Zamanın Asimetrisi ve Nedensellik: Fernandes’in Tezi
| Kitap Adı: | Nedenselliğin Zamansal Asimetrisi |
|---|---|
| Orijinal Adı: | The Temporal Asymmetry of Causation |
| Yazar: | |
| Çevirmen: | Mustafa Bayrak |
| Son Okuma: | Fazilet Alçık |
| Proje Editörü: | Baha Zafer |
| Kategori: | Bilim |
| Kağıt / Cins: | Holmen / Karton Kapak |
| Baskı Sayısı: | 1 |
| Yayın Tarihi: | 29.01.2026 |
| Sayfa Sayısı: | 144 |
| Ebat: | 12,5 * 19,5 |
| Dili: | Türkçe |
| ISBN: | 978-625-5848-54-3 |
Zamanın Asimetrisi ve Nedensellik:
Fernandes’in Tezi
Yürütme Özeti
Alison Fernandes (2023), The Temporal Asymmetry of Causation adlı
çalışmasında “nedenselliğin zaman asimetrisi” sorununu inceler. Nedenselliğin
zamansal asimetrisi, nedenlerin her zaman etkilerinden önce gelmesi ve
hiçbir olayın nedeninin gelecekte olmamasıdır[1]. Fernandes’e göre bu asimetrinin tesadüfî bir olay olamayacağı açık
olduğundan (örneğin geçmişte sigara içmenin akciğer kanserine yol açması gibi),
bunun arkasında fiziksel nedenler aranmalıdır[1][2]. Fernandez’in tezine göre, zamansal asimetrinin izahı, tek bir faktöre
indirgenemeyecek kadar karmaşıktır. Statik mekanik açıklamalar
(geçmişten gelen düşük entropili koĢullara dayalı modeller), ajansiya
(etmen merkezli) hesaplamalar ve “çatal asimetrisi” yaklaşımlarının
bileşimi gereklidir[3][4]. Fernandes, Hume’vari tanımsal hesaplamaların bu işi göremeyeceğini;
Russell’ın nedenselliği temelden ortadan kaldırma önerisinin yetersiz
kaldığını; Lewis, Albert/Loewer ve benzeri statik mekanik modellerin belirli
sorunlar taşıdığını; Price ve ajansiyacı kuramların ise antropomorfik ve
döngüsel unsurlar içerdiğini gösterir. Sonuçta Fernández’in ana savı,
nedenlerin etkilerinden önce gelmesinin fiziksel olarak açıklanması gerektiği;
bunu gerçekleştirebilecek tek bir mekanizmanın olmadığı ve farklı programların
birbirini tamamlaması gerektiğidir[3][5]. Bu makalede Fernandes’in argümanları detaylı biçimde sunılacak, Hume,
Reichenbach, Lewis, Woodward, Price gibi düşünürlerin görüşleriyle bağlanacak,
öne sürdüğü güçlü ve zayıf yönler ele alınacak, zamanın akışı ve nedensellik
metafiziğine etkileri tartışılacak ve gelecekteki araştırma önerileri
sunulacaktır. Ayrıca Fernandes’in yaklaşımı ile alternatif üç teoriyi
karşılaştıran bir tablo ve zaman içindeki fikir gelişimini gösteren bir
mermaid-zaman çizelgesi verilecektir.
Fernandes’in Tezi ve Ana Argümanları
Fernandes’e göre nedenselliğin zamansal asimetrisi, dünyamızda
nedensel ok ile zaman okunun her yerde aynı yönde olması demektir: bir olayın
nedeni her zaman o olayın geçmişinde yer alır; hiç bir etki, nedeninden ileri
tarihte görülmez[1]. Bu güçlü biçimli tanımın ötesinde, Fernandez homojen olarak bu
kabulün incelemeye muhtaç olduğunu savunur. İlk olarak, “nedenler önceden
gelmek zorunda” demek tanımsal mı, yoksa açıklanacak niceliksel bir olgu mu?
Humevari görüşe göre bu asimetri kavramın parçasıdır ve nedenselliğin tanımı
gereği neden her zaman önden gelir. Hume’un Treatise’deki
tanımına göre “bir nesne, başka bir nesneden önce, bitişik olarak ve benzer
olaylara benzer ilişkiler kurması halinde, bir nedendir”[6]. Bu nedenle Hume’a göre neden-şey zaman önceliği içerir. Ancak
Fernandes, Humevari yaklaşımın yetersizliğini vurgular: Bu yorum nedensellik
ile zaman arasındaki bağı salt “anlam” meselesine indirger ve gerçekteki
uygulamaları aydınlatmaz[7][8]. Örneğin insanların geçmişe göre değil geleceğe yönelik tasarı
yapmalarının arkasında yatan fenomene ayna tutmaz. Humevari tanım, geçmiş ve
gelecekteki benzer fenomenler arasında bir fark kurmaz; oysa biz geçmiş
üzerinde icraat yapmayı anlamsız, gelecek üzerinde yapmayı mantıklı buluyoruz.
