendimizi de – nasıl oluşturuyor” sorusunu irdelemiş; bu sorguyu Peş peşe düzenlenen deneysel maceralar üzerinden yanıtlamaya çalışmıştır[1]. Kitabın temel yaklaşımı, teoriden ziyade deneye ve deneycinin bakış açısına vurgu yapmaktır. Nitekim bir incelemede de Sheehy’nin modern Einstein’lardan çok, mevcut teknolojinin sınırlarını zorlayarak veri üreten bir deneyci olduğu vurgulanmıştır[2]. Kuşatıcı bir üslupta kaleme alınan kitapta, fizikçiler ve mühendislere tanıklık ediyoruz; Sheehy de bu yönelimiyle “övünçle deneysel fiziğin yıldızlarını” ortaya koyduğunu söyler[3]. Özetle, kitap 1895’te Röntgen’in X-ışınlarını keşfinden 2012’de Higgs bozonunun tespitine uzanan on iki dönüm noktasını, toplum üzerindeki geniş etkileriyle birlikte ele alarak, bilimi halka anlatma geleneğine yaratıcı bir katkı sunar[4][5].

Deneylerin Bilimsel Temelleri

Kitapta ele alınan deneyler, atom ve parçacık fiziğinin temel sorularına yanıt arayan deneylerdir. Örneğin Röntgen’in 1895’teki X-ışını keşfi basit bir katot ışını tüpü deneyiyle gerçekleşmiştir: Röntgen, siyah kağıtla kaplı bir katot tüpünden yayılan ışığın fosfor kaplı ekranda yeşil parlama yaratmasını gözlemiş ve bilinmeyen yeni bir ışın türü keşfetmiştir[6]. O dönemin bilimsel amacı, katot ışınlarının camdan çıkıp çıkamayacağını test etmekti. Bu deney sonucunda Röntgen, X-ışınlarının doku içinden geçip kemikleri görünür kıldığını ve tıbbî görüntülemede çığır açacağını göstermiştir[7][8].

Benzer şekilde 1897’de J. J. Thomson, yüksek vakumlu bir katot-tüp deneyiyle elektronun varlığını ortaya koymuştur[9][10]. Elektrik ve manyetik alanları uyguladığı katot ışınlarının sapma açısını ölçerek, atomdan çok daha küçük kütleli “atom altı” parçacıklar (elektronlar) olduğunu kanıtlamıştır. Bu çalışma, o güne dek atomun bölünemez olduğu yönündeki kanıyı yıkmış ve modern atom modelinin temelini atmıştır[10].

Atom yapısının çözülmesi için yapılan deneylerden biri de Rutherford’un altın folyoya α-ışını saçılması deneyidir. 1911’de Hans Geiger ve Ernest Marsden ile birlikte gerçekleştirdiği bu deneyde Rutherford, ince altın folyoya gönderilen α parçacıklarının çoğunun sapmadan geçmesine karşın küçük bir kısmının aşırı saçılmasını gözlemiştir. Bu gözlem, atomun büyük bir kısmının boşluk ve kütlesinin nükleusta toplandığı yeni bir modele işaret etmiştir[11][12]. Teorik olarak “erik kompostosu modeli” (pudding modeli) olarak bilinen o zamanki yaygın modele meydan okuyan Rutherford, “top mermi attığınız kağıt parçası geri geliyormuş gibi” bir sonuç aldığında atom modelinde radikal değişikliğe gitmiştir. Böylece kütle merkezi konumundaki küçük ve yoğun bir çekirdek fikri doğrulanmıştır[11][12].

Kuantum teorisi üzerine geliştirilen deneyler de Sheehy’nin kitabının konularındandır. Örneğin Einstein’ın fotoelektrik etkisinin açıklaması, ışığın dalga yerine parçacıklar (fotonlar) olarak ele alınmasının deneysel sonucudur. Elektronların metal yüzeylerden tek tek fırlatıldığı bu etki, ışığın enerjisinin kuantal olduğunu gösterdi[13]. Bu gibi deneyler, geleneksel fiziğin ötesinde mikro dünyayı tanımlayan kuantum mekaniğinin bilimsel temelini oluşturmuştur. Wilson bulut odası gibi aygıtlarla, görülemeyen parçacıkların izleri somutlaştırılmış, C. T. R. Wilson 1911’de atmosferdeki iyonların su buharını yoğunlaştırıcı etkisini keşfederek parçacık izlerini görünür hale getirmiştir[14]. Bu bulut odaları, ilerleyen yıllarda Anderson’ın pozitron ve Rochester–Butler’ın kaon keşfi gibi pek çok deneyde kritik rol oynamıştır[14].

