Lars Iyer’in Nietzsche Banliyöde Romanının İncelemesi


Türkçesi: Şilan Oğurlu

Yayıma Hazırlayan: Damla Yıldırım

Kapak Tasarımı: Geray Gencer

Sayfa Düzeni: Semih Büyükkurt

1. Baskı, Ocak 2026

ISBN: 978-625-6896-35-2

408 s. / 2. Hamur / Ciltsiz / 13,5 x 19,5


Lars Iyer’in Nietzsche Banliyöde Romanının İncelemesi

Romanın Kısa Özeti: Olay Örgüsü, Karakterler, Bağlam

Lars Iyer’in Nietzsche and the Burbs (Türkçesiyle Nietzsche Banliyöde) adlı romanı, İngiltere’nin Berkshire bölgesindeki banliyö kenti Wokingham’da geçen bir lise son sınıf hikâyesidir. Anlatıcı Chandra, okulun “dörtlü çetesi”nde yer alan bir Hint kökenli öğrencidir. Okula yeni katılan, özel okuldan gelen zeki ama karamsar bir genç, defterine iri harflerle “NIHILISM” (“Nihilizm”) yazdığı için ona Nietzsche lakabı takılır. Chandra ve arkadaşları Paula, Art ve Merv (ve bazen Tana gibi diğerleri), alışılmışın dışında entelektüel ilgileri nedeniyle çevrelerinde “boşluğa karşı uç oluşumlar” veya “kara delikler” olarak görülürler[1][2]. Nietzsche’nin gruba katılmasıyla ekip, varoluşsal sorgulamalarını pekiştirmek için bir “Dostoyevski Kitap Kulübü” kurar ve hızla kendi “Nietzsche ve Banliyöler” adlı death metal grubunu oluşturur. Okul çıkışı ders çalışma seansları, grup provaları, gece gezmeleri, “The Idiot” kulübü toplantıları gibi tekrarlanan rutinler romanın omurgasını oluşturur[3][1]. Zaman çizelgesi, son on haftayı kapsayan haftalık bölümlerle düzenlenmiştir[1][4]. Öykü ilerledikçe, Nietzsche karakterinin (asıl adı hiç açıklanmayan yeni öğrenci) akıl sağlığı ile mücadeleleri gündeme gelir; gerçek hikâyede de Nietzsche’nin bir akıl hastanesine yatışı bu dönemde gerçekleşir. Örneğin bir sahnede Nietzsche süpermarkette şarküteri bölümünde çalışırken görülür; Chandra, “Nasıl oluyordu bu? Neslinin en parlak beyni buraya gelip satay koyuyor?” diye şaşırır[5]. Roman boyunca büyük bir olay örgüsü olmasa da, sınavlar ve lisenin bitişi gibi bitiş çizgileri arka planda belirir. Iyer, daha çok karakterlerin fikir çatışmalarına, kara mizah dolu gözlemlerine ve duygusal anlara odaklanır. Örneğin Criticism (The Stinging Fly) dergisi, romanı “hüzünlü ama komik bir büyüme hikâyesi” olarak tanımlar ve öğrencilerin rutin sınav dönemi son on haftasının içsel yaşamını ayrıntılı biçimde yansıttığını belirtir[1][3]. Genel olarak, Nietzsche Banliyöde, lise son sınıf öğrencilerinin günlük yaşantısı ve entelektüel arayışlarını –ödevler, grup çalışmaları, gece buluşmaları– bir araya getirerek, sıradan bir banliyö ortamında geçen felsefi bir gençlik romanı sunar.