Bu nedenle Fernandes, nedenselliğin zaman asimetrisinin tanımsal
olamayacağını, bu asimetrinin dünyadaki durumdan kaynaklanan değişken bir
özellik olduğunu savunur[8][9].
Fernandes, bu noktada Russell’ın nedenselliğe yönelik eleştirilerinin
önemini vurgular. Bertrand Russell (1912–13), “Nedensellik Kavramı” adlı klasik
makalesinde, fizikte nedenselliğin yer almadığını ve hatta ortadan
kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür[10]. Russell’a göre fizik yasalarında belirli olayları neden-etiketle
seçen bir unsur yoktur; yasalar bütünü ele alır ve açıklama tüm sistemin
durumlarına dayanır. Ayrıca yasalar zamanında simetrik (tümcülsel) olduğundan
gelecek-geçmiş ayırımı yapmaz[11][12]. Fernandes, Russell’ın ilk savına dair şu noktaları belirtir: İlk
bakışta “bilimde nedensellik yoktur” denilebilir, zira kuantum gravitasyon,
genel görelilik, Newton mekaniği gibi teoriler doğrudan nedensellik terimi
içermez[13][14]. Bir bilmece olarak, kumlardaki bilyaların çarpışması örneğinde,
yasalar ancak tüm küresel durum dizisine dayanarak bize sonuçları
söyler; tek bir A küresi hareketinin B küresini “neden” harekete geçirdiğini
fiziksel yasalar tek başına belirtmez[15][16]. Ancak Fernandes, bu nedenle nedenselliğin reddedilemeyeceğini
savunur: Nedensellik olası olarak makroskobik, üst-seviye bir ilişkiyse,
temel teorilerde adı geçmemesi şaşırtıcı olmaz[17]. Diğer bir yanıt ise “fizik yasaları aslında nedenselliğe bağlıdır”
önermesidir. Ancak Russell’ın ikinci ve üçüncü argümanları, bu öneriyi
zayıflatır: Eğer fiziksel “yasaların dayandığı kuvvet” dediğimiz şey varsa
bile, bu kuvvetin içinde nedensellik için gerekli özel zaman yönlülüğü
bulunmaz[18][11]. Sonuçta, Fernandes Russell’ın nihai sonucuna (nedenselliğin ortadan
kaldırılması) katılmaz; bunun yerine nedenselliği fizik dünyasına yeniden
yerleştirmek için çalışılması gerektiğini savunur[17][5]. Özetle, Russell’ın sorununu çözmek için, nedenselliğin makro bir
fenomen olarak belki türetildiğini kabul etmek ve özgün fizik yasalarıyla
özdeşleştirmemek gerekir[17][5].
Bu ön hazırlık sonunda Fernandes, nedenlerin neden hep geçmişe
yönelimli olduğunu bilimsel temellere dayalı anlatmak gerektiğini ileri
sürer. İkinci bölümde tanımlayıcı ve savunmacı çıkarımları ayıkladıktan sonra,
üçüncü bölümde statik mekanik hesaplara geçer. Bu yaklaşımlar,
nedensellik ilişkisini temel yasalar ve olasılıklar üzerinden türetmeye çalışır[19]. Örneğin David Lewis’in klasik karşıfaktüel analizi (1973, 1979) bu
gruba dahil sayılabilir. Lewis’e göre, A ve B olayları birbirine özgül
aynılıkta bağlıysa ve “A olsaydı B olurdu, A olmasaydı B olmazdı” koşulları
sağlanıyorsa, A B’nin nedenidir[20]. Bu koşulların değerlendirilmesi için “en yakın mümkün dünyalar”
yöntemi kullanılır. Lewis, nedenselliğin asimetrisini elle koymadan elde etmek
ister: Özellikle, eğer bir olayın geçmişe bağlı olasılıklarının değişmesi,
geriye doğru nedensellik demektir; onu engellemek için karşıfaktüelleri
izlerken dünyayı geçmişte uyumlu tutmayı amaçlar. Bunun için “mucize” adı
verdiği küçük yasa değişikliklerine (başka bir yerde) izin verir. Lewis’in
mantığına göre, gerçekte dünyamız geçmişten çok sayıda iz (kayıt, hafıza,
fotoğraf vb.) içerdiği için, en yakın alternatif dünyalar mevcut dünyaya
geçmişten doğru mümkün olduğunca çok benzer olmalıdır. Böylece karşıfaktüel
dünyalar geride hiçbir farklılık olmadan kalır ve olaylar sadece sonradan
farklılaşır; öylece geçmişe karşıfaktüel bağımlılık ortadan kalkar[21][22]. Örneğin Nixon’un bir düğmeye basması geçmişinde onun hafızası,
kayıtlar ve ışık dalgaları gibi birçok iz bırakır; bu izlerin bulunmadığı bir
karşı dünya asgari sapma sağlayacaktır[22]. Sonuçta Lewis’in reçetesinde, geçmis sabit tutulur ve asıl
değişiklik olayın olduğu zamana yakın olarak “mucize” ile getirilir; böylece
geçmiş (etken zamanından önceki) bölge etken ile bağlılıktan kurtulur.
