Clive Finlayson – The Smart Neanderthal: Kuş Avcılığı, Sembolizm ve Bilişsel Devrim Tartışmasına Eleştirel Bir İnceleme
Clive Finlayson’un The Smart
Neanderthal adlı kitabı, geleneksel “bilişsel devrim” anlatısını
çürütmeyi amaçlar. Finlayson, Neandertallerin Homo sapiens’ten aşağı değil,
hatta bazı açılardan üstün bilişsel ve kültürel yeteneklere sahip olduğunu
vurgular[1][2]. Kitap, bu savı desteklemek için
özellikle kuş avcılığı ve kullanımı ile mağara sanatı üzerine arkeolojik
kanıtları inceler. Finlayson, Gibraltar’daki Gorham’s ve Vanguard
mağaralarından çıkan kuş kemiklerini göstererek Neandertallerin kartal, akbaba
ve karga gibi türlerden sistematik olarak tüy topladığını; bunları süs ve
iletişim amacıyla kullandığını öne sürer[3][4]. Bu bulgular, Neandertallerin
sembolik davranışlar sergilediğini gösterir ve “İnsan Devrimi”
kavramının yerini sorgulatır[2][4]. Kitapta anlatılan birinci el
gözlemler, aile arasındaki sahne betimlemeleri ve bölgesel ekoloji
anlatılarıyla örülüdür; her bir kuş türüne, mağaraya ve çevresel ortama adım
adım yer verilir. Bölüm bölüm, Kuzey Kutbu’ndan Akdeniz’e, kuş göç rotalarından
kaya oyma örneklerine uzanarak, Neandertallerin çevreyle ve avladıkları
kuşlarla ilişkilerini detaylandırır. Bu inceleme, Neandertallerin bilişsel ve
kültürel yetkinlikleri hakkındaki literatürdeki en son görüş ve karşıt
argümanlarla sıkı bir şekilde ilişkilidir. Sonuç olarak, Finlayson
Neandertallerin “zekasını” öne çıkarırken geleneksel modellerin gözden
geçirilmesi gerektiğini savunur. Bu analitik rapor ise kitabın ana
argümanlarını, ilgili literatürü, karşıt görüşleri, arkeolojik kanıtları ve
metodolojik değerlendirmeleri kapsamlı biçimde ele alır. Neandertallerin
bilişsel devrim modellerine etkilerini ve gelecek araştırma gereksinimlerini
tartışarak özgün bir tez önerisi sunar.
Kitabın Ana
Argümanları ve Bölüm Yapısı
Finlayson’un temel iddiası, Neandertallerin modern insana özgü
sayılan bilişsel özelliklerden birçoklarına çok önceden sahip olduğudur[1][2]. Üç
ana sav öne çıkar: (1) Neandertaller, çeşitli kuş türlerini kasıtlı avlayıp
işleyerek tüy, tırnak gibi materyalleri sembolik amaçlarla kullanmışlardır[3][2].
(2) Bu tür davranışlar –mağara sanatı, takı yapımı, deniz kabuğu boncuklar–
Homo sapiens’e özgü değildir ve Neandertallerin zihinsel devrim
hikayesinin yanlış kurulduğunu gösterir[2][4].
(3) Neandertallerin herhangi bir biyolojik eksiği yoktur; Sapiens’le farkları
tarihsel ve çevresel nedenlere dayanır[5].
Yazara göre, Neandertaller 40 binden fazla yıl boyunca Avrupa’da dayanmış ve
Homo sapiens’i bu bölgeden uzak tutmuştur[6].
Dolayısıyla Homo sapiens’in olay örgüsüne değil, Neandertallerin akıllı
ve uyumlu yaşam tarzına odaklanmak gerekir.
Kitabın bölümleri, bu argümanları desteklemek üzere tasarlanmıştır.
Örneğin birinci bölüm “Nana and Flint” adını, yazarın çocukluğunda kuşları
incelerken edindiği bir anıya atıfla alır[7].
İkinci bölüm “Neandertals and Birds” gibi başlıklarla Neandertallerin
ekolojik bağlamı ve kuşlarla ilişkisi kuramsal olarak çerçevelenir. Sonraki
bölümler (Uzun Kuyruklu Ördek, Beyaz Hayalet vb.) çeşitli kuş türlerini ve
onların göç yollarını ele alarak yazarın Biyocoğrafya gözlemleriyle birleştirir.
