Kerem Cankoçak’ın Maddenin Kısa Tarihi Kitabının İncelenmesi

 


Kitabın Adı:
Maddenin Kısa Tarihi Büyük Patlamadan Cern Deneylerine Maddenin Yolculuğu 
Yazar             :
Kerem Cankoçak

Çevirmen:
  
Sayfa:
304 
Cilt:
Ciltsiz 
Boyut:
13,5 X 21 
Son Baskı:
20 Kasım, 2025 
İlk Baskı:
20 Kasım, 2025 
Barkod:
9786253893668 
Kapak Tsr.:
Kapak Türü:
Karton 
Yayın Dili:
Türkçe 
 
 
Orijinal Dili:
 
Orijinal Adı:
    











Kerem Cankoçak’ın Maddenin Kısa Tarihi Kitabının İncelenmesi

Kerem Cankoçak’ın Maddenin Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan CERN Deneylerine Maddenin Yolculuğu başlıklı eseri, evrenin başlangıcından günümüze kadar maddenin dönüşüm öyküsünü anlatmayı amaçlayan popüler bilim formatında bir çalışmadır. Alfa Yayınevi tarafından yayımlanan kitapta, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önceki Büyük Patlama’dan itibaren nasıl evrimleştiği; kuantum alan teorisi ve parçacık fiziği bağlamında madde ve kuvvetlerin tarihi; CERN Laboratuvarı ile Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın (LHC) keşifleri anlatılmaktadır[1][2]. Cankoçak, bilim ve toplum ilişkileri gibi felsefi temalara da değinerek her bölümün sonunda ileri okumalar listesi sunmaktadır[1]. Bu incelemede kitabın ele aldığı bilimsel konular kapsamlı biçimde irdelenecek, yazarın anlatım tarzı ve dilin bilim iletişimine katkısı değerlendirilecek, ayrıca Cankoçak’ın Türkiye’de bilimsel bilinç ve kültürün geliştirilmesine yönelik katkıları ele alınacaktır.

Büyük Patlama’dan Günümüze Maddenin Evrimi

Evrenin tarihi, Başlangıç anından itibaren madde ve enerjinin dönüşümüyle şekillenmiştir. NASA’nın özetlediği biçimiyle, kozmik enflasyon döneminin bitiminden bir saniye sonra evren inanılmaz derecede sıcak ve yoğun bir “ilk çorba” hâline gelmiş; ışık ve parçacıklar birbirine karışmıştır[3]. Bu ortamda proton ve nötronlar, birkaç dakika süren nükleosentez süreciyle birbirine kaynaşarak evrenin ilk hafif elementlerini – hidrojen, helyum ve çok az izotop– üretmiştir[3]. Yaklaşık beş dakika sonunda daha ağır elementler oluşumu durmuş, soğuma süreci başlamıştır.

Takip eden yüzbinlerce yıl içinde (Büyük Patlama’dan ~380.000 yıl sonra) evren soğuyunca proton ve nötronlardan oluşan çekirdekler elektronları yakalayarak nötr atomlar meydana getirmiştir[4]. Bu olay, evrenin şeffaf hale gelmesini sağlayan yenilenme (rekombinasyon) evresidir. Ardından gelen karanlık çağ olarak adlandırılan dönemde, evren hidrojen ve helyum atomlarıyla dolu, yeni yıldızların henüz yok olduğu bir ortam olmuş; hemen hemen tüm madde bu iki temel element olarak bulunmuştur[5].

İlk yıldızlar, gaz bulutlarının kendi içine çökerek yoğunlaştığı yerçekimi kümelerinde doğmuştur. NASA’nın değerlendirmesine göre, uzaydaki bazı bölgelerdeki gaz bulutları yeterince soğuyup büzüşürken çekirdekte füzyon koşulları oluşmuş; bu da evrendeki ilk yıldızların yanmasıyla sonuçlanmıştır[6]. Birinci nesil yıldızlar Güneş’in onlarca ila yüzlerce katı kütleye sahip, çok parlak ve kısa ömürlüydü. Bu yıldızların füzyon süreçlerinde hidrojen helyuma, daha sonra helyum karbon, karbon oksijen vb. daha ağır elementlere dönüştü[7]. Yıldızların kütleli çekirdekleri, demir gibi en ağır elementleri oluşturana dek enerji üretebilmiş; ancak demir oluştuğunda daha ağır element üretimi enerji gerektirdiğinden yıldız çekirdeği çökmüş ve dev bir süpernova patlaması yaşanmıştır[7]. Süpernova patlamaları evrene kara cevher gibi karbon, oksijen, silisyum ve altın dahil çok sayıda ağır element dağıtmıştır. NASA’ya göre bu olaylar, evrende bulunan ağır elementlerin kaynağını teşkil eder[7][8]. Süpernova artıkları gelecekteki yıldız ve gezegen oluşumlarını zenginleştirerek Dünya’yı ve üzerindeki canlılığı mümkün kılmıştır.