Fernandes, Lewis’in yaklaşımını özetledikten sonra onun eksikliklerini
tartışır. Birincisi, Lewis’in yöntemi özellikle bizim dünyamızdaki entropi
artışından ve düşük entropi başlangıç durumundan (Albert’ın “Geçmiş
Hipotezi”) yararlanır; ancak bu özellikler ihmal edilse veya başka dünyalarda
uygun alternatifler olsa, yöntem zamansal tarafsız değildir. İkincisi, Lewis’in
yaklaşımı fiilen geçmişi sabitlemeyi içerir. Fernandes daha sonra kendi ayrı
çalışmasında gösterdiği gibi, “şimdi sabitle” şartı aslında zaman
asimetrisinin hesabını temiz şekilde vermek yerine önceden koyulan asimetrik
bir varsayımdır[23]. Yani Lewis, olasılık hesaplamalarında geçmiş durumlarını aynen
koruyarak, kendiliğinden bir asimetri yaratır; Fernandes bu yöntemin
genelleştirilmiş bir açıklama için uygunsuz olduğunu savunur[23]. Özetle, Lewis planı nedenselliği zaman tarafından tarafsız bir
kural ile tanımlar, ancak bu kural geçmişi özel statüye koyarak sonucu
asimetrik kılar. Lewis’in güçlü yanı, nedenselliği karşıfaktüel bağımlılıklarla
özdeşleştirmesi ve yayılan izlere (kayıtlar, hafıza vb.) vurgu yapmasıdır.
Ancak zayıf noktası, asimetrinin tamamen fiziksel verilerden mi geldiğini
gösterememesi ve başlangıç şartını (mucizeleri) göz önüne almasıdır.
Bu eksikleri gidermek için Albert (2000) ve Loewer (2007) gibi
istatistiksel mekanikçiler yeni öneriler geliştirmiştir. Onlar, Lewis tarzı
karşıfaktüelleri değerlendirirken evrenin başlangıç koşulunu, özellikle
çok düşük entropili bir makro durum hipotezini aktif olarak kullanırlar.
Örneğin, Albert, karşıfaktüel dünyaların belirlenmesinde geriye değil ileriye
uygulanması gereken genel kuralların ne olduğunu tartışır; Loewer ise
“Başlangıç Hipotezi”ni bizzat karşıfaktüel karşılaştırmalara dâhil eder.
Fernandes, bu geliştirmeleri “ajans özellikleri”ne yakınlaştıkları için
istatistiksel mekanik programının bir parçası olarak görür[24][20]. Ancak hâlâ bazı sorunlar vardır: Örneğin, Albert/Loewer
hesaplamalarında geçmiş sabitleme adımı, gelişigüzel dünyalarda katışıksızca
uygulanamayan başka yapısal kısıtlamalar getirir. Ayrıca, geçmişten geleceğe
temelli tüm düzenlemelerimizde önce bir “geçiş dönemi” yaşanır (başlangıç
nispeten belirsizdir), bu da teori içinde ele alınmalıdır. Fernandes,
istatistiksel mekanik açıklamaların, insan ajansının özelliklerinden tamamen
yalıtık olmadığını ve bir süre sonra yine ajans oyunlarına ihtiyaç duyduğunu işaret
eder[24].
Dördüncü bölümde Fernandes, ajansiyacı yaklaşımlara geçer.
Burada nedenselliğin merkezi rolünü araçsal (means-end) rasyonel eyleme
bağlayan Price ve takipçilerinin fikirleri tartışılır. Ajansiyacı hesabın temel
motivasyonu şudur: İnsanın eylemleriyle hedeflediği sonuçlar arasındaki
ilişkinin kurulamaması, eylem planlamasında aksaklık yaratır. Bu nedenle
“etkili stratejiler” kurarken yardımcı olan ilişkiler nedensel olarak
tanımlanır. Price’ı izleyen biçimsel yaklaşıma göre, bir eylem A’nın bir
sonucu B’yi sağlaması A’nın B’deki olasılığı artırmasının
eşdeğeridir. Price’ın sözleriyle: “özerk ve doğrudan bir eylem A’yı
gerçekleştirmek B’yi gerçekleştirme olasılığını artırırsa, B A’nın
etkisi sayılır”[25]. Fernandes’in bir formülasyonu (2017): Bir ajan A’yı seçtiğinde
(amaç B için), bu seçimin delikanlı B’nin olasılığını, seçmemeye
kıyasla artırması durumunda A B’ye nedensel olarak bağlıdır[25]. Örnek olarak “sigara içmek ⇒ akciğer kanseri” ilişkisi şöyle
tanımlanabilir: Serbest iradeyle sigara içmeye karar verenin akciğer kanseri
geçirme olasılığı, içmemeye göre artıyorsa, sigara içmek kanserin nedenidir. Bu
bakış açısının avantajı, nedenselliğin neden bizim için önemli olduğunu
açıklaması ve önceki yaklaşımların çürüttüğü bazı sorunları otomatik çözmesidir[25][26].
