Kant’ın Yargı Gücünün Eleştirisi Üzerine Akademik İnceleme




Kitabın Adı:
Yargı Gücünün Eleştirisi  
Yazar             :
Immanuel Kant

Çevirmen:
Sayfa:
360 
Cilt:
Ciltsiz 
Boyut:
13,5 X 21 
Son Baskı:
01 Aralık, 2025 
İlk Baskı:
01 Aralık, 2025 
Barkod:
9786253892999 
Kapak Tsr.:
Editör:
Kapak Türü:
Karton 
Yayın Dili:
Türkçe 
 
 
 
Orijinal Dili:
İngilizce 
Orijinal Adı:
Kritik der Urteilskraft    









Kant’ın Yargı Gücünün Eleştirisi Üzerine Akademik İnceleme

Giriş: Kant’ın üçüncü Eleştirisi ve Yargı Yetisinin Rolü

Immanuel Kant’ın eleştirel felsefesi, Saf Aklın Eleştirisi (1781) ile metafiziğin koşullarını, Pratik Aklın Eleştirisi (1788) ile ahlakın temellerini incelemiş; bu iki çalışmanın arasında üçüncü eleştiri olan Yargı Gücünün Eleştirisi (1790) gelmiştir. Kant’a göre, üçüncü eleştiri, doğa ile özgürlük alanları arasında köprü işlevi görür. Saf Aklın Eleştirisi’nde temellendirilen doğa yasaları ile Pratik Aklın Eleştirisi’nde ortaya konan özgür irade ilkesi arasındaki uyum sorunu, Yargı Gücünün Eleştirisi’nin merkezindedir. Kant bizzat yargı gücünü “akıl ve anlama gücü arasında bir köprü” olarak tanımlar. Bu çerçevede yargı gücü, anlama (doğa yasalarına dayalı bilimsel akıl yürütme) ile akıl (ahlak yasasına dayalı özgür eylem) arasında dengeleyici bir işleve sahiptir.

Kant’ın üçüncü eleştirisi, yapısal olarak iki bölüme ayrılır: Estetik Yargı Gücünün Eleştirisi ve Teleolojik Yargı Gücünün Eleştirisi. İlki beğeni yargılarını (güzelliğe ve yüceye ilişkin yargılar) incelerken, ikincisi doğada amaçlılık sorununu ele alır. Kant’ın amacı, doğa (fenomenler dünyası) ile özgürlük (noumenal dünya) arasındaki görünen kopukluğu aşarak eleştirel felsefede bütünlüğü sağlamaktır. Nitekim üçüncü eleştiri, hem ilk iki eleştiri arasındaki uyumu tesis eder hem de bu alanların sentezini inşa eder. Bu bağlamda yargı yetisi, salt duyum veya saf kavramsal bilgiyle değil, algının düzeni ve aklın ereklilik ilkesi arasında birleştirici bir rol oynar. Yargı yetisi, bir nesnenin öznel haz veya zorunlu ilkeye dayanan genel kabulünü ele alış biçimiyle öne çıkar.

Estetik Yargılar: Güzelliğin Evrenselliği, İlgisiz Hoşlanma ve Estetik Deneyim

Kant’a göre estetik yargılar duygusal temelli yargılardır; duyusal verilerden ziyade hoşlanma veya hoşlanmama hissine dayanır. Bunlar üç türdür: “hoş” olana dair basit beğeni, “güzel”e dair beğeni (tad beğenisi) ve “yüce”ye dair beğeni. Kant özellikle “saf güzel yargıları” (çıkarı olanı tamamen devre dışı bırakan, sadece estetik haz yaratan yargılar) ile ilgilenir. Estetik beğeni yargısı ilgisizdir: Yargıda bulunan kişi, güzel olarak nitelediği nesneden hiçbir maddi çıkar beklentisi taşımaz. Hatta Kant’ın tanımında “beğeni bir nesneyi hiçbir çıkar olmaksızın, hoşlanma ya da hoşlanmama yoluyla yargılama yetisidir” ve böyle bir hoşlanmanın nesnesine güzel denir. Bu çıkar gözetmeyen haz, Kant’a göre nesneden kaynaklanmayan öznel bir hazdır ancak öznel hazın sürprizliğe değil, nesnenin “düzenli” biçimsel özellikleriyle ilişkili olduğunun bilincidir.