NASA tarafından oluşturulan bu infografik, Büyük Patlama’dan günümüze uzanan temel evreleri özetlemektedir (kozmik enflasyon, ilksel çorba, ilk yıldızlar, galaksiler, karanlık enerji vb.)[3][6]. Özetle, evrenin başlangıcında yalnızca dört temel kuvvet ve enerjiden ibaret olan evren, nükleer füzyon ve kütleçekim süreçleriyle zenginleşerek hidrojen-helyumdan çok çeşitli atomlara; bunların birikmesiyle yıldızlara ve galaksilere; zamanla gezegenlere ve nihayetinde yaşam biçimlerine dönüşmüştür.

Kuantum Alan Teorisi ve Parçacık Fiziğinin Tarihsel Gelişimi

 20. yüzyılda kuantum mekaniğinin keşfi, mikroskobik dünyanın anlaşılmasını sağladı; bunu evrensel alana uygulamak ise kuantum alan teorisi (QFT) doğurdu. Kuantum teorisi ile elektromanyetizmayı birleştirme çabaları, 1927’de Dirac’ın “ışınımın soğurulması ve yayılması” makalesiyle atılmıştır[9]. Dirac bu çalışmada kuantum elektrodinamiği (QED) terimini kullanmış ve fotonların elektromanyetik alanın kuantumları olarak tanımlandığı bir formülasyon sunmuştur[9]. Böylece ikinci kuantizasyon yöntemleri geliştirildi; Jordan, Heisenberg ve Pauli gibi kurucular 1920’lerde elektron alanları üzerine çalışmalar yapmış, kuantum istatistiğine uygun operasyonlarla parçacık oluşturmayı tarif etmiştir[9].

Kuantum alan teorisi, II. Dünya Savaşı öncesinde tam bir tutarlılığa kavuşmasa da, Fermi’nin 1933 tarihli zayıf etkileşim kuramıyla β-bozunmalarında elektron-nötrino oluşturup yok eden süreçler analiz edilmiştir[10]. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Schwinger, Tomonaga ve özellikle Feynman’ın katkılarıyla QED’deki sonsuzluk problemleri renormalizasyon ile çözüme kavuşmuştur[11]. Feynman diyagramları bu dönemde geliştirildi ve karmaşık saçılma amplitüdleri grafiksel olarak hesaplanabilir hale geldi[11].

1950’ler ve sonrası, yeni parçacıkların keşfini ve güçlü-işlaki zayıf kuvvetlerin teoriye eklenmesini getirmiştir. Glashow, Weinberg ve Salam’ın elektrozayıf etkileşimi açıklayan birleştirilmiş modeli (SU(2)×U(1) simetri grubu) 1960’ların başında kurulmuştur[11]. 1970’lerde güçlü kuvvetler için Kuark Kuramı’nı içeren Quantum Chromodynamics (QCD) geliştirilmiş ve nihayet 1962’de tamamlanan SU(3)×SU(2)×U(1) temelinde “Standart Model” ortaya çıkmıştır[11]. Standart Model’e göre evrendeki temel parçacıklar altı lepton (örneğin elektron ve üç nötrino türü) ile altı kuarktan oluşur; aralarındaki etkileşimleri ise spin-1 taşıyıcı bozonlar yönetir (fotonsuz elektromanyetizma, W±/Z zayıf kuvvet, gluonlar güçlü kuvvet)[11].

Bu teorik çerçeve, deneysel olarak da onaylanmıştır: Glashow-Weinberg modelinde öngörüldüğü şekilde, CERN’de 1983’te W ve Z bozonlarının kütleleri ölçülerek Standart Model’in isabetliliği gösterilmiştir[12]. Günümüzde kuantum alan teorisi, parçacık fiziğinde temelini oluşturmaya devam etmekte; Higgs mekanizması gibi ileri kavramlarla zayıf ve güçlü kuvvetleri birleştiren modeller hâlen araştırılmaktadır. Cankoçak’ın kitabında bu bilimsel gelişmeler, tarihsel perspektifle ele alınarak anlaşılır bir düzeyde aktarılır.