Banliyö Gençliği ve Kimlik İnşası: Sosyal Gerçeklik ve Bireysel Boşluk

Roman, tipik bir İngiliz banliyö kasabası olan Wokingham’da geçer. Kahramanlar kendilerini «ışıklar içinde yol gösteren», sıradanlıktan kaçmaya çalışan dışlanmış gençler olarak tanımlarlar. Romanın ders kitabı niteliğinde bir “erken-yetişkinlik” hikâyesi olarak nitelendiren eleştiriler, karakterlerin kendilerine özgü bir kimlik inşa süreci içinde olduklarını vurgular. Örneğin Stinging Fly incelemesi, karakterleri “maskarası kaçmış lise öğrencileri” olarak nitelendirip onların aslında çağdışı “zinadan, trendilerden ve sürekli telefonuna bakan sürülerden” oluşan kalabalığa karşı “iki kaş çatmış bir bando” teşkil ettiğini belirtir[1]. Kendilerini “nihilizm okuyucuları” ve “dahi muzipler” olarak gören bu gençler, sosyal çevrelerindeki boşluk ve tekdüzeliği entelektüel yaratıcılıkla doldurmaya çalışır. Romanda, Wokingham’ın İngiliz banliyösünün temsili olarak tanımlandığı pasif bir alan algısı öne çıkar; kahramanlar, burayı yüksek yoğunluktaki yaratıcılığı ve felsefeyi tohumu olarak görürler[6].

Karakterler sınıf, köken ya da popülerlik açısından da parodiktir: Mesela hikâyede entelektüel Paula ve zengin kız Tana ile sıradan çocuk Merv birbirleriyle mukayese edilir. Yazarın röportajında belirttiği gibi, “açık geeking” (ödlek zeki çocuk) ile “çağdaş sofistike” (preppy çocuk) arasındaki eski üstünlük çatışması, iş piyasasındaki sömürü ve ekolojik felaket ortak kaygılarıyla anlamsızlaşır[7]. Iyer’in dediği gibi, hem geek (ödlek) hem de preppy (orta sınıf ayrıcalıklı) genç; her ikisi de kendilerini “döngüsel bir felakete” hazırlanan, sömürücü bir iş piyasasıyla karşı karşıya bulur[7]. Bu nedenle kahramanlar, gruplaşarak kendilerine ayrıcalıklı bir statü vermeye çalışır: Örneğin hepsi bir araya gelip kendilerini “ürkütücü zeka”ya (rogue intelligence) sahip olduğu için ayrıcalıklı gören bir çete olarak tanımlar[1]. Bu benlik oluşturma, bir bakıma sosyal gerçekliğin ironik bir yansımasıdır. Grup üyeleri, sıradan banliyö yaşantısına baş kaldırarak bir tür “aydınlanmış azınlık” kimliği edindiklerini düşünür. Yine de, roman boyunca mağdur konumları ve içsel boşlukları da vurgulanır. Karakterler, toplumsal beklentilere yabancı, aşırı farkındalığa sahip bireylerdir. Örneğin Rotka makalesinde ifade edildiği gibi Iyer, “fazla bilinç, fazla ironi, fazla farkındalık” taşıyan gençlerin yaşadığı “tuhaf sıkışmayı” gösterir; banliyöde bile dünyayla baş etmek için felsefeyi bir araç olarak kullanırlar[8]. Bununla birlikte büyük bir anlamsızlık duygusu da eşlik eder: NY Times editörü Michael Grynbaum, romanı “çocukluğun hüzünlü sona erdiğinin kusursuz bir betimlemesi” olarak tanımlar[9]. Bu yorum, gençlerin kimlik oluşum sürecindeki boşluğu ve kaygıyı vurgular. Sonuçta Nietzsche Banliyöde gençlerin kendilerini anlamlandırma çabalarını, toplumsal normlara karşı edilgen bir başkaldırı ve varoluşsal yalnızlık üzerinden ele alır.

Nihilizm ve Varoluşsal Krizler: Nietzsche Felsefesinin Gençler Üzerindeki Yansıması

Romanın en belirgin temalarından biri nihilizmdir. Kahramanlar sık sık Nietzsche’nin felsefesiyle özdeşleşen karanlık düşünceleri tartışır. Örneğin karakterlerden biri defterine “NIHILISM” yazmış, diğeri Dostoyevski kitapları okurken nihilizmden bahseder. Publishers Weekly de grubun “nihilizm ve death metal” ile içli dışlı olduğunu not eder: Hepsi “ölüm metal grubu ve etimolojik nihilizme” adanmıştır[10]. Yine de, bu nihilistik edalar çoğu kez ironiyle bezenmiştir. Rain Taxi incelemesinde Parker, romanda nihilizmin sürekli tekrarlandığını vurgular: Bir sahnede anlatıcı “İlginç geliyor,” derken Nietzsche “İlginç değil. Yıkıcı.” diye karşılık verir[11]. Parker’a göre genç Nietzsche, adeta “banliyö filozofu” olarak konumlanır; eğer banliyölerde nihilizmi yenebilirseniz her yerde yenebilirsiniz der gibidir[12]. Ancak Parker, “bu Nietzsche bile nihilizmden kurtulamıyorsa, ironik kopuk gençler çetesi için ne umut olabilir ki?” diye sorar[12].

