Bizim Hikâyemiz – İnsan Evrimine Yeni Bir Bakış: Kitap İncelemesi
Bizim Hikâyemiz – İnsan Evrimine Yeni Bir Bakış
Yazar: Lesley Newson, Peter J. Richerson
ISBN :9786256461475
Kategori : Araştırma / İnceleme, Kurgudışı
Yayınevi : Minotor Kitap
Çevirmen: Dilara Erdem
Orijinal Adı: A Story of Us: A New Look at Human Evolution
Yayın Tarihi: Kasım 2025
ISBN: 9786256461475
Sayfa Sayısı: 440
Ölçüleri: 13,5 x 21 cm
Çıkış Tarihi: 20 Kasım 2025
Bizim Hikâyemiz – İnsan Evrimine
Yeni Bir Bakış: Kitap İncelemesi
Lesley Newson ile Peter J.
Richerson’ın A Story of Us: A New Look at Human Evolution (Türkçesi: Bizim
Hikâyemiz – İnsan Evrimine Yeni Bir Bakış) adlı kitabı, insanın evrimine
dair klasik anlatılardan farklı olarak kültürün, sosyal öğrenmenin ve
işbirliğinin rolünü vurgulayan kapsamlı bir inceleme sunar. Gregory Tague’nin
belirttiği gibi, kitap “zekice ve sürükleyici” bir anlatı ile kültürel evrimin
gücünü sade bir dille anlatmaktadır[1]. Bu incelemede, kitabın ele aldığı
temalar –biyolojik evrim süreci ve genetik adaptasyonlar, kültürel evrim,
sosyal öğrenme ve grup seçilimi, Homo sapiens’in diğer homininlerle ilişkisi,
evrimsel psikoloji ve davranış stratejileri, ayrıca kitabın klasik evrim
anlatılarından farkı ve bilim iletişimindeki yeri– yorumlayıcı-analitik bir
çerçevede değerlendirilecektir.
İnsan Evriminin Biyolojik Evreleri ve Genetik Adaptasyonlar
İnsan evriminin biyolojik aşamaları, ardışık hominin türleri boyunca
gerçekleşen anatomik ve fizyolojik değişimleri içerir. Kitap, arkaik dönem ilk
insansı atalarımızdan başlayarak günümüze kadar uzanan bir kronoloji sunar.
Örneğin, Newson & Richerson, ormanlık yaşamdan savana yaşamına geçiş
sırasında dik yürümenin (bipedalizm) ve bu değişime bağlı adaptasyonların
önemini vurgular[2]. Yaklaşık 3 milyon yıl önce Australopithecus’larda görülen bipedalizm,
vücudun ısınmayı önleyecek biçimde daha az kıllı hale gelmesine yol açtı.
Anne-çocuk bağının daha gevşek olması, birlikte çocuk bakımı (alloparenting)
olasılığını artırdı ve bu “topluluk bağımlılığı”, daha gelişkin beynin evrimine
zemin hazırladı[2]. Benzer şekilde, Homo erectus dönemi (yaklaşık 2 milyon yıl önce) ile
birlikte beyin hacmi kayda değer biçimde arttı; bu durum, beslenme
stratejilerinin değişmesiyle birlikte açıklanabilir. Örneğin, ateş kullanımı ve
pişirme yetisiyle daha besleyici gıdalar elde edilmesi, diş ve bağırsak
yapılarının küçülmesine neden oldu (dişler küçülürken beynin enerji ihtiyacı
gene de arttı)[3][4].
Aşağıdaki liste, kitapta ele alınan bazı kilit evrimsel dönüm
noktalarını özetler[5]:
·
Yaklaşık 7 milyon yıl önce: İnsanla en yakın akraba şempanzelerden ayrılış, anne-çocuk bağı ve
grup beslenmesi kalıplarının ilk izleri.
·
Yaklaşık 3 milyon yıl önce: Savana ortamına adaptasyon ve tam dik yürüme; beyin ve vücut yapısında
temel değişiklikler (kurak iklimlerde ısınmayı önleyecek vücut yapısı, artan
beyin hacmi).