Ajans teorileri nedensellik için üç tür kısıtlama öne sürer: (1) Neden,
ajanın doğrudan kontrol edebileceği bir seçenek olmalıdır (örneğin “elimle tuşa
basmak” doğrudan; “sınavı geçmek” dolaylıdır)[26]. (2) Etki, ajanın bilgi sahibi olabileceği ve ilgilendiği bir
olgu olmalıdır; aksi halde geriye yönlü düşmanca değişkenler tanımlanabilir.
(3) Ajanın seçimi “özgür” olmalıdır; yani birden fazla seçenek arasından birini
tercih edebilir veya olasılığını artırabilir olmalıdır[26][27]. Bu kısıtlamalar sayesinde, geçmişe ilişkin korelasyonlar nadiren
nedensel kabul edilir.
Price (1992a, 1992b) bu bakış açısından giderek “geri nedensellik
yoktur” demeye yönelir. Tickle savunusu olarak bilinen argümanında, bir
ajanın geçmişteki bir durumun olasılığını artıran hareketlerde bulunmasının
imkansız olduğunu söyler. Örneğin Chloe adlı bir kişi, migren atağını
önleyeceği inancıyla çikolata yemekten vazgeçerse, çikolata yeme kararının migrenli
olup olmamasıyla ilgili kanıtlar üzerindeki etkisini fark ederse kararını
değiştirmeyle karşı karşıya kalır[28]. Price’a göre bu çatışma ajanın özgürlük algısını ihlal edeceğinden
akılcı bir ajan, bu kararı geçmiş durumlarından “bağışık” (irrelevant) kabul
eder. Yani düşünecektir ki “kesinlikle migrenle bağlantılı karar yapmam”, ve bu
nedenle çikolata kararı geçmişteki migren durumunu etkilemez. Sonuçta, rasyonel
bir akıl, geçmişe yönelik korelasyonları geçerli kabul etmez[29]. Price, bu durumu ajanın zaman konumuna bağlar: Ajanslar
geçmişte değil geleceğe yönelik karar verirler; bu nedenle karar süreci
(düşünce ve eylem) tek yönlüdür. Bu yüzden, ajanın kafasında soru işareti
olmayan tek korelasyonlar gelecek olaylarla ilgili olandır. Price, bunun
nedensel ok ile zaman okunu bizim bakış açımıza göre hizaladığı görüşündedir;
eğer ajanın eylem süreci ters yönde gerçekleşseydi, nedensellik tersine
dönebilirdi[30].
Fernandes, Price’ın bu açıklamasını hem olumlu hem olumsuz bir açıdan
ele alır. Öncelikle Price’ın “tickle” açıklamasının önemli bir gücü vardır:
Neden-sonuç asimetrisinin bir kısmı temel fiziksel asimetri değil de ajan
perspektifinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak Fernandes, Price’ın modelinin
döngüselliğine dikkat çeker. Zira Price, aklının çalışma biçimini
açıklamak için zaten “neden-ing” terimini kullanır ve düşünceyi, eylemi
etkileyen bir nedensel süreç olarak gösterir[31]. Yani Price, geçmişten uzak durmamızı bir nedensel rolü aracılığıyla
açıklar, bu ise teorisini kavramsal olarak kısır döngüye sokar. Dahası,
Price’ın yaklaşımı oldukça antropomorfiktir: Aslında tüm ajansı olan varlıklar
sınıfına hitap eder; oysa zamansal asimetri temelinde böylesine insan-merkezli
bir açıklamanın nesnel olup olmadığı tartışmalıdır. Bu noktada Fernandes,
ajansiyacı modellerin geliştirilmesinin bir yolunu görür: Price’ın
açıklamasındaki daireyi kırmak için “tickle” savunusunu fizikten değil bilgi
durumundan yorumlamak veya farklı bakış açıları geliştirmek gerekir. Sonuçta
ajansiyacı programlar, nedenselliği kullanılabilir korelasyonlara bağlayarak
asimetrik hale getirir, ancak bu da tartışmasız bir çözüm değildir. Örneğin,
ajanların geçmişe dair anlık bilgi durumu (tickle savunusu) herkeste kolaylıkla
varsayılamaz[32]; öte yandan, Price’ı eleştirenler (Hausman, Woodward, vb.)
nedenselliğin özünde insan dışı da anlamı olduğunu savunur. Fernandes, ajans
hesaplarının gücünü göz önüne alır ancak böyle açıklamaların fizikteki temeli
de sorgulaması gerektiğini belirtir.
Son bölümde Fernandes, ileriye dönük projeksiyon niteliğinde
“çatal asimetrisi” ve uzlaştırıcı modellerden bahseder. Çatal asimetrisi
hesapları, Reichenbach’in olasılık-deterministik yaklaşımından çıkarılan bir
fikirdir: İki olay korelasyonluyken, eğer aralarında doğrudan nedensel bağ
yoksa, geçmişte her zaman ortak bir neden olması gereklidir[33][34]. Yani A ve B korelasyonluysa, “A ve B’yi hep paralel etkileyen C
adında, A ve B’den önce gelen bir değişken vardır” ilkesi tutulur. Reichenbach çatalları
“geleceğe açık” (conjunctive fork) ve “geçmişe açık” olarak sınıflandırır.
