Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi Eseri Üzerine Akademik İnceleme

 




Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi Eseri Üzerine Akademik İnceleme

Giriş

Richard Firth-Godbehere’in Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi adlı çalışması, insanlığın en kritik evrelerini ve dönüşümlerini duyguların penceresinden ele alır. Kitabın tanıtım bülteninde vurgulandığı gibi “tarih boyunca en büyük dönüşümlerin ardında hep duygularımız vardı. Korku, imparatorlukları yıktı; aşk, devrimleri ateşledi; öfke, savaşlar başlattı”. Bu ifadeler, Firth-Godbehere’in duyguların medeniyetleri inşa etmedeki, dinlerin yayılmasındaki, siyasal iktidarların meşrulaştırılmasındaki ve bireysel kimliklerin şekillenmesindeki belirleyici rolü üzerine kurduğu temel tezi özetler. Çalışma, akıl ve mantıkla açıklanmaya alıştığımız tarihsel olaylara karşı duyguların gücünü ön plana çıkararak insanlık tarihine yeni bir bakış açısı sunar. Firth-Godbehere, antik felsefenin doğuşundan Modern Çağ’a kadar uzanan geniş bir perspektifte, farklı kültürlerdeki duygulanım biçimlerini inceler. Bu incelemede, kitabın tarihsel, kültürel, psikolojik ve sosyolojik yaklaşımları ayrıntılı biçimde tartışılacak; duyguların medeniyet inşasında, dinlerin yayılmasında, siyasal iktidarın kurulmasında ve bireysel kimliklerin oluşumundaki rolleri kuramsal düzeyde ele alınacak; antikçağdan günümüze uzanan dönemler bazında analiz yapılacak; duygular ile iktidar ilişkisi ve kimlik biçimlenmesi konusu irdelenecek; farklı kültürel duygu modelleri karşılaştırılacak ve sonuçta bu kapsamlı tarihsel yolculuğun önemi vurgulanacaktır.

Kavramsal Çerçeve

Firth-Godbehere duyguları incelerken önce kavramsal bir arka plan sunar. Öncelikle, “duygu” kavramının görece yeni bir oluşum olduğu üzerinde durur. Eski düşünürlerin “huylar, tutkular, hisler” gibi terimler kullandığını, modern anlamda duygu sözcüğünün ise ancak yaklaşık iki yüz yıl önce Batı’da ortaya çıktığını belirtir. Gerçekten de yazar, duyguları “belirli koşullarda nasıl hissettiğimizi anlamak için deneyimlerimizin toplamını nasıl kullandığımızın yolu” olarak tanımlayarak derinlemesine ele alırpublishersweekly.com. Bu tanım, duyguların salt biyolojik eğilimlerden ibaret olmadığını, uzun kültürel ve tarihsel süreçlerin ürünü olduğunu işaret eder. Yazarın yaklaşımı, psikoloji, sinirbilim, felsefe, sanat ve din tarihinden yararlanarak çok disiplinli bir çerçeve oluşturur. Duyguların hem bireysel zihinde hem de toplumsal yapılarda nasıl işlev gördüğünü anlamak için, Firth-Godbehere tarih boyunca farklı kültürlerdeki “duygusal rejimlere” yani toplumların duyguları nasıl deneyimleyip ifade ettiği normlara odaklanır. Örneğin, Batı modernleşmesinde duyguları beyinde oluşan sinirsel süreçler olarak görme eğilimi 19. yüzyılda doğarken, antik toplumlar duyguları ruhun farklı bölümlerinden doğan güçler olarak değerlendiriyordu. Dolayısıyla çalışmanın kavramsal temelinde, duyguların hem biyolojik hem de kültürel yönleri birleştirilir. Duygu tarihçiliği disiplini açısından bakıldığında bu eser, geleneksel tarihin aksine hislerin toplumsal ve psikolojik bağlamlarını ön plana çıkarır. Firth-Godbehere, duyguları anlamada mutlak kurallar olmadığını; pek çok duygu gibi iğrenme ve korkunun da evrensel güçler olmakla birlikte ifade biçimlerinin kültürden kültüre değiştiğini vurgularpublishersweekly.com. Özetle, yazar duyuları sabit ve değişmez olgulardan ziyade, insan deneyiminin zaman içinde evrilen sosyal-kültürel birikimi olarak ele alır.