Güzellik evrensel bir tatmini içerir. Kant, güzel bir nesneden alınan keyfin “herkes tarafından hissedilmesinin zorunlu” olduğunu öne sürer. Yani öznel bir algı biçimi olan beğeni yargısı, içerik bakımından kavramsızdır ama bir yandan da evrensellik iddiası taşır. Nitekim Kant için “güzel, hiçbir kavram olmaksızın evrensel olarak haz verendir”. Bu, herkesin öznel haz duyan yargının paylaşıldığını kabul etme “hareketliliği”ni göstermesi gereken bir evrensellik talebidir. Estetik yargıların bu özelliği, bilgi yargılarının nesnel evrenselliğinden farklıdır; burada temel sezişimiz değildir, fakat Kant’a göre bu yakınsaklık hakkaniyettir.

Estetik deneyimde deneyimsiz bir haz ile kavramsal bilgi arasında bir özgür uyum yaşanır. Kant’a göre güzel bir nesneye bakarken hayal gücü ile düşünme arasında hoş bir uyum oluşur ve bu uyum duygusu bizde haz yaratır. Ancak bu haz, güzelliğin belirli bir işlev veya faydaya işaret etmesiyle değil, nesnenin bize sunduğu biçimsel ahengin fark edilmesiyle ilgilidir. Bu nedenle Kant, estetik hazı ahlaki hazdan ayırır: Estetik beğeni “insanın sadece duyguları içinde düşünmesidir”. Özetle Kant’a göre estetik deneyim, ilgisiz bir hoşlanmayı evrensel olarak talep eden bir haz biçimidir.

Teleolojik Yargılar: Doğanın Amaçlılığı ve Canlı Organizmalar

Kant’ın teleolojik yargılar bölümü, doğadaki düzen ve organizmaların özellikleri üzerine kafa yorar. İnsan aklı doğal dünyayı anlamlandırırken kendini “amaçlılıkmış gibi” kurgular. Kant’a göre, canlı organizmalar mekanik etkilere indirgenemez: Bir organizmanın organları hem tüm için var olmakta hem de tüm, organların varlığına bağlıdır. Bu karşılıklı nedensellik, organik formlara içkin bir amaçlılık atfeder. Ancak Kant, doğadaki amaçlılığı nesnel bir gerçeklik olarak değil, zihnin düzenleme ilkesine işaret eden bir düzenleyici ilke olarak ele alır. Yani doğaya “amaçlılık olmaksızın amaçlılık” (Zweckmäßigkeit ohne Zweck) atfeder: Gözlemlediğimiz düzen, sanki bir amacı varmış gibi görünse de, bu gerçekten zannî bir durumdur.

''Organizmalar ‘doğal amaçlar'' dır. Kant’ın Analitik kısmında organizmalar, insan aklınca yalnızca amaçlı olarak kavranabilen sistemlerdir. ABDortte yani fizikselcı arkadaşımız) denebilir. Altta Kant, organizmaların içsel bir bütünlük gösterdiğini, parçalarının karşılıklı olarak üretim ve korunmasına hizmet ettiğini vurgular. Organizmanın kendisi hem kendisi için bir “neden” hem de kendi “sonu” gibidir. Bu yüzden organizmaları “teleolojik terimlerle” değerlendirmek gerekir: “Canlı organizmalar ... ‘doğal amaçlar’ olarak sayılmalıdır”. Buna göre doğada gözlemlenen organik bütünlük, salt mekanik nedenselliğin ötesinde bir kapsayıcı erek fikrine işaret eder.