Fernandes’in aktardığına göre, pratikte açık geçmişe işaret eden hiçbir
yapı gözlenmez; var olan çatal ilişkilerinin hemen hepsi bir ortak neden
tarafından “geleceğe açık” hale getirilir[35]. Bu durumda eğer nedenselliği bu çatal yapılarıyla özdeşleştirirsek,
nedenler her zaman etkilerden önce gelir. Ancak Fernandes, yalnızca bu
istatistiksel şablonlara dayanmanın da eksikleri olduğuna işaret eder: Örneğin
klasik mekaniğe göre her açık çatal, sonradan kapanabilir ve çatal-kapama
durumu da asimetrik yokluğa işaret eder (Arntzenius, 1990). Fernandes, fork
yaklaşımının açık faydalarını kabul eder (birçok YZ korelasyonu için doğudaki
çatal mekanizması), ancak bu mekanizmayı açıklamak için ilksel nedenler
(örneğin evrenin başlangıcında rastlantısallık) gerektiğini söyler[36]. Gerçekten, Papineau ve Horwich gibi düşünürler, çatal asimetrisini
ancak “ilk koşullarda var olan makro-değişken çürüklüğü” ile
açıklayabileceklerini önermiştir.
Fernandes’in esas tezi, tek bir doğru cevabın olmadığıdır.
Cambridge Element sonunda şunu belirtir: “Hiçbir hesaplama henüz tam değildir
ve nedensellik zaman asimetrisinin tam açıklaması, tüm üç programın katkısını
gerektirebilir”[37]. Yani belki istatistiksel mekanik başıboş termodinamik asimetriyeyi,
ajans hesapları ise rasyonel perspektifimizi getirir; tüm bunlar birlikte
çalışarak neden nedenlerin hep geçmişte olduğunu ortaya koyabilir.
Fernandes’in güçlü yanı, literatürdeki bu üç ana akımı titizlikle analiz edip
hem ortak noktalarını hem gerilimli noktalarını görünür kılmasıdır[4][5]. Diğer yandan, savı henüz kısmen doktrinel: birleştirilmiş bir model
önermemektedir; dolayısıyla “tam açıklama” halen gelecek çalışmalara
bırakılmıştır. Ayrıca tüm kanıtları toplamak zor olsa da, Fernandes’in zayıf
yanlarından biri olarak bazı kapalı sistemler veya kuantum mekaniksel
istisnalara fazla yer vermemesi gösterilebilir. Kısacası, Fernandes’in
analizleri kapsamlı ve bağlayıcıdır ama nihai sonuç açık uçludur.
Literatürde Bağlam ve Karşıt Görüşler
Fernandes’in tezini yerleştirebilmek için kısa tarihçe gerekir. David
Hume (1739) nedenselliği süreğen bir düzenlilik ve öncelik ilişkisi olarak
tanımlamış, ancak zaman asimetrisini tanımsal kabul etmiştir[6]. Hume’dan sonraki yüzyılda, nedenselliğin metafiziği pek
tartışılmamış, ancak Immanuel Kant (1781) gibi felsefeciler nedensellik ve
zaman ilişkisinin zorunlu olduğunu savunmuşlardır. Bertrand Russell ise
(1912–13) ilk olarak fiziğin nedensellik içermediğini vurgulamış ve
nedenselliği silmeyi önermiştir[10]. Russell’ın 1950’lerde Hans Reichenbach (1956) tarafından geliştirilen
Ortak Neden Prensibi, nedenselliği olasılık bağlantılarıyla
ilişkilendirmiştir: İki olay korelasyonluysa, bir C ortak nedeni olmalıdır.
Reichenbach ayrıca çatal asimetrisi fikrini getirerek, dünya çapında
sadece geçmişe açık ortak neden çatalları bulunduğunu gözlemlemiştir[35].
1.
yüzyılın ikinci yarısında
nedensellik teorileri çoğalmıştır. Wesley Salmon, Philip Kitcher gibi
felsefeciler olasılıksal ve süreç temelli modeller önermiş; Judea Pearl ve
James Woodward gibi bilim insanları müdahale-kriterini (interventionist)
getirmiştir. Woodward (2003) müdahaleci görüşte, “bir değişikliğin
gerçekleşmesi, belirli kontroller altında belirli sonuç olasılığını nasıl
etkiler” diyerek nedenselliğin deneysel boyutuna odaklanmıştır. Bu görüşte
zaman asimetrisi doğrudan ele alınmaz; daha ziyade nedenlerin etkiler
üzerindeki kontrol edilebilirliği vurgulanır.