Altıncı bölüm “Gibraltar” ve on birinci bölüm “Digging in the Cave”
ise Gorham’s ve Vanguard gibi arkeolojik alanları tanıtır. Bölümler ilerledikçe
“Of Seals and Limpets” gibi başlıklarla deniz ürünleri ve malzeme
kültürü kanıtlarına da değinilir. Sonuç bölümü “The Hashtag and the End of
the Long Road to Neanderthal Emancipation” ise hem günümüz kültürel
tartışmalarına göndermeler yapar hem de Neandertal araştırmalarının nasıl
revize edilmesi gerektiğini tartışır.
Bu yapı, bir yandan Finlayson’un Gibraltar’da yürüttüğü saha
çalışmalarının anektodlarıyla örülürken diğer yandan akademik literatür
taramasıyla desteklenir. Kitap boyunca Finlayson ve ekibi tarafından yürütülen
taphonomik analizler, av buluntuları ve mağara işaretleri detaylı biçimde
sunulur. Örneğin, yazar kuş kemiklerinin büyük bölümündeki kanat ögeleri
(humerus, ulna, tarsometatarsus) üzerindeki kesik izlerini gösterir; bu
da kuşların tesadüfen değil, bilerek soyulduğunun delilidir[3]【59†】. Bu kesit ile kaya
oymalarının ve tüy süslemelerinin bir arada ele alınışı, Finlayson’un
Neandertallerin bilişsel kapasitelerini anlama biçimini şekillendirir. Genel
olarak, kitap “Neandertaller neden gördüğümüzden çok daha karmaşıktılar?”
sorusuna, evrimci ekoloji ve arkeoloji perspektifiyle yanıt arar.
Neandertal Bilişi
ve Mağara Sanatı Üzerine Literatür
Son yıllarda Neandertallerin bilişsel kapasitesi konusundaki görüşler
önemli ölçüde değişmiştir. Eski paradigma, Neandertalleri “ilkel” ve sembolik
davranışlardan yoksun bir grup olarak nitelendiriyordu. Ancak 2000’lerden
itibaren sayısız bulgu bu algıyı sarstı: Soressi ve diğ. (2013) ve Abrams ve
ark. (2014) gibi çalışmalar Neandertallerin kemik alet yaptığını, Rots (2013,
2015) ise uçların bağlı alet kullanımını ortaya koymuştur. Ayrıca, Soressi
& d’Errico (2007) ve Zilhão ve ark. (2010) Neandertallerin süs amaçlı kabuk
ve pigment topladığını; Rodríguez‑Vidal ve ark. (2014) gibi ekipler ise ilk
soyut kaya oymalarını tanımlamıştır. Bu örnekler, topluca değerlendirildiğinde
Neandertaller ile Homo sapiens’in bilişsel yetenekleri arasındaki ayrımın
bulanık olduğunu gösterir[8][4].
Villa ve Roebroeks (2014) ile Romagnoli ve ark. (2022) gibi derlemeler,
Neandertallerin artık “insanın ataları” değil, Homo sapiens’in eşit
derecede karmaşık çağdaşı olarak görülmesi gerektiğini vurgular[9].
Mağara sanatı, Neandertal bilişinin somut kanıtı olarak tartışmalı bir
alandır. 2018’de İspanya’daki La Pasiega, Maltravieso ve Ardales mağaralarında
64–65 bin yıl önce yapılmış olduğu anlaşılan kırmızı oymalar bulundu. Bu yaş
tayini, eserlerin Avrupa’ya Homo sapiens gelişinden 20 bin yıl önceye
tarihlendiğini göstererek Neandertaller tarafından yapılabileceğini ima etti.
National Geographic’e göre bu bulgular, “Neandertallerin Homo sapiens ile aynı
bilişsel yeteneklere sahip olduğunu” düşündürür[10].
Finlayson’un kitabında bu gelişmeye işaret edilmese de, sözkonusu Arkeoloji
haberleri Neandertal topluluğunun simgesel davranışta Homo sapiens’ten geri
kalmadığı fikrini destekler. Bilim çevrelerinde ise bazı araştırmacılar hala
temkinli kalır: Örneğin Wynn ve Coolidge (2012) gibi bilişsel arkeologlar,
Neandertallerin çalışma belleği kapasitesinin sınırlı olabileceğini öne sürerek
dil ve soyut düşüncede fark olabileceğini savunmuşlardır. Buna karşılık,
Finlayson gibi yazarlar ve güncel derlemeler, yeni bulunan sembolik kanıtlarla
“bilişsel devrim” kavramını aşamalı bir sürece dönüştürülmesi gerektiğine
işaret etmektedir[2][4].