Dönemsel Çözümleme

Kitap tarih boyunca farklı dönemi dolaşan kapsayıcı bir anlatı sunar. Antikçağ’dan başlayarak duyguların toplumları ve bireyleri nasıl etkilediği ele alınır. Firth-Godbehere’e göre felsefenin doğuşu ve antik düşünce, duygular konusunda bakışımızı şekillendiren ilk büyük adımdır. Örneğin antik Yunan filozofları, ruhun farklı parçalarından kaynaklanan öfke, korku, sevgi vb. duyguları sistematik olarak tartışmış; bu tartışmalar Avrupa entelektüel mirasını belirlemiştir. Spirituality & Health dergisinde belirtildiği gibi, yazar anlatıya Antik Yunan’dan başlar ve kitabın sonunda “duyguları hisseden yapay zeka” gibi modern varsayımlara ulaşır. Antikçağ bağlamında, duygular hala rasyonel düşüncenin karşısında merkezi bir rol oynar; tarih bilimcileri, felsefenin ve dinlerin ortaya çıkışını anlamak için hislerin önemine işaret ederler.

Ortaçağ’da ise Hristiyan teologları duyguları ahlaki çerçevede ele almıştır. Aziz Augustinus başta olmak üzere birçok düşünür, duyguların kendi başına iyi veya kötü olmadığını, değerlerinin Tanrı’ya hizmet etmede kullanılış biçimine bağlı olduğunu savunur. Buna göre bir duygu ancak egoist amaçlarla kullanılırsa günah sayılmaktaydı. Bu dönemde toplumsal düzenin korunması için tutkunun dizginlenmesi önemsenmiş, kentlerin ve krallıkların bir arada tutulmasında gurur, sevgi, merhamet gibi duygular övgüyle anılmıştır. Firth-Godbehere özellikle Ortaçağ Avrupa’sında laik güç ile kilise iktidarı arasındaki ilişkilere de bakar: Örneğin cadı avlarını körükleyen korku, toplumları yönetim altında tutmak için kullanılan güçlü bir duyguydu (insanlar korku yoluyla itaate zorlanıyordu).

Aydınlanma çağına gelindiğinde, akılcı felsefe ön plana çıkmış olsa da duygular tarihsel süreçte itici güç olmaya devam eder. Aydınlanma düşünürleri mantığa önem verse de, ahlaki duygulara da vurgu yapmışlardır (örneğin Adam Smith’in “sempati” anlayışı). Firth-Godbehere aydınlanma döneminde hissedilen ulusal gurur ve onurun siyasallaşması üzerinde durur. Spirituality & Health incelemesi, yazarın Uzay Yarışı’nı millî gurur bağlamında ele aldığını belirtir. Soğuk Savaş dönemi rekabetinde, hem ABD’de hem SSCB’de uzay başarısı ulusal gurur ve umut duygusunu beslemiş, bu da politik iktidarların meşruiyetini artırmıştır. 19. ve 20. yüzyılda ise emperyalizmin çöküşü ve yeni ideolojilerin yükselişi, öfke ve intikam arzusunu körüklemiştir (örneğin Firth-Godbehere, Çin’de 19. yüzyılda afyon savaşlarının yarattığı aşağılanma duygusuna ve Çin Komünist Partisi’nin 1940’larda “duygu-yükseltme” tiyatroları aracılığıyla intikam duygusunu kışkırtmasına dikkat çekerpublishersweekly.com).

Günümüze yaklaşıldıkça duygular, kitle toplumlarında ve bireylerde çok daha görünür hale gelmiştir. Endüstri çağından itibaren medyanın da etkisiyle korku, sevgi, öfke gibi duygular kitlesel propagandalarda kullanılmıştır. Örneğin bir dönemin milliyetçi liderleri halkı bir arada tutmak için tarihî mağduriyet duygusunu ve umut vaadini ustaca kullanmıştır. Firth-Godbehere, duyguların bu tarihsel yolculuğunu “oldukça ilginç ve kapsayıcı bir gezi” olarak nitelerpublishersweekly.com. Genel olarak, her dönemde –Antik Yunan’dan Osmanlı İmparatorluğu’na, Japonya’dan Amerika’ya– duyguların medeniyet inşasında arka planda kaldığı iddia edilemez; aksine tarihsel olayların akışını derinden etkiledikleri vurgulanır.

Duyguların İktidar İlişkisi

Firth-Godbehere çalışmasında, duyguların siyasal iktidarın inşasındaki rolünü teorik düzeyde detaylı olarak irdeler. Tarih boyunca hükümdarlar ve siyasal hareketler, kitleleri harekete geçirmek için duygusal motivasyonlardan yararlanmıştır. Kitapta örneğin korku, toplumları yönetmede, imparatorlukları bir arada tutmada ve devrimleri bastırmada başvurulan güçlü bir araç olarak sunulur. Tanıtım metninde belirtildiği üzere “Korku, imparatorlukları yıktı”. Diğer yandan aşk ve ideolojik bağlılık da iktidarın meşruiyetini güçlendirir; insanlar liderlerine veya ideolojilerine duygusal bağlılık duyduklarında, bu onların davranışlarını şekillendirir. Firth-Godbehere “aşkın devrimleri ateşlediğini” de söyler. Örneğin Fransız Devrimi’nde eşitlik ve özgürlük aşkı; Sovyet Devrimi’nde sınıf mücadelesine duyulan öfke toplumsal dönüşümü hızlandıran duygulardandır.