·
Yaklaşık 1,5 milyon yıl önce: Homo türlerinde beyin hacminin büyümesi ve alet kullanımının
yaygınlaşması; besin işleme ve sosyal düzenlerde yenilikler.
·
Yaklaşık 300–200 bin yıl önce: Erken Homo sapiens’in ortaya çıkışı; anatomik olarak modern insana en
yakın özellikler (daha yuvarlak kafatası, dar çene, çene çıkıntısı) evrimleşir.
·
30 bin yıl ve sonrası: Sanat ve karmaşık kültür belirtileri (resim, heykel, ritüeller) fosil
ve arkeolojik kayıtlarda görülmeye başlar; insansılar coğrafi olarak Dünya’nın
her yerine yayılır.
·
Son 20 bin yıl: Tarımın ve yerleşik hayata geçiş; beslenme şeklinin değişmesi ve bunun
genetik yansımaları (örneğin laktoz toleransı geninin yaygınlaşması)[4][6].
·
Günümüz: Küresel kültür ağı ve hızlı teknolojik değişim; bireyler çeşitli
kültürel gruplardan tercihler yapabilir, bu da farklı doğum oranları ve
toplumsal normların gelişmesine yol açar[7].
Genetik adaptasyonlar da bu süreçte rol oynamıştır. İnsan genomunda,
fizyolojik adaptasyonları yansıtan genetik değişimler saptanmıştır. Örneğin, laktoz
toleransı (süt şekeri laktaz enzimini yetişkinlikte de üretebilme yetisi),
sığırcılık ve süt üretimiyle bağlantılı bir kültürel yeniliğin sonucudur. Pek
çok insan topluluğunda sütteki laktazı parçalayan enzim üretimi yetişkinlikte
de devam edebilmekte ve bu, kültürel bir davranış (hayvanları evcilleştirme)
sonucu doğal seçilime girmiştir[6][4]. Benzer şekilde, enfeksiyon hastalıklarına karşı genetik direnç
evrimi günümüzde de sürmektedir. Tarihsel olarak sıtma direnci sağlayan orak
hücreli anemiye yol açan genetik varyasyonlar veya HIV/AIDS’e karşı bağışıklık
varyantları, baskın kültürel çözümler yeterli olmadığında seçilim yoluyla artış
göstermiştir[8]. Stoneking’in de belirttiği gibi, sıtma gibi hastalıklarla mücadele
edemeyen kültürel adaptasyon eksikliği genetik seçilimi hızlandırır[8]. Kısacası, beslenme ve hastalıklar gibi çevresel değişiklikler,
kültürel yeniliklerle iç içe geçerek genetik evrimi şekillendirmiştir.
Özetle, Bizim Hikâyemiz kitabı insan soyunun biyolojik evriminin
evrelerini, çevresel zorluklara karşı gelişen genetik ve fizyolojik
adaptasyonları vurgulayarak ele alır. Bipedalizm, beyin büyümesi, diş
yapısındaki küçülmeler gibi fiziksel değişimlerin evrimi, kültürel değişimler
ile karşılıklı etkileşim içerisinde sunulmuştur. Örneğin kitapta, ilk
homininlerin avlanma ve toplayıcılık stratejileri ile beyin boyutu artışı
arasında bir "gene-kültür eş evrimi" ilişkisi çizilir[2][4]. Bu yaklaşım, klasik evrimci anlatılarda genellikle sadece fizyolojik
adaptasyonlar odak alınırken, bu kitapta kültürel ve sosyal etkileşimin de ana
belirleyici olduğu noktasını göstermektedir.
Kültürel Evrim, Sosyal Öğrenme ve Grup Seçilimi Kuramları
Newson ve Richerson’un kitabında kilit bir tema kültürel evrimin
ön plana çıkarılmasıdır. Kitap, insan kültürünün genetik evrimden bağımsız ya
da ona eşlik eden bağımsız bir evrimsel mekanizma olarak nasıl işlediğini
açıklar. Yazarlar, gen-kültür ortak mirası (gene-culture coevolution) teorisini
kullanarak kültürün kendi içinde de seçilim süreçleri barındırdığını
savunurlar. Örneğin Anthony Webb’in vurguladığı gibi, kitap “gen-kültür mirası”
teorisini kullanarak atalarımızın ne zaman ve nasıl evrildiğine
dair kapsamlı bir anlatı sunar[9].