Kısaca, Neandertal bilişi konusunda şu noktalar öne çıkar: Finlayson ve
yanlışı çıkaranlar Neandertallerin korkulduğu kadar kaba olmadığını; tıpkı
Avrupalı Neolitik toplulukların ya da Günümüz avcı-toplayıcılarının yaptıkları
gibi, Neandertallerin de karmaşık kültürel yaşayış ve semboller
geliştirebildiğini gösterir. Bu yeni perspektif, Neandertalleri sadece
biyolojik formlarıyla değil, ortak kültürel tarihin bir parçası olarak görür.
Nitekim UNESCO’nun Gorham Mağarası için hazırladığı değerlendirme de, bölgedeki
Neandertal kültürünün kuş ve deniz canlıları avı, tüy süs kullanımı ve soyut
kaya oymalarıyla temsil edildiğini; bunların Neandertallerin bilişsel
yeteneklerine dair “yeni kanıtlar” sunduğunu belirtir[4].
Sonuçta, artık birçok akademisyen Neandertaller ile anatomik olarak modern
insanların bilişsel düzeylerinin benzeştiği görüşündedir[11][4].
Neandertal Kuş
Avcılığı ve Materyal Kültür Kanıtları
Neandertallerin kuşları avlayıp işlemeleri, Finlayson’un teorisinin
belkemiğini oluşturur. Önceki görüşe göre kuşlar ve diğer küçük avlar, ancak
Sapiens’in genişleyen beslenme repertuarında görülmüştür. Oysa yeni bulgular
bunun böyle olmadığını gösteriyor. Örneğin İspanya’dan Bolomor Mağarası’nda
350–120 bin yıl öncesine tarihlenen tabakalarda yemeğe hazırlanmış ördek
kemikleri bulunmuştur[12].
Preesani ve ark. (2011) İtalya’da Riparo Fumane’de 44 bin yıllık tabakadan
kartal pençesine açılmış delikler tanımlamıştır. Finlayson’un 2012 PLOS One
makalesi, Gibraltar’daki üç mağaradaki 604 adet kuş kemiğinin analizi sonucunda
kemiklerin %5.46’sında Neandertal taş aleti kesikleri bulduğunu bildirmiştir[13]【59†】. Bu çalışmada
kemiklerin çoğunun kanat kemikleri (humerus, ulna, tarsometatarsus) olduğu
saptanmış ve post-depozisyonel kayıptan çok kasıtlı elde etme ile açıklanmıştır[14].
Yazarlar, kesik izlerinin uzun kuyruklu tüylü türlere ve büyük kartallara
odaklandığını; bu davranışın 57–28 bin yıl (MIS3) aralığındaki tüm tabakalarda
tekrarlandığını vurgulamıştır[3].
Dolayısıyla bu eylem Homo sapiens’in gelişinden önce de vardır.
Türkiye ve Avrupa’daki diğer kazılar da benzer bir resmi tamamlıyor.
Belçika’daki Scladina Mağarası’nda yapılan 2024 tarihli analizde, alt
Paleolitik katmanlardan 119 kuş kemiği incelendi; bunlardan 7’sinde insan
yapımı çizikler ve izler bulundu (örneğin tavuğumsu kuşlar ve büyük
karabataklar kesilip pişirilmiş olabilir)[15].
Avrupa’da pek çok bölgeden kazılan Neandertal dönemlerine ait sitlerde kartal
pençeleri, karga kemikleri ve diğer kuş kalıntıları üzerinde kesikler
tanımlanmıştır (bkz. Romandini ve ark. 2013, Blasco ve ark. 2014, Laroulandie
ve ark. 2012 vb.). Örneğin Hırvatistan Krapina’da 130 bin yıl öncesine
tarihlenen beyaz kuyruklu kartal pençeleri, olası bir kolye parçası olarak
yorumlanmıştır[16].
Tüm bu bulgular, Neandertallerin sadece et için değil, süs ve sembolizm için de
çeşitli kuşları sistematik olarak kullandığını gösterir.
Finlayson’un materyal kültür açısından da birçok örneği ele alırız.
Arkeozoolojik veriler, Neandertallerin yırtıcı kuşların büyük tüylerini
derleyip takı ya da tören giysisi yaptığını; bazı mağara katmanlarında deniz
kabuklarıyla boncuklar gibi süslemeler taşıdığını gösteriyor[3][4].