CERN ve Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın Bilimsel Önemi

CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi), 1954’te kurulmuş uluslararası bir fizik araştırma kurumudur ve başlıca hedefi parçacık fiziğinde yeni keşifler yapmaktır. Özellikle Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC), CERN’in bugün en yüksek profilli hızlandırıcısıdır. CERN’e göre LHC, “dünyanın en büyük ve en güçlü parçacık hızlandırıcısı” olarak tanımlanmaktadır[2]. 27 kilometre uzunluğundaki bu halka, proton ve ağır iyonları ışık hızına yakın hızlara çıkarmakta ve çarpıştırmaktadır[2]. LHC, 10 Eylül 2008’de ilk kez çalıştırılmış ve o tarihten beri fizik dünyasını şekillendiren deneylere ev sahipliği yapmaktadır[2].

LHC’nin en önemli başarısı, Standart Model’in son kalan parçası olan Higgs bozonunun keşfidir. 4 Temmuz 2012’de ATLAS ve CMS deneyleri, Peter Higgs ve François Englert’in 1964’te öngördüğü Higgs bozonuna uygun yeni bir parçacık gözlemlediklerini duyurdular[13]. CERN yöneticisi Rolf Heuer, bu olayı “LHC’nin ilk büyük keşfi” ve “bilim tarihinde tanımlayıcı bir an” olarak nitelendirmiştir[14]. Higgs bozonunun tespit edilmesi, maddenin kütlesine kaynaklık eden Higgs alanının varlığını doğrulayarak evren modelimizi tamamlamıştır. Bu buluş, 2013 Nobel Fizik Ödülü ile taçlandırılmıştır.

LHC’nin önemi yalnızca Higgs ile sınırlı değildir. Çarpışma verileri, Standart Model’in ötesinde yeni parçacıkların (örneğin süpersimetri adayları veya karanlık madde parçacıkları) aranmasına olanak verir. Örneğin LHCb deneyi, B mezonlarının nadir bozunumları üzerinden temel bozunma mekanizmalarını inceleyerek madde-antimadde dengesinin gizemini çözmeyi hedefler[15]. ALICE deneyinde ise kuark-gluon plazmasının incelenmesiyle Büyük Patlama’nın hemen sonraki ilk saniyelerine dair bilgi edinilmektedir. CERN ayrıca yerçekimi dalgaları ve uzaydaki ultraviyole ışınım gibi farklı konularda da deneysel araştırmalar yürütmekte, böylece parçacık fiziği ile astrofizik arasında köprüler kurmaktadır. Genel olarak CERN ve LHC, temel fizik yasalarını sınayan ve evrenin yapıtaşlarını ortaya çıkaran dünyadaki en önemli araştırma altyapılarındandır[2][14].

Kitabın Dilinin ve Anlatımının Değerlendirilmesi

Maddenin Kısa Tarihi, akademik birikimi yüksek bir yazar tarafından kaleme alınmış olsa da, genel okuyucunun da anlayabileceği bir popüler bilim dili kullanmayı amaçlar. Kitabın sunumunda, karmaşık kavramlar sadeleştirilerek, tarihi anlatımla harmanlanmıştır. Örneğin kitap tanıtımında belirtildiği üzere, her bölümün sonunda ileri okumalar listesi sunulmuş; böylece hem akademik detay meraklıları için ek kaynaklar sağlanmış hem de konular sistematik bir düzende ele alınmıştır[1]. Daha önce Cankoçak’ın benzer popüler eserlerinde gözlemlendiği gibi (bkz. 50 Soruda Maddenin Evrimi), yazar soyut fikirlere felsefi bir mercekten bakıp çeşitli sorular sorarak anlatıma zenginlik katmaktadır. Örneğin 50 Soruda kitabında maddeyle ilgili pek çok temel soru ardı ardına sıralanmıştır[16]; Maddenin Kısa Tarihi’nde de benzer biçimde, kuantum fiziğinin veya kozmolojinin temelleri, okurun ilgisini çekecek sorular ve modern araştırma örnekleriyle açıklanır.