Bununla birlikte Kant, bu içsel erekliği ontolojik bir iddia olarak değil epistemolojik bir zorunluluk olarak görür. Yani, mekanik açıklamalar yetersiz kaldığı için doğayı “eylemsiz” tasarlamak zorunluluğu duyarız; bu “kavramsal dürtü”, doğada gerçekten bir amacı kanıtlamaz. Teleolojik yargıların amacı, doğayı düzenli bir amaçlar sistemi olarak anlamamıza yardımcı olmaktır. Kant, teleolojik yargılarda da evrensel bir isteklilik bulur: Doğa, bizi ‘amaçlı bir sistem’ olarak ele almak konusunda zorlar; ancak bu zorunlu yargı, yalnızca zihnin bir zorunluluğudur.

Bu bağlamda Kant teleolojiyi “düzenleyici ilkeler” düzeyinde ele alır. Teleolojik düşünce, biyolojide mekanik formda açıklanamayacak olan canlı doğanın bilimsel olarak kavranabilmesi için gereklidir. Kant, biyolojide birbirine zıt iki açıklama tarzı arasında uyum kurmaya çalışır: Organizmaların hem makine gibi işlediğini hem de içsel bir erek eğilimi taşıdığını ileri sürerek, doğayı “amaçlar sistemi” olarak düşünmenin gerekliliğini savunur. Teleolojik yargılar, böylece bilimin yöntemsel sınırlarını kabul ederken doğaya göre zihinsel bir bütünlük kazandırır.

Yargı Gücünün Köprü İşlevi: Teorik ve Pratik Akıl Arasında Birleştirici Rol

Yargı yetisi, Kant’ın üst bilişsel yetilerinin üçüncüsü olarak teorik akıl (anlama) ile pratik akıl (ahlak) arasında aracılık yapar. Bu ara yetinin temel ilkesi erekliliktir: Bir nesnenin kavramı o nesnenin fiilini de içinde barındırdığı sürece erektir. Yargı gücünün görevi, duyum ve kavram arasındaki ilişkiyi düzenlemek ve öznel deneyimi genel bir ilkeye bağlamaktır. Kant’a göre, anlama yetisi “bilme yetisi” (theoretisches Erkenntnisvermögen) ile, akıl ise “istek yetisi” (praktisches Erkenntnisvermögen) ile ilgilidir; yargı yetisi ise bu iki yeti arasında haz veya hoşlanma/hoşlanmama duygusunu bağlar. Yani estetik haz ve tatminsizliği, bilgi ile istek arasındaki geçiş bölgesidir.

Kant, Yargı Gücünün Eleştirisi önsözünde felsefeyi üç alana ayırır: doğa, özgürlük ve sanat. Doğada yasallık, özgürlükte son erek, sanatta ise ereklilik ilkeleri bulunur. Bu şekilde her alana özgü a priori ilkeler belirlenir. Yargı yetisinin kendine özgü bir nesnesi olmamasına rağmen evrensel bir a priori ilkesi vardır: ereklilik. Kant, bu ilkeden yola çıkarak yargı gücünün şekilsel bir ilke olarak hem doğadaki çeşitliliği hem de aklın özgürlük tasarımını birleştirdiğini ileri sürer.

İşte bu nedenle yargı gücü, birleştirici bir geçittir: Doğanın zorunlu nesnelliği ile insan özgürlüğünün nihai ereği arasındaki uçurumu kapatır. Kant’ın ifadesiyle, “Yargı gücü, akıl ve anlama gücü arasında bir köprü” olduğuna göre, haz ve hazsızlık duygusu da bilme ile istek yetileri arasında yer alır. Estetik deneyim, teorik aklı teleolojik düşünceyle buluştururken; teleolojik düşünce, doğal dünyayı pratik aklın evrensel erekleriyle ilişkilendirir. Böylece Kant’ın üç eleştirisi bir bütünlük kazanır: Yargı Gücünün Eleştirisi, saf akıl ile pratik aklın ufuklarını bir araya getiren bir ara dönem oluşturur.