Bu bağlamda, kuş avcılığı verisi Neandertallerin sembolik dünyasını açığa
çıkarır. Başka hayvanlara ilişkin bulgular da eklenince, Neandertallerin genel
malzeme kültürünün Homo sapiens’e yakın olduğu ortaya çıkar. Özetle, hem kendi
kazılarından hem de literatürden derlenen kanıtlar Neandertallerin geniş bir av
yelpazesine sahip olduğunu kanıtlamaktadır; yalnızca büyük memeliler değil,
kuşlar ve deniz canlıları da düzenli bir şekilde yaşamalarına dahil edilmiştir[16][4].
|
|
Arkeolojik
Kanıtların Karşılaştırmalı Analizi
Aşağıdaki tabloda, Neandertal yaşamına dair önemli arkeolojik siteleri,
buluntuları, tarihler ve yorumları özetledik:
|
Site (Yer) |
Yaş (bin yıl) |
Önemli Buluntular |
Yorumlar / Kavramlar |
|
Gorham’s Mağarası (Gibraltar) |
47–27* |
Soyut kaya oyması (≥39 ka)[17];
kuş kemikleri üzerinde çok sayıda kesik izi[3] |
Neandertal sanatı; kartal ve karga tüyü kullanımı; gelişkin avcılık |
|
Vanguard ve Ibex (Gibraltar) |
57–27 (MIS3) |
Çok sayıda kuş kemiği, özellikle kartallar ve kargalar (kesik izleri)[3] |
Neandertallerin kuş tüyü toplama ve sembolik kullanımı |
|
Scladina Mağarası (Belçika) |
~50–35* |
119 kuş kemiği, 7’sinde antropojen kesikler[15] |
Kuzeybatı Avrupa’da Neandertal kuş avı kanıtı (yeni delil) |
|
Riparo Fumane (İtalya) |
~44 |
Kartal pençesi, tüy izleri[16] |
Kanıtlanmış Neandertal tüy işleme (Peresani et al.) |
|
Krapina (Hırvatistan) |
~130 |
Kesilmiş kartal pençeleri (kolye?)[16] |
Erken Neandertal kişisel süsü (Radovčić et al.) |
|
Aviones/Pasiega (İspanya) |
~115 (boncuk), 65 (resim) |
Deniz kabuğu boncuklar (115 ka); mağara resmi (≥65 ka)[18] |
Neandertallerin sembolik davranışı (Dünyanın en eski boncuk ve
sanatı) |
|
Bolomor Mağarası (İspanya) |
350–120 (MP) |
Ördek iskeleti (kesik izli)[12] |
Neandertal ortamında kuş tüketimi örnekleri |
|
Combe Grenal (Fransa) |
70–60 (MP) |
Kartal ve karga kemikleri üzerinde kesikler[16] |
Güney Fransa’da kuş kullanım kanıtları |
Tablodan görüldüğü gibi Neandertal yaşamına dair buluntular sadece tek
bir bölge veya dönemde yoğunlaşmamıştır. İspanya’dan Fransa’ya, İtalya’dan
Kuzey Afrika’ya kadar pek çok yerde kuş kemiklerinde kesik, kırık, yıpranma
izleri saptanmış; en az 65–130 bin yıllık örnekler de bulunmuştur[16].
Bu durum, Neandertallerin av ve süs amacıyla geniş bir kuş spektrumunu avladığı
tezini güçlendirir.
Resim. Neandertal katmanlarından elde edilmiş kuş kemiklerinde mikroskobik
kesik izleri. Finlayson ve çalışma arkadaşları, bu izlerin Neandertal taş
aletleriyle oluşturulduğunu ve kuşların bilinçli olarak soyulduğunu
göstermiştir[3][2].
Metodolojik Değerlendirme
Neandertal araştırmalarında kullanılan yöntemler genellikle kesik izi
analizi, radyometrik tarihleme ve benzetimlerle desteklenir. Kuş kemikleri gibi
kırılgan kalıntılarda taphonomik incelemeler kritik önem taşır. Finlayson ve
ekibi, örneğin kemik yoğunluğu çarpıklığını test ederek (daha sağlam kanat
kemiklerinin daha iyi korunabileceği olasılığı) tespitlerin kültürel etkiler
olduğunu göstermiştir[14]. Yine de
taphonomideki zorluklar tam kayda dökülmemiştir: Kuş kemikleri baykuş gübresi
gibi doğal süreçlerle birikebilir. Bu nedenle antropojenik kesik ve yanma
izlerinin tanımlanması titiz bir laboratuvar çalışması gerektirir. Finlayson,
kemik parçalarındaki çiziklerin konum, derinlik ve düzenini deneysel olarak
analiz ederek kazara oluşabileceğini ekarte etmiştir (bkz. Rodríguez‑Vidal ve
ark. 2014).