Cankoçak’ın dili genel olarak öğreticidir ancak gerektiğinde teknik terimlere ve matematiksel kavramlara değinir. Kitapta sık sık benzetmeler, tarihsel öyküler ve felsefi çıkarımlar kullanılarak okuyucuya rehberlik edilir. Örneğin, Büyük Patlama’dan maddenin evrimleşmesine kadar anlattığı bölümde hem teknolojik gelişmelerden (ör. CERN ve LHC) hem de bu gelişmelerin toplumsal yansımalarından bahsedilerek konular bağlama oturtulur. Bu yönüyle kitap, bilimsel iletişim perspektifiyle değerlendirilirse, bir yandan karmaşık konuları popüler bir üslupla erişilebilir kılarken diğer yandan bilimsel doğruluk ve kavramsal derinlikten ödün vermemektedir[1][16].

Sonuç olarak, kitap dili ve anlatımı itibarıyla hibrit bir popüler bilim-akademik stil sergiler. Bu, uzmanlık düzeyi yüksek okuyucular için bazen soyut gelebilecek fikirleri daha anlaşılır kılar; aynı zamanda genel okuyucu kitlesinin merakını canlı tutacak öyküsel unsurlar ve soru-cevap formatı ile bilimsel içerik sunar. Bilimsel terimlere karşılığını da vermekten kaçınmayan yazar, öğretiyi sadeleştirerek değil, yorum katarak açıklamayı tercih eder. Böylece Maddenin Kısa Tarihi, hem bilimsel doğruluk hem de iletişim etkisi açısından dikkat çekici bir popüler bilim eseri olmaktadır.

Türkiye’de Bilim Kültürü Açısından Cankoçak’ın Katkıları

Doç. Dr. Kerem Cankoçak, bu kitap başta olmak üzere eserleri ve söyleşileriyle Türkiye’de bilimsel merakın artırılmasına katkı sağlamaktadır. Özellikle bilim ve teknoloji arasındaki farkı sıkça vurgulayan yazar, “Türkiye’de bilim kavramı hâlâ tam olarak sindirilmemiştir, bilim ile teknoloji çok sık karıştırılır” tespitiyle, ülkemizde genel biliminin düşük seviyede olduğunu belirtir[17]. O, toplumda mitolojik ve duygusal düşüncenin egemenliği yerine analitik-mantıksal bilginin yerleşmesi gerektiğini savunur. Gerçek Bilim röportajında Cankoçak’ın da belirttiği gibi: “Teknoloji bilimsel ilerlemenin yan ürünüdür. Bilim olmadan teknoloji olmaz[18].” Yani teknolojik atılımlar, öncelikle merak ve bilimsel araştırma ile mümkün olmaktadır. Bu sebeple eğitim sisteminde masallardan (mitlerden) uzaklaşarak bilimsel gerçeklerin öğretilmesi; çocukların ilkokuldan itibaren bilimsel düşünce biçimiyle yetiştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır[19].

Bu bağlamda, Cankoçak’ın katkısı iki yönlüdür. Bir yandan akademik düzeyde içerik sunan kitaplar yazarak, evrendeki karmaşık konuları Türkçe anlatılarla halka tanıtmıştır. Özellikle CERN ve Büyük Patlama, 50 Soruda Maddenin Evrimi gibi eserleriyle evrenin dinamiklerini kavramamız için bilimsel kaynaklar sağlamıştır. Öte yandan medya söyleşilerinde ve köşe yazılarında bilim eğitiminin önemini ısrarla vurgulamıştır. Örneğin BirGün gazetesinde yayımlanan bir yazısında “bilimsel devrimlerin toplumsal devrimlerle olan ilişkisine” dikkat çekerek, Türkiye’nin bu devrimleri kaçırmasının nedenlerini tartışmış; toplumun bilimsel okuryazarlığının artırılması çağrısını yapmıştır[17]. Böylece Cankoçak, bilimsel dilin basitleştirilmesi ve kamuoyunda bilimsel düşünceye yer verilmesi konularında aktif rol üstlenmektedir.