Çalışmada ayrıca ulusal gurur ve onur duygusunun iktidarla ilişkisi vurgulanır. Soğuk Savaş örneğinde olduğu gibi, süper güçler kendi üstünlük duygusunu besleyen politikalar izleyerek halkın desteğini sağlamıştır. Spirituality & Health yazarı bu bağlamda, Firth-Godbehere’in Uzay Yarışı’nı “gurur” duygusu ekseninde incelediğini aktarır. Bu dramatik örnekte Amerika ve Rusya, teknolojik üstünlüğü aynı zamanda ulusal onur simgesi haline getirmiştir.

Öte yandan öfke ve intikam duygusu, iktidarı ele geçirmek ya da sürdürmek için de kullanılır. Kitap, 16. ve 17. yüzyıl Avrupa’sında cadı avlarını körükleyen kitlesel korkunun arkasında, halkın otoriteye duyduğu tepki ve öfkenin yattığını gösterirpublishersweekly.com. Benzer şekilde, devrimler genellikle uzun süre bastırılan öfke patlamasıyla gelir. Çin Komünist Partisi’nin, Japonya’ya karşı hisleri kışkırtan oyunlarla halkta ulusal öfkeyi uyandırması da bir örnektirpublishersweekly.com. Bu duygular sayesinde yönetimler iktidarını korur veya yeni rejimler meşruiyet kazanır.

Böylece Firth-Godbehere’e göre siyasal iktidar, duyguların yönlendirdiği bir alandır. İktidar sahipleri genellikle halkın duygusal dünyasını kontrol etmeye çalışmış, tutkulu vaazlarla veya korku salan propagandalarla toplumları şekillendirmiştir. Yazar, duyguların iktidarla ilişkisinin anlaşılması için tarih boyunca dini, felsefi ve sanatsal anlatımları da inceler. Sonuçta, siyasal iktidarın kurulması ve sürdürülmesinde içsel duygular kadar, bu duyguların dışavurumu ve toplumdaki karşılığı da kritik bir rol oynar.

Birey ve Kimlik Üzerindeki Etkileri

Firth-Godbehere’in çalışması, duyguların sadece toplumu değil, bireylerin kimliklerini biçimlemedeki etkilerine de değinir. Duygular, tarih boyunca kişisel benlik ve aidiyet duygusunun şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Örneğin, farklı kültürlerde utanç ve suçluluk duygularının önemi değişkendir. Kitap, 19. yüzyıl Japonya’sında utancın toplumun düzenini sağlayıcı bir duygu olarak öne çıktığını gösterirpublishersweekly.com. Bu bağlamda birey, topluma uyum sağlayan bir “utanç rehberi” geliştirir. Oysa Batı’da modern dönemde suçluluk ve kişisel vicdan baskın bir duygu haline gelmiş; bireyler kendilerini daha çok içsel değerler üzerinden tanımlar olmuştur. Ayrıca ortak tarihî deneyimler (savaş, mağduriyet, başarı) toplumsal hafızada duygusal kodlar oluşturur ve bu kodlar grup kimliğini pekiştirir. Örneğin Holocaust sonrası Yahudi kimliğinin oluşumunda acının ve dayanışma duygusunun rolü, ya da Osmanlı sonrası Türkiye’de milli duygusal mirasın yaratılması gibi hususlar, duyguların kültürel kimlik inşasındaki yerini ortaya koyar.

Modern birey kimliği de duygularla şekillenir. Romantizm ve Psikanaliz gibi 19. yüzyıl akımları, duyguların bireysel bilinçteki derinliğini vurgulamıştır. Günümüzde de kimlik politikaları ve sosyal hareketler, öfke, adalet duygusu, sevgi gibi duygular etrafında örgütlenir. Kitapta, bireylerin duygusal ifadelerinin özgürleştirilmesi ile birlikte kimliğin oluşumunda yeni dinamiklerin ortaya çıktığına dikkat çekilir. Özellikle globalleşme ile kültürel duygulanım kalıpları etkileşime girmiş, bireyler hem geleneksel duygusal normlardan hem de evrensel değerlerden beslenerek kimliklerini yeniden şekillendirmiştir. Bu yönüyle Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi, duyguların yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda bireysel düzeyde de kimlik yaratıcı olduğunu gösterir.