Sosyal öğrenme, kültürel evrimin temel
dinamiklerinden biridir. İnsanlar, davranışları ve bilgi birikimlerini birebir
kopyalama yoluyla gelecek kuşaklara aktarır. Kitapta, genç bireylerin grup
içindeki başarılı modellere odaklanarak öğrenmeleri (seçilici öğrenme) öne çıkarılır.
Gregory Tague’nin ifadesiyle, “çoğu insan ya da şempanze grup içinde yiyecek
işleme pratikleri yaygındır ve bir genç, kimin başarılı olduğunu görüp onu
taklit ederek inovasyon için geri besleme döngüsü yaratır”[10]. Böylece bir grubun edinimleri paylaşılır, kopyalanır, geliştirilir ve
kuşaklara aktarılır. Bu sosyal öğrenme süreci, kültürel yeniliğin birikimini
(ratchet effect) sağlar.
Kültürel evrimin bir diğer bileşeni grup seçilimi fikridir.
Kitapta, Darwin’in erken dönem görüşlerinden ilham alınarak kültürel grup
seçilimi kavramı incelenir. Darwin’in sözleriyle “vatanseverlik, cesaret ve
dayanışma ruhuna sahip bir kabile, çoğu diğer kabileler üzerinde zafer kazanır;
bu da doğal seçilim demektir”[11]. Newson ve Richerson, bu bakış açısını günümüz kültürel normlarına
uygular. Evrim biyolojisi bağlamında kültürel grup seçilimi, farklı gruplarda
geleneklerin, normların ve kurumların varyasyon gösterdiği bir miras
sistemidir. Grubun toplam başarı ve rekabet gücü, bu kültürel varyasyonlarla
şekillenir. Eğer bir toplumdaki ahlaki normlar, paylaşım, işbirliği veya
disiplin gibi kurumlar grup dayanışmasını artırıyorsa, bu gruplar diğerlerine
göre avantaj kazanır. Zefferman ve arkadaşlarının öne sürdüğü gibi, “kültürel
miras yoluyla iletilen kurallar sistemleri insan toplumlarında işbirliğini
organize ediyorsa, o zaman kültürel grup seçilimi hipotezine karşı hiçbir
alternatif tam bir açıklama olamaz”[12]. Bu tez, Newson & Richerson’un kültürel evrime verdiği önemin
temelini oluşturur.
Kitap ayrıca sosyal öğrenme ve grup seçilimi kuramlarının insanlığın
işbirlikçi yanını nasıl açıkladığına odaklanır. Yazarlar, atalarımızın
genellikle bencil olmak yerine işbirliğine yatkın olduklarını vurgular.
Darwin’in de belirttiği gibi, soyunu devam ettirebilmek için şefkat ve
fedakârlık gibi “ayrılışmayla duyulan utanma ve iğrenme” gibi sosyal duygular
evrimlemiştir[13][3]. Bu duygular, grup içinde normlar haline gelerek davranışları
düzenler. Kültürel grup seçilimi kuramı çerçevesinde, aile bağlarına, cemiyet
kurumlarına ve dilsel normlara dönüşen bu kuralların, bireylerin genetik
miraslarından bağımsız olarak evrildiği savunulur. Bu bağlamda, yazarlar
kültürü “genlerden başka bir şeyle aktarılmayan” bir adaptasyon sistemi olarak
ele alır[14][12]. Kısaca, kitabın anlatısında kültürel varyasyonlar üzerinde grup
düzeyinde işleyen seçilim süreçlerine geniş yer ayrılır.
Homo sapiens’in Diğer Hominin Türleriyle İlişkisi ve Ayırt Edici
Özellikleri
Newson & Richerson, Homo sapiens’in diğer homininlerle
tarihsel ilişkilerini, kültürel ve genetik etkileşimler bağlamında inceler.