Gençlerin sorgulamaları, Nietzsche filozofunun üslubunu hem ciddiye alıp hem ironize eder. Stinging Fly incelemesine göre Nietzsche karakterinin Nietzsche ile hayat benzerlikleri vardır (kız arkadaşıyla yaşadığı karmaşa, kardeş ilişkisi vb.), ama genç Nietzsche “hayaletimsi” bir figür olarak kalır ve gerçekte grubun hep uzak bir düşünce deneyi nesnesidir[13]. Bu figür, umutsuzluğun ve ümidin bir arada dolandığı “pesimizm” duygusunu simgeler. Paula isimli arkadaşının ona “kötülük beni güçlendirir” gibi özlü sözler de söylemesi ironiktir (çünkü bunlar gerçek Nietzsche’nin sözleridir)[14]. Ayrıca romanda hem karakterler hem anlatıcı Tanrı’nın ölümü, tarihin sonu gibi üst düzey Nietzscheci görüşleri alaycı biçimde tekrar eder. Örneğin Chandra bir sahnede “Böyle evler ne demek? Hiç büyük bir ruh onları imgelememiş” diye Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt’ünden dizeler okuyarak gençlik içindeki nihilist umudu dile getirir[15].

Bununla birlikte, karakterler nihai olarak nihilizme direnç ve umut da gösterirler. Publishers Weekly’nin belirttiği gibi “nihilist kahramanlar”, katı bir karamsarlığa rağmen “lisede genç olmanın samimi coşkusunu” da keşfeder[16]. Yani aşk, arkadaşlık, müzik ve gelecek kaygıları onları zaman zaman düz çıkmazlara sürüklerken, gençliğin geçiciliğinin şefkatli bir tasviri de eşlik eder. Bu açıdan roman Nietzsche felsefesinin gençler üzerindeki yansımasını, yani nihilizme saplanma ile ona direnme arasında gidip gelen karmaşık bir denge olarak sunar. Sonuçta felsefi fikirler (boşluk, varoluş gibi) sık sık tartışılsa da bu fikirler kahramanların hayatlarını kökten değiştirmez; Robson’a göre roman fikirlerle “hayatın inşasında hiçbir kayda değer etki” yaratmaz[17]. Bu da Nietzsche’nin de savunduğu bir paradoksu yansıtır: anlam çöktüyse düşünmeye devam etmek zorunda olmak. Rotka analizinde vurgulandığı üzere Iyer, bu noktada anlam arayışının bir erdem değil “neredeyse kaçınılmaz talihsizlik” olduğunu sorgular[8]. Böylece Nietzsche Banliyöde, gençleri nihilizmin etkisiyle düşünmeye zorlayarak, varoluşsal krizleri ve farkındalık sancılarını irdeler.

Müzik, Metal Estetiği ve Gençlik Ritüelleri

Romanın önemli motiflerinden biri müziktir. Kahramanlar “Nietzsche ve Banliyöler” adlı bir death metal/doom metal grubu kurar. Melville House tanıtımında belirtildiği gibi, grup “medeniyet değerlerinden memnun olmayan”, onların deyişiyle “hayatın büsbütün sonrasında” yeni bir müzik yaratmayı amaçlayan gençlerden oluşur[16][18]. Grup, işte evleri (müzik odaları) olan ve sınav stresiyle boğuşan bu gençlerin sosyal ritüeli haline gelir. Örneğin Publishers Weekly’ye göre bu grup onların hem çıkış yolu hem tutkudur; grubun solisti olarak yeni gelen “Nietzsche” müziğin epik ruhunu yansıtır[16]. Şarkılar “hayatın ötesinden gelen müzik” olarak tanımlanır ve hatta gazetede yer alan bir alıntıda “tüm yaşama dair her şeyi” ifade etmesi gerektiği söylenir[19][20].