Tarihlemede, Neandertal katmanlarının 50 bin yıl öncesi olması
radyokarbon sınırına yakındır. Bu nedenle kaya oymaları ve tüy kullanım izleri
genellikle uranyum-toryum ya da optik tarihleme yöntemleriyle doğrulanır.
Spain’daki Sanat bulgularında da bu yöntemler kullanılmıştır. Bununla birlikte,
tarih aralıkları bazen birkaç bin yıla yayılmıştır ve kesin bağlam sorunları
(bir nesnenin stratigrafik olarak başka katmana karışması) her zaman hesaba
katılmalıdır. Son olarak, etnoarkeolojik benzetimler Finlayson’un argümanında
yer alır; yazar, günümüz halklarının kartal avlama tekniklerini inceleyerek
benzer bir sabır ve planlama gerektiğini vurgular. Ancak etnografik örnekleme
her zaman birebir geçerli olmayabilir; geçmişle modern davranışlar arasında
denklem kurarken dikkatli olunmalıdır.
Bilişsel Devrim
Modellerine Kuramsal Katkılar
Finlayson’un bulguları, geleneksel “bilişsel devrim” modeline
meydan okur. Bu model, yaklaşık 50–40 bin yıl öncesinde Homo sapiens’in aniden
Sanat, dil ve sembolik düşünce ürettiği varsayımı üzerinedir. Finlayson ise
Neandertallerin bu özelliklere önceden sahip olduğuna işaret eder. Örneğin,
İspanya buluntularının Geç Pleistosen’deki ortak atadan gelen mirası
yansıtabileceği; yani bilişsel yeteneklerin 500 bin yıl kadar öncesine dek
kökenlenebileceği düşünülür[10].
Bu çerçevede, eserler arasındaki benzerlik Neandertal’den Sapiens’e kültürel
bir aktarımı da akla getirir. Finlayson’un verileri, belki de Neandertallerin
başarısını ekolojik uyum ve yerel gelenekler belirlediğine; Sapiens’in
üstünlüğünden ziyade coğrafi ve demografik faktörlerin öne çıktığına işaret
eder.
Başka bir deyişle, Finlayson’un savına göre insanlık tarihindeki
farklar biyolojik değil tarihseldir[5].
Dolayısıyla Sapiens-bilimindeki antropolojik anlatılar değişmelidir.
Neandertallerin “bilincinin farklı” olduğuna dair kanıtlar zayıflamıştır;
birçok uzman artık “arcaik” ve “modern” kategorilerini bir arada
düşünmektedir[11][4].
Bilhassa Finlayson’un eleştirdiği biçimde, Neandertallerin yalnızca ekolojik
arka planla tanımlanamayacağı vurgulanır: Onların çevresi sınırlayıcı olabilir
ama ne düşündüklerini belirlemez[19].
Bu bağlamda, Neandertallerin yerleşim, avcılık ve kültürel uygulamaları yeni
kuramsal modellerle ele alınmalıdır. Bilişsel devrim yerine yavaş evrimsel
değişim, bölgesel çokulusluluk veya ortak miras gibi
kavramlar daha uygun düşmektedir.
Aşağıdaki akış şeması, Finlayson’un mantıksal akışını basitleştirir:
Kuş avlama kanıtları → sembolik davranış → bilişsel eşitlik görüşü → bilişsel
devrim modeline karşı argüman.
flowchart LR
AvKanıt[Kuş
avcılığı kanıtı (kemik kesikleri)] --> TüyKullanımı[“Tüylerin sembolik
kullanımı”]
TüyKullanımı
--> BilişselKarmaşıklık[Bilişsel karmaşıklık göstergesi]
BilişselKarmaşıklık --> Çözümleme[Cognitive revolution modelini
sarsar]
Çözümleme
--> Sonuç[Finlayson: Neandertaller *zekidir* (cognitive parity)]
Açık Sorular ve
Gelecek Araştırma Yönelimleri
Finlayson’un çalışması sağlam kanıtlar sunsa da, araştırma sahası hâlâ
pek çok soru barındırır. Örneğin konumsal dağılım tartışmalıdır: Kuş
kullanımına dair güçlü kanıtlar şimdiye dek çoğunlukla Güneybatı Avrupa’da
yoğunlaşmıştır[20].