Kitaba göre Homo sapiens, Homo heidelbergensis’ten evrilmiş olup bir süre
Neandertaller (H. neanderthalensis) ve Denisovalılar ile karşılıklı etkileşim
içindeydi[3]. Ancak H. sapiens’in ayırt edici özellikleri özellikle kültürel
kapasite ve anatomi üzerinedir. Britannica’ya göre insanları diğer
şempanzelerden ayıran en önemli fark, daha gelişkin bir beyin ve bu beyin
sayesinde gelişmiş dil kabiliyeti ile soyut düşünce gücüdür[15]. Newson & Richerson da beyin büyüklüğünün zaman içinde hızla
arttığını vurgular[16]. Modern Homo sapiens bireylerinde ortalama beyin hacmi ~1350 cm³
civarındadır ve bu, başkalara göre oldukça büyük bir boyuttur[17]. Yazarlar, beyin yapısındaki bu gelişmenin pişmiş gıdalarla beslenme
ve ateş kullanımı gibi kültürel yeniliklerle paralel olduğunu açıklar[3].
Kafatası morfolojisi de Homo sapiens’e özgüdür. Homo sapiens
kafatasında alt kısmı kısa, üst kısmı yüksek ve geniştir; alın kısmı dik ve
belirgin bir çene çıkıntısı (menton) görülür[18][19]. Aslında insanlığın çenesi olarak yorumlanabilecek bu
karakteristik, Homo sapiens’i diğer Homo türlerinden ayıran tek canlı
özelliktir[19]. Başka bir deyişle, Homo sapiens’in önde çenesi ve çıkık çene kemiği
(çene çukuru) sadece bu türde bulunur. Kısacası, modern insan iskeleti; yüksek
alın, küçük dişler, dar çene kemeri ve belirgin çene çıkıntısı ile tanımlanır[18][19].
Davranışsal ve kültürel açıdan da Homo sapiens benzersizdir. Newson
& Richerson, Homo sapiens’in sadece anatomik açıdan değil, davranışsal
açıdan da “tam insan” kabul edilebileceğini belirtir[20]. Erken Homo sapiens gruplarında karmaşık dil, sembolik sanat ve ritüel
pratikler erken ortaya çıkmıştır. Kitap, yaklaşık 100.000 yıl öncesine ait
Afrika sahalarında sembolik işaretler bulunduğunu, 30.000 yıl öncesi ise
avcı-toplayıcıların mağara resimleri ve süslemeler ürettiğini kaydeder[21]. Yazarlar, H. sapiens’in geniş beyni ve sosyal öğrenme kapasitesi
sayesinde yeni teknolojiler (örneğin daha ince mikrolit aletler, dikiş
iğneleri) ve işbölümü geliştirdiğini vurgular[21]. Özetle, Homo sapiens’i diğer homininlerden ayıran özellikler, nitelik
olarak daha büyük beyin, gelişmiş iletişim ve sembol kullanımı ile toplumsal
organizasyon yeteneğidir[15][18]. Bu kitapta Homo sapiens, genetik mirası ile değil kültürel bir
geçmişten güç alarak evrimleşmiş, bu yönüyle modern insan kabul edilmiştir.
Evrimsel Psikoloji ve Davranışsal Stratejilerin Tarihsel Temeli
Evrimsel psikoloji, insan davranışlarını ve zihinsel özellikleri
evrimsel süreçlerin ürünü olarak yorumlar. Kitapta da insan duyguları ve sosyal
stratejilerinin köklerinde yatan evrimsel mekanizmalar ele alınır. Buss’un
belirttiği gibi, “evrimsel psikoloji, doğrudan hayatta kalma avantajı sağlamak
yerine üreme başarısını artıran psikolojik adaptasyonlara odaklanır”[22][23]. İnsan zihnindeki kıskançlık, stratejik planlama, cinsel seçim
eğilimleri gibi özellikler, tarihsel olarak atalarımızın hayatta kalıp
üreyebilmesi için geliştirdikleri stratejilerdir. Yazarlar, evrimsel
psikolojinin bazı varsayımlarına uygun biçimde, insanın ‘ailesine bağlılık,
statü arayışı, empatinin genetik kökenleri’ gibi davranışların kökensel
nedenlerini tartışır.