Iyer, grubu ve çalmayı betimlerken rock/metale özgü unsurları canlı tutar. Ronik bir stil olarak “kapalı alan metal müzik” (drone/doom metal) kullanılır; Vol. 1 Brooklyn röportajında romanın gezici metaforu olarak “yavaş ve derinden giden doom metal” performanslarının anlatıldığı vurgulanır[18]. Gerçekten de Roman boyunca prova sahneleri sıkça yer alır. Stinging Fly incelemesi, grubun bir üyesinin gitarının “lider enstrüman değil, bir doku, bir örgü parçası” olduğunu belirtir[4]; bu bile müziğin sertliği ile deneyselliği arasındaki özgün yaklaşımı gösterir. Öte yandan, gruba dair ritüeller de toplumsal kimliklerinin parçasıdır: Grup üyeleri, iki zengin kız arkadaşı (Tana ve Noelle ile) ot oturarak esrar içer, lise çıkışında sokak partilerine gider ve “The Idiot” romanı üzerine kulüp toplantıları yapar[3]. Yine Iyer’in müzikal göndermeleri arasındadır: Kitapta Joy Division ya da Manchester alt kültürü hissiyatını çağrıştıran öğeler de bulunur; yazar, bir röportajında karakterlerin sahnedeki varlığının Ian Curtis’i andırdığını belirtir[21].

Müzik ve gençlik ritüelleri yalnızca hikâyenin atmosferini zenginleştirmekle kalmaz, tematik işlev de görür. Grup, banliyö monotonluğundan kurtuluş umudu ve kimlik aracı olarak kullanılır. Mesela romanda bir sahnede gitar amplifikatörleri açıldığında Chandra, “Kuvvetlerin toplandığını, bir şeylerin başlayacağını hissediyor” der; ama bu ani coşkuyu “aslında bir şeyi gerçekten çalmamızla mahvedeceğimizi” düşünerek karşıladığını itiraf eder[22]. Bu diyalog, müziğin hem potansiyel hem boşluk üstüne bir alegori olarak işlendiğini gösterir. Ayrıca Stinging Fly incelemesine göre müzik “sonsuz bir gel-git içinde eriyen başlangıçlar” gibi yorumlanır; grup şarkılarını “hiç bitmeyen geleyim” “coming but never actually coming” gibi imgeyle açıklar (s. 32)[20]. Böylece müzik, gençliğin geçiciliğiyle yüzleşmenin ve alternatif bir yaşam vizyonu kurmanın sembolü haline gelir. Kısacası, Nietzsche Banliyöde’de metal müzik estetiği sadece arka plan değil, gençlerin dünyasını biçimlendiren merkezi bir unsurdur.

Lars Iyer’in Anlatı Dili: Mizah, İroni, Karanlık Tonlar

Lars Iyer’in anlatı dili romanın ayırt edici özelliklerindendir. Eser büyük ölçüde diyalog ağırlıklıdır ve betimlemeler minimaldir; Rain Taxi incelemesine göre roman “minimal anlatımla, bir romana göre çokça diyalog içeren, daha çok oyunmuşçasına” bir biçimdedir[23]. Karakterlerin konuşmaları, sıradışı mizahi üslup ve karanlık ironiyle doludur. Eleştirmenler, dilde Martin Amisvari abartı ve tekrarların sıkça kullanıldığına dikkat çeker. Guardian yazarı Leo Robson, eser için “Amis gibidir” derken örnek olarak kâğıt üstündeki kısa cümlelerin iç içe kopyalanıp tekrarlanmasını gösterir: “Beden eğitimi soyunma odalarında onur yoktu. İnsan hakları yoktu. Cenevre Sözleşmesi bile geçerli değildi” gibi abartılı cümleleri sıralar[24]. Ardından “Herkes herkesle sikişiyor, ama kimse bizi sikişmiyor” veya “Wokingham umutsuzluğunuza karşı size gülüyor; umutsuzluğunuzda size iyi günler diler” gibi karamsar mizah içeren cümleler sıralanır[24]. Bu tarz tekrarlı vurgular, dilin yoğun mizahını ve aşırı duygu durumunu yansıtır.