Parçacık hızlandırıcıları teknolojisinin temeli de kitapta açıklanır. Erken dönemde radyoaktif kaynaklardan gelen doğal parçacıklarla sınırlı kalan atom kırma çalışmalarının yerini, Ernest Lawrence’ın 1930’da geliştirdiği siklotron gibi yapay hızlandırıcılar aldı[15][16]. Hızlandırılan proton ve elektronlar, deneysel fiziğe çok yüksek enerji düzeylerinde erişim sağladı. Örneğin ilk siklotronlar 1 MeV mertebesinde enerji üreterek yeni radyoizotopların keşfi ve tıpta karbon-14 gibi izotopların kullanılmasına olanak sağladı[16]. Daha büyük manyetik alanlı senkrotronlar, parçacıkları çok daha yüksek enerjilere çıkartarak son yarıküresel ve LHC gibi devasa hızlandırıcıların önünü açtı[16][17]. Sonuçta LHC gibi modern hızlandırıcılar, protonları ışık hızının %99,99999’una çıkartıp çarpıştırmakta; bu sayede 2012’de Higgs bozonunun varlığı gibi öngörülen ama gözlenmesi güç parçacıklar keşfedilmektedir[5].

Bu deneylerin bilimsel temelleri, gözlem ve ölçümün yanı sıra matematiksel modellemeye dayanır. Sheehy’nin kitabında her deney, önceki anlayışa dair bir hipotezi test etmiştir: Örneğin Rutherford’un deneyleri, Thomson’ın atom modelini çürüttü; Einstein’ın deneyleri, klasik elektromanyetizmanın öngörülemediği biçimde enerji paketleri hipotezini doğruladı. Dolayısıyla kitap, deneysel bilimde hipotez-test döngüsünün canlı bir örneğini sunar. Sheehy’nin tutumu da buna uygundur: “hipotezleri test etmek için maddenin hem madde hem de enerji ışınlarıyla gerçek dünyada karşı karşıya getirildiği” deneyi öne çıkarır[3]. Nitekim yayınlanan eleştirilerden biri, The Matter of Everything’in “ekipmanlarla deneyler düzenleyerek teoriyi gerçeğe karşı sınayan deneysel fizik yıldızlarını öne çıkardığını” yazarak onaylamıştır[3]. Bu bağlamda kitap, Popper’vari bir doğrulama-karşıtlama felsefesinden ziyade ampirik verinin ve merakın ön planda olduğu deneysel bilim anlayışını yansıtır.

Deneylerin Tarihsel ve Teknolojik Etkileri

Kitaptaki deneylerin birincil amacı temel fizik bilgisi ortaya koymak olsa da, bunların ekonomik ve toplumsal etkileri de büyüktür. Örneğin Röntgen’in X-ışınları tıpta devrim yaratarak kırık veya yabancı cisimleri cerrahiye gerek kalmadan görüntülemeyi mümkün kıldı[8]. Bugün hastanelerde kullanılan BT (bilgisayarlı tomografi), MRI ve PET gibi teknolojilerin atası bu keşiftir[18][19]. Science History Enstitüsü’ne göre, X-ışınları keşfiyle geliştirilen görüntüleme teknikleri, günümüzde “CT, MRI ve PET makineleri” sayesinde çoğu hastanede rutin olarak kullanılmaktadır[19].

Elektron keşfi ve kuantum mekaniği, elektronik ve bilgi teknolojilerinin temelini oluşturmuştur. Sheehy’nin de vurguladığı üzere, radyolar, televizyondan bilgisayar çiplerine kadar pek çok aygıt, maddenin mikro düzeydeki davranışlarını anlamaya dayalıdır[20]. Guardian’daki incelemede hatırlatıldığı gibi, bugün bir cep telefonundaki yarıiletken çipler bile kuantum mekaniğinin ilkelerinin bir sonucudur[21][20]. Dünya Çapında Ağ (WWW) ise partikül fiziği verilerini paylaşma ihtiyacından doğmuştur[22]. ISCAST incelemesine göre CERN’de patlayan veri miktarını depolamak için internete ihtiyaç duyulmuş; böylece Tim Berners-Lee’nin geliştirdiği web, bilimin hizmetine sunulmuştur[22].