Genel olarak Cankoçak, bilimsel içerik üretme konusundaki öncü konumuyla öne çıkar. Hem yurt içi eğitim kurumları hem de uluslararası platformlarda (CERN’deki çalışmalar) Türkiye’yi temsil eden bir bilim insanı olarak, genç araştırmacılara rol model olmaktadır. Kitapları Türkçe yazılı popüler bilim literatürüne katkı sağlarken, medyadaki bilimsel söyleşileri ve köşe yazılarıyla da toplumsal bilinci yükseltmeye çalışmaktadır. Türkiye’de bilimsel kültür düzeyi hâlen düşük seyretse de, Cankoçak gibi bilim insanlarının iletişim çabaları bu farkındalığı artırma potansiyeline sahiptir[19][17]. Sonuçta Maddenin Kısa Tarihi, içerik bakımından evren ve parçacık fiziği tarihine kapsamlı bir bakış sunarken, anlatım ve iletişim bakımından da Cankoçak’ın bilim kültürüne verdiği önemi yansıtan bir örnek teşkil etmektedir.

Kaynaklar

·         National Aeronautics and Space Administration (NASA). (2024). Cosmic History. NASA. https://science.nasa.gov/universe/overview/ (Erişim tarihi: Kasım 20, 2025)[3][4].

·         National Aeronautics and Space Administration (NASA). (2025). Stars – Death. NASA. https://science.nasa.gov/universe/stars/ (Erişim tarihi: Kasım 20, 2025)[7][8].

·         Stanford Encyclopedia of Philosophy. (2020). Quantum Field Theory. M. Kuhlmann (Ed.). https://plato.stanford.edu/entries/quantum-field-theory/ (Erişim tarihi: Kasım 20, 2025)[9][11].

·         European Organization for Nuclear Research (CERN). (n.d.). The Large Hadron Collider. CERN. https://home.cern/science/accelerators/large-hadron-collider (Erişim tarihi: Kasım 20, 2025)[2].

·         CERN. (2012, 21 Aralık). Highlights from CERN in 2012. https://home.cern/news/news/experiments/highlights-cern-2012 (Erişim tarihi: Kasım 20, 2025)[14][13].

·         Kitapyurdu. (n.d.). Maddenin Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan CERN Deneylerine Maddenin Yolculuğu. Alfa Yayınları. https://www.kitapyurdu.com/kitap/maddenin-kisa-tarihi/737487.html (Erişim tarihi: Kasım 20, 2025)[1].

·         Kitapyurdu. (n.d.). 50 Soruda Maddenin Evrimi. Bilim ve Gelecek Yayınları. https://www.kitapyurdu.com/kitap/50-soruda-maddenin-evrimi/509291.html (Erişim tarihi: Kasım 20, 2025)[16].

·         Sezgin, O. (2016, 10 Temmuz). Doç. Dr. Kerem Cankoçak’la Türkiye’de Bilimin Geleceği Üzerine Röportaj. GerçekBilim. https://www.gercekbilim.com/kerem-cankocak-roportaji/[18][19].

·         Cankoçak, K. (n.d.). Türkiye’de bilim ve teknoloji. BirGün. (Erişim tarihi: Kasım 20, 2025)[17].


[1] Maddenin Kısa Tarihi (Kerem Cankoçak) Fiyatı, Yorumları, Satın Al - Kitapyurdu.com

https://www.kitapyurdu.com/kitap/maddenin-kisa-tarihi/737487.html?srsltid=AfmBOooRypoye7QMf3CRM2yBoukwbv6QJ14DW6pQIbSNVVHuZ8OBt8lF

[2] The Large Hadron Collider | CERN

https://home.cern/science/accelerators/large-hadron-collider

[3] [4] [5] [6] Overview - NASA Science

https://science.nasa.gov/universe/overview/

[7] [8] Stars - NASA Science

https://science.nasa.gov/universe/stars/

[9] [10] [11] [12]  Quantum Field Theory > The History of QFT (Stanford Encyclopedia of Philosophy)

https://plato.stanford.edu/entries/quantum-field-theory/qft-history.html

[13] [14] [15] Highlights from CERN in 2012 | CERN

https://home.cern/news/news/experiments/highlights-cern-2012

[16] 50 Soruda Maddenin Evrimi (Kerem Cankoçak) Fiyatı, Yorumları, Satın Al - Kitapyurdu.com

https://www.kitapyurdu.com/kitap/50-soruda-maddenin-evrimi/509291.html&manufacturer_id=174744

[17] Microsoft Word - Türkiye’de bilim-birgün-kerem-cankocak.docx

https://web.itu.edu.tr/kcankocak/docs/Turkiyede-bilim-birgun-kerem-cankocak.pdf

[18] [19] Doç. Dr. Kerem Cankoçak'la Türkiye'de Bilimin Geleceği Üzerine Röportaj

https://www.gercekbilim.com/kerem-cankocak-roportaji/

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.