Kitapta özellikle işbirliği ve fedakârlık temaları öne çıkar.
Homo sapiens’in evriminde bencil çıkarın ötesinde sosyal normların seçici
olduğu vurgulanır. Gregory Tague’nin ifadesiyle, yazarlar “insanların
genellikle diğer türlere kıyasla daha çok işbirliği yaptığı ve ailelerinin ya
da gruplarının avantajına olan altruizmin doğal seçilimde ödüllendirildiği”
görüşündedir[3]. Darwin’in İnsanın Türeyişi eserinde değindiği gibi, toplum
içinde fedakâr davranışlar uzun dönemde grupların başarısını artırır.
Dolayısıyla kitabın evrimsel psikoloji bölümünde, örneğin bakım
yükümlülüklerinin paylaşılması, empatinin gelişmesi, utanç ve suçluluk
duygularının toplumsal düzeni sağlamadaki rolü gibi konulara yer verilir.
Sosyal duyguların, genlerin ötesinde, kültürel miras yoluyla nesiller arasında
taşındığı işlenir.
Davranış stratejileri açısından, yazarlar hayatta kalma ve üreme
stratejilerinin tarihçesine dairdir. İnsanların düşmanlıktan çok
işbirliğine yönelmesinin nedeni kültürel grup seçilimiyle açıklanır. Neftsel ve
arkadaşlarının tanımladığı “hata yönetimi teorisi” gibi evrimsel psikoloji
yaklaşımları kitapta yer bulmasa da, genel anlamda kitabın yaklaşımı İnsan’ın
evrimsel kökenlerinin anlaşılması için adaptif davranışların tarihsel bağlamda
değerlendirilmesi gerektiğini öne sürer. Örneğin, kıtlık dönemlerinde yardım
etmenin ve grup içinde dayanışmanın hayatta kalmayı kolaylaştırdığı;
dolayısıyla zamanla bu stratejilerin kültürel olarak seçildiği anlatılır.
Böylece evrimsel psikolojinin “insanın doğal davranış kalıpları” tahayyülünden
ziyade, bu kalıpların tarih içinde şekillenmiş stratejiler olduğu vurgulanır.
Kısacası, kitap içinde evrimsel psikolojiye ilişkin tartışma, biyolojik
dürtüler ile kültürel normların iç içe geçmiş bir tarihsel sentezi olarak
sunulur.
Kitabın Klasik Evrim Anlatılarından Farkı ve Bilim İletişimi Açısından
Değerlendirme
Bizim Hikâyemiz kitabı, bilinen klasik evrim
hikâyelerinden ayrılarak “insan doğası” veya “tekil insan çeşitliliği” gibi
kavramları geri planda bırakır. Newson & Richerson’a göre insanları diğer
canlılardan ayıran özel bir içkin yetenekten ziyade, hızlı evrime açık kültürel
evrim yeteneğidir[24]. Gregory Tague bu durumu şöyle özetler: “insan olmanın özel bir sırrı
ya da insan doğası yoktur; bizi diğer türlerden ayıran, kültürel olarak
evrimleşebilme yeteneğimizdir”[24]. Bu söylem, insanların doğadaki hâkimiyetini vurgulayan Henrich gibi
yazarlarınkinden farklı bir denge kurar. Newson & Richerson, insan
başarılarının altını çizerken bile bu başarıları kültürel işbirliği ve öğrenme
ağına bağlar[25][1].
Klasik evrim anlatıları genellikle bireysel genetik adaptasyona veya
rekabete odaklanır; oysa Newson & Richerson’un “yeni bakış”ı, evrimin grup
içi dinamiklerini ve kültürel bileşenini ön plana çıkarır. Bu açıdan kitap,
Oxford Üniversite Yayınları’nca "insan evriminde kültürün rolü"
üzerine yazılmış kuramsal eserlerin pratiğe dökülmüş bir örneği gibidir. İnsan
aklının evrimi, sadece beyin boyutu arttıkça gelişen fiziksel bir süreç olarak
değil, aynı zamanda sosyal öğrenme ve sosyal kurumlarla şekillenen bir süreç
olarak ele alınır[14][12].