Ayrıca radyoizotoplar, tıp ve malzeme analizinde vazgeçilmezdir. Lawrence’ın siklotron laboratuvarında üretilen radyoizotoplar (örneğin karbon-14) arkeolojide karbon tarihlemesini mümkün kıldı[23]. Tıp alanında ise manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve PET cihazları, parçacık hızlandırıcı teknolojisiyle doğrudan bağlantılı gelişmelerdir[23]. Senkrotron ışınlarının keşfi ise malzeme ve biyoloji araştırmalarına katkıda bulunur: Örneğin senkrotronlardan yayılan güçlü X-ışınları, kristal yapıların incelenmesinde devrimsel kolaylık sağlamıştır[19].

Enerji üretimi ve atom fiziği de bu deneysel süreçlerden nasibini almıştır. Rutherford’un çekirdek keşfi, atom bombasının temelini atmış ve nükleer enerjinin kullanılmasına yol açmıştır. Kitapta dolaylı olarak anlaşıldığı gibi, II. Dünya Savaşı sırasında geliştirilen Manhattan Projesi kapsamında son derece yıkıcı bir teknoloji ortaya çıkmış, ancak bu gelişme bilim insanlarında sorumluluk arayışını da tetiklemiştir[24]. Tekil atom bombası deneyiminden sonra, bilim topluluğu uluslararası işbirliğine ağırlık vermiş ve LHC gibi projeler “büyük bilimi” temsil eden işbirlikçi modellere dönüşmüştür[24][25]. Özetle, Sheehy’nin anlattığı deneyler sadece teorik değil, günlük yaşamın teknolojik yapısını da biçimlendirmiş; eğlence elektroniğinden tıbbî cihazlara, enerji üretiminden bilgi teknolojilerine kadar geniş yelpazede pratik etkilere yol açmıştır[20][23].

Deneylerin Bilimsel Yöntemle İlişkisi

Sheehy’nin kitabı boyunca tartıştığı deneyler, bilimin deneysel kökenlerine dair dersler içerir. Her bir deney, o dönemin varsayımlarına karşı çıkan bir hipotez testidir. Örneğin Thomson’un elektron deneyleri atomu parçalanamaz sanan görüşü sorgularken, Rutherford’un altın folyo deneyi dönemin atom modelini kökten yeniden kurguladı[10][11]. Sheehy’nin vurguladığı gibi, fizik artık “gözlemleyen, hipotez kuran ve madde ya da enerji demetleri göndererek teoriyi gerçeğe karşı sınayan” bilim insanlarının alanıdır[3].

Kitapta ayrıca bilimsel yöntemin doğası üzerinde de durulur. Deneyler, öngörülen sonuçların ölçülmesiyle hipotezlerin doğrulanmasını veya çürütülmesini hedefler. Bu da bilim felsefesindeki klasik yanlışlama (falsifikasyon) ve doğrulama tartışmalarına dokunur. Örneğin Sheehy, Röntgen’in deneyinin kuramsal bir öngörüden ziyade sezgisel bir soru (X-ışınları katot ışınından çıkabilir mi?) üzerine kurulu olduğunu anlatır. O da gözlemden yola çıkarak yeni hipotezler geliştirmiştir. Bu yaklaşım, bilimsel yöntemin iteratif ve merak odaklı doğasını gösterir. Guardian incelemesi de benzer bir noktaya işaret ederek, Sheehy’nin her bir deneyi teknolojik bir sınır aşma olarak değil, aynı zamanda “merak, tutku ve sebat” gerektiren bir bilimsel macera olarak sunduğunu belirtmiştir[2][3].