Kuzeydeki Scladina çalışması bunu tamamlamış olmakla birlikte, Kuzey Avrupada
ve Orta Doğu’da benzer detaylı analizler eksiktir. Ayrıca, kuş kemiklerinin
korunumu zordur; mevcut kanıtlar örseli olabilir. Mevcut taphonomik teknikler
geliştikçe, eski kazılardan elde edilen kuş kalıntıları yeniden incelenebilir.
Kaya sanatı örneklerinde ise yaş tayin yöntemlerinin doğrulukları önemlidir;
U/T tarihleme ile daha fazla siteye uygulama yapılabilir.
Gelecekteki çalışmalar, Neandertal- Homo sapiens etkileşimlerini daha
iyi kavramayı da hedeflemelidir. Genetik çalışmalar Neandertal katkısını açığa
çıkardıkça, bilişsel yeteneklerin kalıtımsal alt yapısı araştırılabilir.
Finlayson’un ifadesiyle, Neandertaller tarih sahnesinden silinmiş
sayılmamalıdır[19];
aksine kültürel coğrafyanın bir parçası olarak yeniden ele alınmalıdır.
Araştırma ajandası, daha fazla arkeolojik saha bulgusu ve deneysel
etnoarkeoloji içermelidir. Örneğin ornitoloji ile arkeolojinin kesiştiği
alanlarda (bıldırcın tuzakları, kartal besleme noktaları) gözlem-ekol çalışma
programları geliştirilebilir.
Sonuç ve Özgün Tez
Sonuç olarak, Finlayson’un The Smart Neanderthal kitabı
Neandertallerin ‘zekasını’ yeniden değerlendirmemizi sağlayan zengin kanıtlar
sunar. Kuş avcılığı ve sanat örnekleriyle donatılmış bu anlatıda,
Neandertallerin bilişsel devrim modelinin dayandığı varsayımlar yerle bir
edilir. Bu raporun sentezine göre, Neandertallerin üstünlük noktaları Homo
sapiens’ten farklı değil, çoğu zaman daha gelişmiştir. Buna karşılık Homo
sapiens’e özgü olduğu düşünülen pek çok yenilikte de iki türün ortak geçmişi
devreye girer. Bu çerçevede özgün tezimiz şudur: Neandertaller ile Homo
sapiens arasındaki bilişsel farklar, mutlak kapasitelerden çok coğrafi,
demografik ve kültürel farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Kısacası,
Neandertalleri sadece yakın akrabalar değil, aynı bilişsel çapta insan
toplulukları olarak görmek; insan evrimi teorilerini de bu eşitlik ekseninde
yeniden kurgulamak gerekir.
Kaynaklar: Metin boyunca belirtilen akademik
kaynaklar ve arkeolojik veriler Finlayson’un kitap argümanını desteklemekte
veya eleştirmektedir[3][11][4][2][10]. Bu çalışmada
Finlayson’un kendi verileri yanı sıra, ilgili makaleler ve inceleme yazıları
temel alınmıştır.
[1] [6] Book review – The Smart Neanderthal: Cave Art, Bird Catching & the
Cognitive Revolution | The Inquisitive Biologist
[2] [5] [19] Review of: Finlayson, C. (2019). The smart Neanderthal: bird catching,
cave art and the cognitive revolution. Oxford: Oxford University Press.
[3] [13] [14] Birds of a Feather: Neanderthal Exploitation of Raptors and Corvids |
PLOS One
https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0045927
[4] Gorham's Cave Complex - UNESCO World Heritage Centre
https://whc.unesco.org/en/list/1500/
[7] The Smart Neanderthal: Bird Catching, Cave Art, and the Cognitive
Revolution 0198797524, 9780198797524 - DOKUMEN.PUB
[8] [9] [11] [12] [15] [16] [20] Frontiers | Neanderthal exploitation of birds in north-western Europe:
Avian remains from Scladina Cave (Belgium)
[10] [18] Cave Paintings Found in Spain Are First Known Neanderthal Art |
National Geographic
https://www.nationalgeographic.com/science/article/neanderthals-cave-art-humans-evolution-science
[17] 39,000-Year-Old Neanderthal Engraving Found in Gorham's Cave |
Archaeology | Sci-News.com
https://www.sci.news/archaeology/science-neanderthal-engraving-gorhams-cave-02168.html

Leave a Comment