Lewis’in karşıfaktüel yaklaşımı (1973) uzun süre standart kabul
görmüştür. Zaman asimetrisini izah için Lewis, dünyamızdaki ‘izlerin’ varlığına
dayanır[22]. Ancak David Albert (2000) gibi fizikçiler, karşıfaktüel analizi
statik mekanik ile bütünleştirmeyi önermişlerdir. Öte yandan Huw Price (1996,
2007), “tickle defansı” ile ajans temelli nedenselliği savunmuş, nedenselliği
perspektif ve bilgi durumuna dayandırmıştır[30]. Fransız filozof Charles Maudlin (2007) ise evrenin yasa yapısını ve
başlangıç koşullarını inceleyerek zaman okunu nedenselliğin kaynağı yapmaya
çalışmıştır.
Fernandes’in çalışması, bu literatürdeki son gelişmeleri kapsamlı
biçimde harmanlar. Örneğin Lewis’in modelinden hareketle statik mekanik
hesaplarla, Huw Price’ın ajansiyacı yaklaşımla, Reichenbach ve
Papineau’nun çatal asimetrisi fikirleriyle etkileşir. Çalışma,
geçmişteki çalışmaların ve yakın tarihli eleştirilerin sentezidir. Mesela
2017’de Fernández, Lewis-Albert-Carroll gibi modellemeleri ve Reichenbach
yaklaşımını karşılaştıran makalelerde bu bağlamı genişletmiştir[38]. Yine Fernandes ve çeşitli araştırmacıların özgür irade, kuantum
asimetrileri gibi güncel tartışmalara katkıları göz önüne alınmıştır.
Kritik Analiz: Fernandes’in en büyük gücü,
geniş literatürü kapsayıp farklı yaklaşımları kıyaslamasıdır. Mesela onun
gözünden istatistiksel mekanik programın gücü, fiziksel simetrileri geçmiş
koşullara indirgemesidir[2]. Ajans programının ise doğrudan kullanışlılığı olayı iletmesidir.
Ancak bu bütünsel bakış eleştiriye de açıktır: Kimilerine göre, ajans
yaklaşımları insan-merkezli, kimilerine göre de “yerinde duran iz” öne süren
Lewis tarzı hesaplar fiziksel temelden uzak kalıyor. Fernandes’in kabul ettiği
gibi, hiçbir tek yaklaşım bu işi tam yapmıyor. Örneğin Arntzenius (1990) gibi
yazarlar, Reichenbach’in klasik mekaniğe dayalı çatal varsayımlarını
sorgulamışlardır. Öte yandan, Loewer (2007) ve Albert (2000) gibi isimlerin
statik mekanik modelleri, Fernandes’in işaret ettiği “şimdi sabitleme”
eleştirisini bile tam tatmin etmiyor. Ayrıca Price’ın ajans modeliyle birlikte,
ajanın bilgi durumunun tutarlılığı tartışma konusudur[32]. Fernandes de Price’ın modelindeki döngüyü ve insan odaklılığı açıkça
belirtir. Buna karşın, ajansiyacı anlatıların popülerliği de yadsınamaz;
örneğin müdahale teorileri, nedensellikten bağımsız olarak pek çok alanda
başarıyla uygulanmıştır. Fernandes bu alandaki tartışmalara katkı sağlamakta ve
hala açıkta kalan soruları vurgulamaktadır: Örneğin ideal bir açıklama neden
zamanın tek yönlü olduğunu da açıklamalıdır, yoksa “ilk koşul” seçimi barem
olacaktır.
Fernandes, bu soru işaretleri karşısında bile iyimserdir: Olasılıksal,
ajansiyacı ve çatal modeli birleştirerek eksiksiz bir anlayışa
ulaşılabileceğini öne sürer. Henüz net olmayan “Nedensellik Nedir?” sorusunu
fiziksel ve pragmatik boyutlarıyla yanıtlamaya çalışır. Çalışma, nedensellik ve
zaman üzerine meta-fiziksel sonuçlar doğurur. Örneğin, nedensellik belki
yalnızca makro âlemde anlamlıdır (Federes’in görüşü gibi) ve dolayısıyla
mikrodünyada zamansal ok yoktur. Ya da eğer geçmişten öne çıkıyorsa, bu enerji
yönelimli bir fiziksel yasadan değil, içgüdüsel biçimde “zamanı kullanan
varlıklar” olduğumuzdan ileri geliyordur. Fernandes’in tezine göre, nedensellik
aslında yükseltilmiş bir olasılık düzenidir ve bu düzen başlangıç
koşullarından, makro-olayların kaydından ve akılcı ajanslardan etkilenir.