Özetle, kitapta her deney –örneğin Ernest Lawrence’ın siklotronu veya CERN’deki LHC–, hipotezlerin sınandığı büyük ölçekli bir test ortamı olarak ele alınır. Sheehy, bu deneylerin “deney tasarımı, ekip çalışması ve çok boyutlu doğrulamadan” oluşan karmaşık bir süreç neticesinde gerçekleştirildiğini vurgular. Kitabın çıkış noktası, “deney hayal gücünün, matematiksel teori kadar önemli” olduğunu göstererek, bilimsel yöntemin bilginin inşasında deneysel pratiğin merkezde olduğunu ortaya koymaktır[3][2].

Kadın Bilim İnsanlarının Katkısı

Sheehy’nin kitabı, genellikle geri planda kalan kadın bilim insanlarını görünür kılmakta da dikkat çekicidir. Örneğin Kitabın anlatımında adı geçen fizikçiler arasında Harriet Brooks (radon keşfi ve radyoaktif kütle ölçümleri), Marija (Marie) Curie (radyum ve polonyum araştırmaları), Marietta Blau (uzun maruz bırakma tekniği ile yüksek enerjili parçacıkların fotoğrafik plakalarla görüntülenmesi), Bibha Choudhuri (kozmik ışınlar ve pion keşfi) ve Lise Meitner (nükleer fisyonun aydınlatılması) gibi isimler yer alır[26][27]. Ayrıca laboratuvar mühendisi Helen Edwards, ABD’deki Tevatron hızlandırıcısının gelişimini yöneten kilit bir kişidir[27]. Sheehy bu kadınları anekdotlar ve arka plan öyküleriyle sunarak, deneysel fiziğin “görünmez kahramanları”nı yüceltir.

Bu yaklaşım, feminist bilim tarihi çalışmalarının altını çizdiği “Matilda etkisi”ne ters düşer: Tarih boyunca kadınların katkıları sıklıkla göz ardı edilmiş, erkek meslektaşlarına atfedilmiştir. Sheehy’nin seçimleri bu etkiyi kırmaya yönelik bilinçli bir çabadır. Harriet Brooks’un Rutherford ile birlikte yaptığı deneyler, Marietta Blau’nın Nazizm sonrası fizik dünyasından dışlanmışlığı veya Lise Meitner’in Nobel Ödülü’ne layık görülmemiş olması gibi örnekler, kitabın satır aralarında erkek egemen tarih yazımına eleştiri de getirir. Dolayısıyla, Sheehy deneylerin anlatımını kadın bilim insanlarının katkısını vurgulayarak zenginleştirir[26][27]. Bu açıdan kitap, popüler bilim literatüründe kadınları görünür kılan ve bilim insanlığı imajını çeşitlendiren değerli bir kaynak olarak değerlendirilebilir.

Popüler Bilim Yazımı ve Bilime Güven

Evrenin Hammaddesi gibi eserler, bilimsel konuları halka ulaştırma açısından önem taşır. Ancak bilim iletişiminin nasıl yapıldığı, halkın bilime olan güvenini doğrudan etkiler. Günümüzde bilim kurumlarına olan güven küresel düzeyde azalma eğilimindedir; bazı uzmanlar bunu “güven krizi” şeklinde ifade etmektedir[28]. Böyle bir ortamda merak uyandıran ve anlaşılır anlatım, bilimsel bilginin kabulü için kilit rol oynar.

AAMC Haberleri’nde yayımlanan bir yazıda vurgulandığı gibi, bilim insanlarına duyulan güveni tesis etmek, sadece “bilime güvenin” vurgusuyla başarılmamıştır[29]. Örneğin COVID-19 pandemisinde halka yalnızca “bilime güvenin” demek, güven düzeyini artırmak yerine bireyleri daha da uzaklaştırmıştır[29]. Bunun yerine Ashley Velie ve Holden Thorp gibi iletişim uzmanları, bilginin “hikâye yoluyla” aktarılmasını önermektedir. Thorp’un sözleriyle, “anekdotlar ve hikâyeleştirme, verilerin kendisinden çok daha fazla halkın fikrini etkiler”[30]. İşte Sheehy’nin kitabı bu hikâye odaklı yaklaşımı benzer şekilde uygular: Bilimsel veriyi kuru bir şekilde sıralamak yerine, her deneyin arkasındaki insanları, mücadeleleri ve sürpriz anları anlatır.