Karşılaştırmalı Değerlendirme

Firth-Godbehere kitabında Batı merkezli yaklaşımın ötesine geçerek çok-kültürlü bir perspektif sunar. Yazar, duyguların evrensel gücünü kabul etmekle birlikte, bunların her toplumda farklı biçimlerde yaşandığını ve anlamlandırıldığını vurgular. Örneğin yayımlanan incelemelerde olduğu gibi, çalışma Japonya, Afrika ve Çin gibi farklı kültürlerde duygulara yaklaşımları ortaya koyar. 19. yüzyıl Japonya’sında utanç öne çıkarken, Afrika’da topluluk duyguları ve anı ritüellerinin kimlik için önemi işlenir; Çin’de milli onur ve intikam duygusu ön plana çıkar. Bu tip örnekler üzerinden Firth-Godbehere, Batı ve Doğu arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları irdeler. Yaygın kanının aksine duyguların sabit tepkiler olmadığını; birçok duygu (örneğin iğrenme) pek çok toplumda bulunmasına rağmen ifade biçimlerinin değişebileceğini gösterirpublishersweekly.com.

Karşılaştırmalı bakış, duyguların hem bireysel hem toplumsal düzeydeki işlevlerini aydınlatır. Mesela, “güçlü duygular toplumları nasıl şekillendirir?” sorusuna yanıt ararken, aynı tarihî olayın farklı kültürel çerçevede farklı duygular uyandırması görülebilir. Hristiyan bir bölge için “kutsal fedakarlık” duygusu iktidar kurarken; seküler bir toplumda aynı eylem “kahramanlık” olarak adlandırılabilir. Firth-Godbehere’in genişletilmiş anlatısı, bu tür örneklerle “duyguların dünyayı inşa etmedeki” evrensel rolünü ortaya koyarken, yerel farklılıkları da vurgularpublishersweekly.com. Sonuçta, eser duyguların insanlık tarihindeki tarihî süreçleri anlama ve karşılaştırma açısından vazgeçilmez bir araç olduğunu gösterir.

Sonuç

Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi, tarih çalışmalarına duygular perspektifini kazandıran kapsamlı bir eserdir. Firth-Godbehere’in ortaya koyduğu temel bulgu, insanlık tarihinin dönüm noktalarının duygu ekseninde daha iyi anlaşılabileceğidir. Kitap, bireylerin ve toplumların nasıl “hisseden varlıklar” olarak şekillendiğini detaylıca gösterir. Örneğin yazarın belirttiği gibi, hislerin kendisi değil, bu hislerin yönetimi ve ifade biçimi medeniyetin temel taşını oluşturmuştur. Firth-Godbehere elde ettiği devasa bilgi birikimini akıcı bir dille sunarak okuyucuyu tarih boyunca büyüleyici bir yolculuğa çıkarır. Bu çalışmada duyguların rolü tarihsel, kültürel, psikolojik ve sosyolojik açılardan kapsamlı biçimde irdelenmiş, farklı dönem ve toplumlar arasında karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. Sonuç olarak, duyguların medeniyetlerin inşası ve bireysel kimliklerin oluşumundaki önemi bir kez daha vurgulanmış, geleneksel tarih anlatılarına yeni bir boyut eklenmiştir. Duyguların geçmişten günümüze taşıdığı bu kritik rol, tarihin yalnızca düşünce ve olaylar bütününden ibaret olmadığını; aynı zamanda tüm insanlığın iç dünyasını da yansıttığını gösterir.

Kaynakça (APA stilinde)

  • Firth-Godbehere, R. (2021). A Human History of Emotion: How the Way We Feel Built the World We Know. Little, Brown Spark.
  • Edebiyathaber.net. (2025, 29 Ekim). “Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi” raflarda. Edebiyat Haber.
  • Kirkus Reviews. (2021, 1 Ekim). A Human History of Emotion: How the Way We Feel Built the World We Know (R. Firth-Godbehere). Kirkus Reviews.
  • Publishers Weekly. (2021, Ağustos 6). A Human History of Emotion: How the Way We Feel Built the World We Know. Publishers Weekly.
  • Qureshi-Hurst, E. (2021, 27 Ekim). Book Review: A Human History of Emotion. Spirituality & Health.
  • Richard Firth-Godbehere’in Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi (2025, Diplomat Yayınevi) başta olmak üzere yukarıda belirtilen kaynaklardan yararlanılmıştır.


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.