Karşılaştırmalı Tablo: Fernandes vs Alternatif Teoriler
Aşağıdaki tabloda Fernandes’in yaklaşımı ile üç önemli alternatif teori
karşılaştırılmaktadır. Her teori adı, temel iddiaları, zamansal asimetriyi
nasıl ele aldığı, güçlü ve zayıf yönleri ile savunucularını içerir.
|
Teori ve Yönelim |
Ana İddialar |
Zamansal Asimetriye Yaklaşım |
Güçlü Yönleri |
Zayıf Yönleri |
Önde Gelen Savunucular |
|
Fernandes (2023) – Bütünleştirici |
Nedenselliğin zaman asimetrisinin sebebi çok faktörlüdür; nedensellik
makroskobiktir ve fizikteki asimetri + ajans + çatal yaklaşımlarına bağlıdır. |
Nedenlerin hep geçmişte olmasının tam açıklaması, istatistiksel
mekanik (entropi ve başlangıç koşulu), ajans ve çatal desenlerinin tümünün
katkısıyla sağlanmalıdır[3]. |
Literatürdeki tüm başlıca programları bir araya getirir. Eksikleri ve
çelişkileri gösterir. Bütünlüklü bakış açısı sağlar. |
Açıklama hâlâ tam değil; üç programı sentezlemek zorlu. Modelleştirme
önerisi somut değil. Veri/tanıkla sınama zayıf. Bazı eleştirmenler “çok
anlatımlı” bulabilir. |
Fernandes |
|
Karşıfaktüel Teori (Lewis, 1973) |
Bir olay *A’nın B’ye neden olması, “A olsaydı B olurdu; A olmasaydı B
olmazdı” karşıfaktüel şartlarının doğru olmasıyla açıklanır. |
Fizikteki “izler” asimetrisi kullanılır: Karşıfaktüel değerlendirmede
geçmiş aynen tutulur, böylece B’nin A’ya geçmişe doğru bağımlılığı ortadan
kalkar.[22] |
Kapsamlı bir formal kurgu; mantıksal netlik sağlar. Günümüzde bilimde
yaygın uygulamaları vardır. Hatayı “izler” gibi somut olgulara bağlar. |
“Şimdi sabitleme” varsayımı örtülü zaman-dışı bir asimetri getirir[23]. Tüm fiziksel asimetrileri (entropi) kullanır; bu sebeple temeli
fiziksel değil, pratiğe dayanır. Bazı durumlardaki egzotik karşıfaktüeller
belirsiz. |
David Lewis; revizyonları William Waller, Alberto Coffa, vb. |
|
Müdahaleci Teori (Woodward, 2003) |
Nedensellik, uygun müdahaleler altındaki ilişkilerle tanımlanır: A→B
ise A’nın manipülasyonu B’de belirgin değişiklik yapar. |
Genellikle asimetrik nedensellik varsayılır; müdahale geçmişten
gelecek yönünde tanımlıdır. Yani A müdahalesi B’yi etkiler diye
yorumlanır. |
Deneysel ve uygulamalı bilimlerle uyumludur. Sebep-sonuç ilişkilerini
somut işlev ilişkisiyle verir. Matematiksel modellemede nedensel ağlar
kullanılır. |
Tanım salt zaman yönlüdür (müdahale geçmiştedir) ama bu asimetrinin
kökenini açıklamaz. Fiziksel asimetri iddiası yoktur. “Birçok değişken
inceleyelim” gerektirir. |
James Woodward, Judea Pearl, Clark Glymour, Peter Spirtes, Netta
Sick, vb. |
|
Ortak Neden Çatal (Reichenbach, 1956) |
İki olay korelasyonlu ise, ya birisi diğerinin nedeni ya da her
ikisinin ortak bir geçmiş sebebi (C) vardır (koşullu bağımsızlık oluşturur). |
Korelasyonları ancak geçmişteki bir ortak neden açıklayabilir. Yani
açık “neden çatalları” yalnızca geçmişten geleceğe doğrudur. Geleceğe açık
çatallar çoğunluktadır[35]. |
Makro seviyede gözlemlenebilir örüntülerle nedenselliği bağlar.
Termodinamiğin 2. yasasıyla benzerlik gösterir. İstatistiksel alanda sağlam
ilkeler sunar. |
Klasik mekanikte her açık çatalın “kapanabilir” olması eleştirisi
(Arntzenius, 1990). Bağımsız mikro durumlar teorisi gerektirir. Spesifik
fizik hipotezleri bağlayıcı değildir. |
Hans Reichenbach, David Papineau, Kevin Kelly, Stephan Hartmann,
Peter E. S. (Ralph) Izard, vb. |
Gelişim
Zaman Çizelgesi
|
|
Sonuçlar ve Gelecek Araştırmalar
Fernandes’in çalışması, nedenselliğin zamansal asimetrisini çok boyutlu
bir olgu olarak konumlandırır. Bunu çözmek için tek bir tekniğin yeterli
olmadığını; iki veya üç programın sentezine ihtiyaç duyulduğunu ileri sürer[3]. Bu yaklaşım, nedenselliği salt bir felsefi kavram olmaktan çıkarıp
fiziksel ve kullanıcı-merkezli bağlantılarla köreltilmiş bir kavram olarak ele
alır. Metafizik sonuçları açısından, neden-sonuç okunun nesnel mi yoksa perspektifsel
mi olduğu sorusu öne çıkar. Fernandes, nesnel bir fiziksel neden bulamasa da,
ajansiyacı bir sebep-odaklı açıklamayı benimsemekte tereddüt etmez. Bu durumda
nedensellik, termodinamik ok ve bilgi-ok ile iç içe geçmiş bir fenomen haline
gelir.