Romanın ironisi, doğrudan felsefi referanslarla da katmanlanır. Karakterlerin felsefi tartışmalardaki söylemleri çoğu zaman hem düşünceyi yüceltir hem de küçümser bir tavır sergiler. Örneğin Paula’nın Nietzsche’ye “kendini yardım gurusu gibi” bulan ve “Öldürmeyen şey güçlendirir” diye alay eden yorumları, aslında direkt Nietzsche alıntısıdır; bu, nihilizmin artık klişeleştiğine dair ince bir hicivdir[14]. Yine Rotka analizinde belirtildiği üzere Iyer, “ironi ile felsefeyi, gündelik hayatı entelektüel gerilimle ustalıkla kaynaştırır”; bu anlatım biçiminde “fazla bilinç, fazla ironi, fazla farkındalık” ön plana çıkar[8]. Bu nedenle roman bölük pörçük küçük görüşler patlaması gibi ilerler; karakterler koşa koşa bilgelik söylemleri arasında gezinirken, okuyucu hem gülümser hem de düşündüklerinin absürtlüğüne şahit olur.

Dil örüntülerinde araya sık sık karanlık bir ton serpilmiştir. Gruptaki karakterler sıklıkla sosyal hayata dair umutsuz ifadeler kullanır; Guardian eleştirmeni Robson, adeta bir öğrenci mizahıyla “kimse bizi sevmiyor”, “Wokingham nefretimizi umursamıyor” türü cümleleri taşlayan bir dili “cynical and sad” (cynik ve hüzünlü) bulur[25][24]. Stinging Fly’da Gallix, anlatıcı Chandra’yı Adrian Mole tarzı bir “nihilist Adrian Mole” olarak tanımlar[4]. Bu benzetmeler, anlatı dilindeki bohem atmosferi ve karanlık mizahı özetler. Yine eleştirilerde “hüzünlü ama çok eğlenceli” (hilarious but bittersweet) bir üsluptan söz edilir[1]. Öte yandan dörtlünün felsefi cümleleri telaffuz ederkenki ciddiyeti ile bu cümleleri sorgulayıp küçümserkenki gülünç tutum arasındaki çatışma, metnin kara tonunu besler. Özetle, Iyer’in dili zekice bir ironiyle bezenmiş, sisli bir mizah taşır; geniş bilgi birikimi ile sıradan diyalogları harmanlayarak gençlerin iç dünyasını canlı ve kendine özgü bir dille yansıtır[8][24].

Romanın Eleştirilerdeki Yeri ve Çağdaş Edebiyat/Felsefe Kesişimi

Nietzsche Banliyöde, eleştirmenlerce genellikle “düşünce romanı” veya “fikri roman” kategorisine yerleştirilir. Iyer’in bir felsefe akademisyeni geçmişi olduğu için roman, çağdaş felsefi kuramlardan yoğun biçimde beslenir. Pek çok inceleme, romanı Wittgenstein Jr. ve Iyer’ın diğer eserleriyle bir çizgide değerlendirir. Örneğin Guardian’dan Leo Robson, eseri Julian Barnes’ın The Sense of an Ending romanıyla karşılaştırır; her ikisi de liseli öğrencilerin varoluşçu nihilizmle alayını konu alır[26]. Yayınevi Melville House’un tanıtımındaki eleştiriler arasında “punk rock ve felsefe buluşuyor” türü yorumlar bulunur[27]; NPR da romanı “sosyal açıdan dışlanmış gençlere övgü dolu bir marş” olarak nitelendirir[9]. TLS (Times Literary Supplement) ve Sunday Times gibi ciddi edebiyat platformları da eseri “entellektüel yaşam üzerine eğlenceli ve duygu yüklü bir hiciv” olarak değerlendirmiştir[28]. Bu yorumlar romanı çağdaş gençlik edebiyatı ile Felsefe tartışmaları arasında bir köprüye yerleştirir.

Eleştirmenler genellikle Iyer’ın başarısını mizahi üslubunda ve duygusal derinliğinde görür. Publishers Weekly karakterlerin çoğu kez aşırı zeki olduğunu, ama okurun onların kırılganlığına karşı sempati besleyeceğini yazar[29]. Benzer şekilde Robson, uzun ve bazen gereksiz detaylı görülen yapısına rağmen eserin fikir örgüsünü övüp “yeni bir filozof kim olursa” meseleyine eğildiğini belirtir[17][30]. Öte yandan bazı eleştiriler romandaki tekrarçı üslup ve ayrıntı yoğunluğuna dikkat çeker; Robson romanın The Sense of an Ending’e kıyasla “neredeyse iki kat daha uzun” olduğunu ve “retorik aşırılıklar” barındırdığını eleştirmiştir[30].