Kitabın bilim iletişimi açısından da önemli özellikleri vardır. Hem
akademik hem de genel okuyucu kitlesine hitap eden Bizim Hikâyemiz,
okurların karmaşık bilimsel kavramları kavrayabilmesi için anekdotlar ve
kurgusal “gerçek hikâyeler” kullanır. Anthony Webb’in belirttiği gibi, her
bölümde yazarlar o dönemde yaşayan bir bireyin gözünden anlatılan “küçük
hikâyeler” kullanarak okuru geçmişe götürür[26]. Bu yöntem, insan evrimini soyut bir kuramsallık yerine yaşanmışlık
hissiyle aktarır. Ayrıca akıcı üslubu ve kısa düzenli bölümleri sayesinde kitap
“fazlasıyla okunabilir” bir hale gelir[1][26]. Örneğin Tague kitabı “keyifle okunur ve kültürel evrimin gücü
hakkında derin bilgiler sunar” sözleriyle överken[1], Webb de kitap bittikten sonra “bilgileri düşünmeme sebep oldu” diyor[27].
Sonuç olarak, Bizim Hikâyemiz kitabı klasik evrim
hikâyelerindeki gen-merkezli yaklaşıma karşı bir denge unsuru sunar. Kapsamlı
kaynakça ve akademik titizlikle desteklenen anlatısı, eğitsel bir değere
sahiptir; bir eleştirmen, kitabın “insan evriminin genel resmini daha iyi
kavratacağı” için derslerde kullanılması gerektiğini önermiştir[28]. Toplumdaki kültürel mirası ve insan davranışlarının tarihsel
kökenlerini netleştirirken, kitap aynı zamanda bilimsel birikimi halkla etkili
şekilde paylaşma başarısı gösterir. Kültürel evrimi öne çıkararak bilimin tek
taraflı anlatımına eleştirel bir katkı yapar ve öğrenci, araştırmacı ya da
meraklı her düzeyden okuyucuya zengin bir perspektif sunar[1][29].
Kaynakça (APA 7)
·
Newson, L., & Richerson, P. J.
(2021). A Story of Us: A New Look at Human Evolution. Oxford University
Press.
·
Tague, G. F. (2021). A Story of
Us: A New Look at Human Evolution (book review). Leonardo, 54(3),
310–312.
·
Webb, A. (2021, May 26). A
Story of Us: A New Look at Human Evolution (book review). Popular History
Books.
·
Stoneking, M. (2009). Does
Culture Prevent or Drive Human Evolution? On the Human. National
Humanities Center.
·
Buss, D. M. (n.d.). Evolutionary
Theories in Psychology. Noba Project.
·
Zefferman, M. (2016). Cultural
group selection plays an essential role in explaining human cooperation: A
sketch of the evidence. Behavioral and Brain Sciences, 39, e30.
·
Tattersall, I. (2025). Homo
sapiens. Encyclopædia Britannica.
[1]
[2]
[3]
[4]
[7]
[10]
[13]
[14]
[16]
[21]
[24]
[25]
[28]
A Story of Us: A New Look at Human Evolution | Leonardo/ISAST
https://leonardo.info/review/2021/05/a-story-of-us-a-new-look-at-human-evolution
[5]
[9]
[26]
[27]
[29]
A Story of Us - review
https://popularhistorybooks.com/2021/05/26/a-story-of-us/
[6]
[8]
Does Culture Prevent or Drive Human Evolution? « On the Human
[11]
[12]
Cultural group selection plays an essential role in explaining human
cooperation: A sketch of the evidence | Behavioral and Brain Sciences |
Cambridge Core
[15]
[20]
Homo sapiens | Meaning, Characteristics, & Evolution | Britannica
https://www.britannica.com/topic/Homo-sapiens
[17]
[18]
[19]
Anthropology 1 | PDF | Homo | Anthropology
https://www.scribd.com/document/786170730/Anthropology-1
[22]
[23]
Evolutionary Theories in Psychology | Noba
.jpeg)
Leave a Comment