Örneğin Guardian incelemesinde aktarıldığı gibi, Sheehy eserin sonunda “Fizik evrenin nasıl çalıştığını aramakla ilgili değil: ‘Fizik insanlarla ilgilidir’” diyerek işbirliğinin gücüne vurgu yapar[31]. Bu tür vurgular, bilimin soğuk otoritesinden çok ortak bir insan emeği olarak algılanmasını sağlar. Ayrıca deneylerin tıptan internete pek çok olumlu sonucu öne çıkararak (örneğin CT/MRI, radyo, TV, akıllı telefon çipleri, Dünya Çapında Ağ) okurun bilime olan ihtiyacını ve nimetlerini pekiştirir[20][23]. Kısacası kitap, popüler bilim yazımında anlaşılır anlatım, ilginç anekdotlar ve görkemli buluşların etkileyici betimlemeleriyle dikkat çeker; bu da halkın bilimi daha içselleştirip güven duymasına katkı sağlayabilir.

Sonuç

Evrenin Hammaddesi yüksek lisans düzeyinde bir incelemede değerlendirildiğinde, çok boyutlu etkileri olan bir çalışma olarak ön plana çıkar. Bilim eğitimi açısından ele alındığında, kitabın deneyleri kronolojik ve tematik bir kurguyla sunması ders anlatımlarına zengin vaka örnekleri sağlar. Sheehy’nin anlatımı, öğrencilere fizik tarihini akılda kalıcı öykülerle öğreterek karmaşık kavramları somutlaştırır. Özellikle kitabın sonunda vurgulanan üç temel ilke –“iyi sorular sormak, merak kültürünü beslemek ve sebat etme özgürlüğü”[32]– bilimsel zihniyetin eğitim müfredatına entegre edilebilecek açık mesajlardır.

Bilim felsefesi açısından bakıldığında, Sheehy’nin deney merkezli yaklaşımı deneylerin teorideki yeri hakkında düşündürür. O, fiziksel gerçekliğin araştırılmasında “kuram” kadar “uygulamalı keşif”in de kritik olduğunu gösterir. Bu, ampirizm yanlısı bir bilim anlayışının popülerleşmesini sağlar. Ayrıca kitap, bilgi üretiminin lineer olmadığını; çoğu buluşun tesadüfi başlangıçlı olduğunu göstererek kuşaklar boyu devam eden paradigma değişimlerini akılda somutlaştırır. Örneğin Rutherford’un altın folyo deneyi, modern bilim felsefesinde paradigmanın alt üst olması biçiminde tartışılır; Sheehy bu dönüşümü deneyin heyecanlı öyküsüyle okura hissettirir.

Bilim-toplum ilişkisi bakımından kitap, bilimin toplumsal faydasına vurgu yapar. Sheehy, atom fiziği laboratuvarlarını kara kutu göstermeyip, bunların savunma sanayii, tıp, iletişim gibi alanlara geri dönüşünü anlatarak bilimin gündelik yaşamdaki rolünü somutlaştırır[23][21]. Ayrıca “uluslararası işbirliği” teması tekrarlanır: Gerek atom bombasının ikinci düny savaşındaki yıkıcı rolü, gerekse sonrasında bilim insanlarının barışçı işbirliğine yönelişi, kitabın bilim-toplum eksenindeki önemli altbaşlıklarıdır[24][31]. Sheehy’nin de altını çizdiği gibi, fizikçiler arasındaki küresel işbirliği örneği (CERN, LHC) günümüzün en güçlü umutlarından biridir[24][31].

Sonuç olarak, Evrenin Hammaddesi hem bilim eğitimi hem de bilim felsefesi bakımından zengin dersler içerir. Kitap, fizik tarihine kapsamlı bir deneysel bakış açısı kazandırırken, aynı zamanda merakın, işbirliğinin ve iletişimin önemini öne çıkarır. Bilimsel yöntem ve deneyin rolünü somutlaştırması, genç bilim insanlarına ilham vereceği gibi, halkın bilime bakışını da olumlu yönde etkileyebilir. Sheehy’nin kitabı, bilimin ne olduğu kadar “kimin için ve nasıl” yapıldığını da hatırlatmasıyla, bilim-toplum ilişkisine değerli bir katkı sunar.