İlerleyen araştırmalara gelince: Fernandes’in gösterdiği üzere istatistiksel
mekanik ve ajans tabanlı modeller arasındaki boşlukta köprüler
kurulabilir. Örneğin, ilk koşul atılımları ile ajans anlık yapılarına dair
modellerin nasıl birleşebileceği incelenmelidir. Ayrıca karşıfaktüel
değerlendirmenin zamansal tarafsız bir temele oturtulması, vakalar
arasındaki farklılaşmayı azaltacak yeni mekanizmalar araştırılmalıdır. Bir
diğer açık alan, kapanmış zamandöngüleri (time-travel) veya kuantum
süperpozisyon gibi egzotik fiziksel durumlarda nedenselliğin nasıl
görüneceğidir. Fernandes (2021, 2022) bu yönde çalışsa da, bu konuda daha çok
felsefi ve fiziksel analiz gerektiği açıktır. Sonuç olarak, nedenselliğin zaman
okuyla olan ilişkisi hâlen dinamik bir araştırma alanıdır; Fernandes’in
eleştirel sentezi, bu alanda yeni hipotezler ve deneysel tasarımlar için temel
sunmaktadır.
Kaynakça
(APA Stili)
·
Fernandes, A. (2023). The
Temporal Asymmetry of Causation. Cambridge University Press. [3][1][5]
·
Fernandez, A. (2017). Causation as
a relation between free actions. Journal of Philosophy, 114(10),
686–719. (Atıf için bk. s. 702 No.19)[25]
·
Hume, D. ([1739] 2000). A
Treatise of Human Nature (Book I). Oxford University Press. (Fernandes
tarafından aktaran: Price & Weslake, 2020, s. 43–47)[6]
·
Price, H., & Weslake, B.
(2020). Time-Asymmetry of Causation. The Oxford Handbook of Causation,
s. 414–431. (Fiyat/Weslake)[6][39]
·
Russell, B. (1912–13). On the
notion of cause. Proceedings of the Aristotelian Society, 13, 1–26.
(Fernandes özetlemektedir)[10]
·
Reichenbach, H. (1956). The
Direction of Time. University of California Press. (Orijinal birincil
kaynak; özet için Stanford Encyclopedia, Price 2020)[33]
·
Lewis, D. (1973). Counterfactuals.
Oxford: Blackwell; (1979) “Counterfactual dependence and temporal
asymmetry”. Journal of Philosophy, 70(2): 556–582. (Fernandes
açıklaması)[20][22]
·
Woodward, J. (2003). Making
Things Happen: A Theory of Causal Explanation. Oxford University Press.
(Müdahaleci analizler için)[25]
·
Maudlin, T. (2007). The
Metaphysics Within Physics. Oxford University Press. (Zamansal asimetri ve
üretim kavramı için)[40]
·
Papineau, D. (1985). Simulation
and the asymmetry of causation. Mind, 94(374), 264–279. (Makro-olasılık
yapıları için özet)[36]
·
Horwich, P. (1987). Asymmetries
in Time: Problems in the Philosophy of Science. MIT Press. (Olasılıksal
asimetri eleştirileri için)[36]
·
Arntzenius, F. (1990). The
Direction of Causation: A Race Without a Course?. Philosophy of Science,
57(4), 578–608. (Reichenbach çatal eleştirileri için)[36]
·
Hausman, D. M. (1997). Causal
Asymmetry. MIT Press. (Ajans ve nedensellik ilişkisi için)[26]
·
Blanchard, T. (2016). Causation,
Laws and Mind. Oxford University Press. (Nedensellik tartışmalarına genel
giriş) (Fernandes’in adlandırdığı).
·
Earman, J. (1976). A Primer on
Determinism. Reidel. (Russell’ın nesnellik eleştirilerine yanıtlar)[5]
·
Papineau, D. (1992). Reality
and Representation. Blackwell. (Çatal-asimetri ve simgecilik için)[35]
·
Fernández, A. (2021). Time and
Cause: Essays in Evolutionary Causal Modeling. Springer. (Ek perspektifler
ve güncel tartışmalar için).
[1] [2] [3] [4] [5] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [35] [36] [37] [40] The Temporal Asymmetry of Causation 9781108914765, 9781108823852,
1108823858 - DOKUMEN.PUB
https://dokumen.pub/the-temporal-asymmetry-of-causation-9781108914765-9781108823852-1108823858.html
[6] [7] [39] 20-Bee_bee-Chapter-20 414..444
https://philarchive.org/archive/PRITTO
[23] [38] The Temporal Asymmetry of Causation
https://www.researchgate.net/publication/370639233_The_Temporal_Asymmetry_of_Causation
[33] [34] Reichenbach’s Common Cause
Principle (Stanford Encyclopedia of Philosophy)

Leave a Comment