Bununla birlikte, genelde romanın edebiyat/felsefe kesişimi noktasındaki orijinalliği vurgulanır. Eleştiriler, Nietzsche Banliyöde’yi “fikirler romanı” olarak niteler[31]; zaten yayınevi Morning Star da “tipik bir büyüme hikâyesi ama içinde romanın adını taşıyan bir metal grubu barındıran fikirler romanı” demiştir. Iyer’ın yazıları ve söyleşileri, eserin entelektüel katmanlarını da destekler. Örneğin Gallix’in Stinging Fly’daki incelemesi, romanın Terim süreleriyle (haftalık bölümler) bir çeşit günlük görünümü kazandığını, anlatıcı Chandra’yı “nihilist Adrian Mole” olarak tarif ederek ironik bir epik yarattığını vurgular[4]. Bu tarz analizler, romanın felsefi söylemle edebi anlatıyı harmanlama başarısını öne çıkarır.

Sonuç olarak, Nietzsche Banliyöde, çağdaş edebiyat eleştirisinde genellikle felsefi espriler barındıran karanlık komedi olarak anılır. Roman, gençlik edebiyatında sık karşılaşılmayan bir ağırlıkla Nietzscheci düşüncelere odaklanırken, aynı zamanda popüler kültüre (müzik, okul yaşamı) dair canlı ayrıntılar içerir. Eleştirilerde hem “orijinal” ve “dürüst” bir anlatımla över, hem de “fazla uzun” ve “entonasyonu yoğun” eleştirileri alır[30][9]. Genel olarak Iyer’ın bu eseri, Batı edebiyatında “fikri roman” geleneğini gençlik bağlamına taşıması bakımından özgün bir yere sahiptir.

Kaynakça (APA 7)
Iyer, L. (2019). Nietzsche and the Burbs. Melville House.
Gallix, A. (2020, April 9). Nietzsche and the Burbs [Book review]. The Stinging Fly.
Parker, S. F. (2020, Summer). Nietzsche and the Burbs [Book review]. Rain Taxi Review of Books.
Publishers Weekly. (2019, September 10). Nietzsche and the Burbs (Review). Publishers Weekly.
Robson, L. (2020, January 3). Nietzsche and the Burbs review – deadpan philosophical comedy. The Guardian.
Vol.1 Brooklyn. (2020, January 27). “Music Felt For Us, Was Ecstatic For Us”: An Interview with Lars Iyer. Vol.1 Brooklyn.
[Rotka]. (2026, January 30). Lars Iyer’ın Nietzsche Banliyöde adlı yeni romanında betimlemelerin yerini fikirler alıyor. Rotka.


[1] [3] [4] [5] [13] [14] [15] [20] [22] Nietzsche And The Burbs – The Stinging Fly

https://stingingfly.org/review/nietzsche-and-the-burbs/

[2] [10] [16] [19] [29] Nietzsche and the Burbs by Lars Iyer

http://www.publishersweekly.com/9781612198125

[6] [17] [24] [26] [30] Nietzsche and the Burbs review – deadpan philosophical comedy | Fiction | The Guardian

https://www.theguardian.com/books/2020/jan/03/nietzsche-and-the-burbs-review-lars-iyer-wittgenstein-jr

[7] [18] [21] “Music Felt For Us, Was Ecstatic For Us”: An Interview With Lars Iyer – Vol. 1 Brooklyn

https://www.vol1brooklyn.com/2020/01/27/lars-iyer-interview/

[8] Lars Iyer'ın Nietzsche Banliyöde adlı yeni romanında betimlemelerin yerini fikirler, sahnelerin yerini konuşmalar, anlatının yeriniyse sürekli geri dönen bir varoluş sorusu alıyor - Rotka

https://rotka.org/lars-iyerin-nietzsche-banliyode-adli-yeni-romaninda-betimlemelerin-yerini-fikirler-sahnelerin-yerini-konusmalar-anlatinin-yeriniyse-surekli-geri-donen-bir-varolus-sorusu-aliyor/

[9] [27] [28] [31] Nietzsche and the Burbs

https://mhpbooks.com/books/nietzsche-and-the-burbs

[11] [12] [23] [25] Nietzsche and the Burbs - Rain Taxi

https://raintaxi.com/nietzsche-and-the-burbs/

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.