Kant’ın Estetik ve Teleoloji Felsefesinin Etkileri

Kant’ın estetik ve teleolojik düşünceleri, sonraki filozoflar üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Hegel, güzellik ve sanat üzerine yazılarında Kant’ın beğeni yargısı kavramını tartışmış, estetiği tarihsel diyalektik içinde yeniden yorumlamaya çalışmıştır. Schopenhauer, özellikle İrade ve Tasavvur Olarak Dünya eserinde Kant’ın güzelliğin ilgisiz hazı ve subjektif evrensellik iddiasını benimsedi; ancak bu estetik deneyimi, iradenin bir anlık geri çekilmesi bağlamında yorumlamıştır. Heidegger, Kant’ın yargı gücü ve teleoloji kavramlarını ontolojik açıdan ele alarak, Metafiziğin Sorunu ve Zaman ve Varlık gibi eserlerinde iradeyi doğa deneyimi ile ilişkilendirme çabalarını incelemiştir. Günümüzde ise Kant’ın estetik özerklik ve “amaçsız amaçlılık” (Zweckmäßigkeit ohne Zweck) kavramları, modern sanat ve edebiyat kuramlarında referans noktası olmaya devam etmektedir. Örneğin, Aydın Güler’e göre Kant’ın estetik özerklik ve amaçsız amaçlılık kavramları, Yeni Eleştiricilik (Anglo-Amerikan eleştiri), Rus Biçimcilik ve Çek Yapısalcılık gibi metin merkezli edebiyat akımlarının felsefi temellerini oluşturmuştur. Bu etki, estetik yargıların nesnel kimlik arayışıyla değil, subjektif deneyimdeki düzen ve uyum duygusuyla anlamlandırılmasının önemini vurgulayan geleneklerde günümüze dek sürmektedir.

Sonuç: Yargı Gücü Teorisinin Önemi

Kant’ın Yargı Gücünün Eleştirisi günümüzde de felsefî ve estetik tartışmalarda canlılığını korumaktadır. Bu eser, estetik deneyimin tarafsız biçimini ortaya koyarak sanatı ve doğayı akılla ilişkilendirme çabalarına temel sağlar. Teleolojik yargılar sayesinde ise canlı doğa sorunlarına eleştirel bir bakış sunar ve biyoloji ile felsefe arasında köprüler kurar. En önemlisi, yargı yetisi aracılığıyla düşünme gücünü özgür irade ile buluşturarak Kant’ın felsefi sistemine bütünlük kazandırır. Bugün estetik ve teleoloji alanındaki pek çok kuramsal yaklaşım, Kant’ın bu “köprü” işlevli üçüncü eleştirisine referans vererek kendi temellerini güçlendirir. Kant’ın Yargı Yetisinin Eleştirisi, böylece hem epistemoloji ve etik hem de sanat felsefesi arasında merkezi bir konumda durmaya devam etmektedir.

Kaynakça 

  • Bal, M. (2008). Yargı Yetisinin Eleştirisi’nin Kant’ın Felsefesindeki Yeri. Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisi, 19(1), 37–60.
  • Güler, A. (2024). Kant’ın Estetik Anlayışı ve Bunun Edebi Eleştiriciliğe Etkisi. Söylem, 9(1), 112–124.
  • Kant, İ. (1790/2006). Yargı Yetisinin Eleştirisi (A. Yardımlı, Çev.). İstanbul: İdea Yayınları. (Orijinal eser 1790)
  • Sarı, G. (2024). Yargı Yetisi’nin Eleştirisi Bağlamında Kant’ın Estetik Anlayışı. Süleyman Demirel Üniversitesi Felsefe Dergisi, 61, 30–45.
  • Yang, J. T. (2022). Kant’s Aesthetics and Teleology. In E. N. Zalta (Ed.), The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Summer 2022 ed.). https://plato.stanford.edu/entries/kant-aesthetics/

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.