Kaynakça (APA formatında):

·         Boyle, P. (2025, 4 Kasım). To rebuild trust in science, scientists must focus on storytelling. AAMC News. [29][30]

·         Columbia University Medical Center, Dept. of Surgery. (2015, 17 Eylül). History of Medicine: Dr. Roentgen’s Accidental X-Rays. Columbia Univ. Cornell İlâç Merkezi. [6][8]

·         Harvard University (Hill, J. W.) ve McCreary, K. (t.y.). Rutherford’s gold foil experiment – The nuclear model of the atom. Chemistry LibreTexts. [11][12]

·         Kashyap, P. (2025, 9 Kasım). Book Review: The Matter of Everything by Dr. Suzie Sheehy. TechieTonics. [33][34]

·         PBS (n.y.). Lawrence invents the cyclotron (1931). A Science Odyssey: People and Discoveries. [15][16]

·         Science History Institute. (t.y.). Joseph John “J. J.” Thomson. ScienceHistory.org. [9][10]

·         Sheehy, S. (2022). The Matter of Everything: Twelve Experiments That Changed Our World. Bloomsbury.

·         Sherlock, C. (2022, 9 Ağustos). The Matter of Everything: Twelve Experiments that Changed our World by Suzie Sheehy [İnceleme]. ISCAST. [35][23]

·         Smith, P. (2022, 4 Mayıs). The Matter of Everything by Suzie Sheehy review – 12 experiments that changed the world. The Guardian. [21][5]

·         van der Meer, T. G. L. A. & Hameleers, M. (2026). Science and the crisis of trust. Current Opinion in Psychology, 67, 102202. [28]


[1] [2] [5] [21] [25] [31] The Matter of Everything by Suzie Sheehy review – 12 experiments that changed the world | Science and nature books | The Guardian

https://www.theguardian.com/books/2022/may/04/the-matter-of-everything-by-suzie-sheehy-review-12-experiments-that-changed-the-world

[3] The Matter of Everything: Twelve Experiments that Changed Our World: Suzie Sheehy: Bloomsbury Publishing - Bloomsbury

https://www.bloomsbury.com/uk/matter-of-everything-9781526618986/

[4] [20] Book — Suzie Sheehy

https://www.suziesheehy.com/book

[6] [7] [8] [18] History of Medicine: X-ray Imaging | Columbia Surgery

https://columbiasurgery.org/news/2015/09/17/history-medicine-dr-roentgen-s-accidental-x-rays

[9] [10] Joseph John “J. J.” Thomson | Science History Institute

https://www.sciencehistory.org/education/scientific-biographies/joseph-john-j-j-thomson/

[11] [12] 3.4: Rutherford's Experiment- The Nuclear Model of the Atom - Chemistry LibreTexts

https://chem.libretexts.org/Bookshelves/Introductory_Chemistry/Chemistry_for_Changing_Times_(Hill_and_McCreary)/03%3A_Atomic_Structure/3.04%3A_Rutherford's_Experiment-_The_Nuclear_Model_of_the_Atom

[13] The Matter of Everything

https://cdn.bookey.app/files/pdf/book/en/the-matter-of-everything.pdf

[14] Cloud chamber - Wikipedia

https://en.wikipedia.org/wiki/Cloud_chamber

[15] [16] [17] A Science Odyssey: People and Discoveries: Lawrence invents the cyclotron

https://www.pbs.org/wgbh/aso/databank/entries/dp31cy.html

[19] [22] [23] [35] ISCAST | Christianity & Science in Conversation

https://iscast.org/reviews/the-matter-of-everything-twelve-experiments-that-changed-our-world-by-suzie-sheehy/

[24] [26] [27] [32] [33] [34] Book Review: The Matter of Everything by Dr. Suzie Sheehy – TechieTonics

https://techietonics.com/thinking-turf/book-review-the-matter-of-everything-by-dr-suzie-sheehy.html

[28] Science and the crisis of trust - ScienceDirect

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2352250X25002155

[29] [30] To rebuild trust in science, scientists must change who tells their story and how | AAMC

https://www.aamc.org/news/rebuild-trust-science-scientists-must-change-who-tells-their-story-and-how


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.