İbrahim Kafesoğlu'nun 'Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri' Kitabı Üzerine Akademik İnceleme


Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri

Stok Kodu
:
9789754372922
Boyut
:
12 cm x 19,5 cm
Sayfa Sayısı
:
252
Basım Yeri
:
İstanbul
Baskı
:
7
Basım Tarihi
:
Nisan 2021
Kapak Türü
:
Karton Kapak
Kağıt Türü
:
55 gr. Enso Creamy

 

İbrahim Kafesoğlu'nun 'Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri' Kitabı Üzerine Akademik İnceleme

Giriş

İbrahim Kafesoğlu’nun 1970 yılında yayımlanan Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri adlı eseri, Türk milliyetçiliğini tarihsel ve kültürel boyutlarıyla ele alan kapsamlı bir çalışmadır. Kafesoğlu (1914–1990), İstanbul Üniversitesi’nde tarih profesörü olarak görev yapmış, özellikle Türk kültürü ve milli tarih bilinci üzerine uzmanlaşmış bir akademisyendir Milliyetçilik konusunu inceleyen bu kitapta yazar, milliyetçiliği ahlaki ve kültürel bir bağlılık olarak ele almakta; eserin amacı, Türk milliyetçiliğinin iç dinamiklerini tahlil ederek bu düşünceyi Batı’daki örneklerden farklı bir perspektifle değerlendirmektir. Kafesoğlu’nun yaklaşımı tarihselcilik ve kültür bilinci üzerinedir; Türk ulusunun binlerce yıllık tarihini, dilini ve örf-adetlerini araştırarak milliyetçiliğin özünü anlamaya çalışır. Bu çalışmanın amacı, Kafesoğlu’nun milliyetçilik tanımını ve görüşlerini ortaya koymak, bunları dönemin diğer milliyetçi düşünürleriyle kıyaslamak ve eserin akademik katkısını değerlendirmektir.

Gelişme

  • Kafesoğlu’nun milliyetçilik tanımı: Kafesoğlu’na göre milliyetçilik, insanın “sevgi ve saygı hisleri ile milletine bağlanmasıdır”. Bu tanımda milliyetçilik, bir aidiyet ve fedakârlık ruhu olarak görülür. Kafesoğlu’ya göre bu bağlılık; milletin dinine, diline, ahlakına, maddî-manevî bütün kültür değerlerine karşı derin alaka ve “ülkeyi koruma hususunda her türlü fedakârlığa katlanmak suretinde” kendini gösterir. Başka bir ifadeyle, milliyetçilik yüksek bir ahlâk durumu olup bireye “millî ve beşerî üstünlük sağlayan” yüce bir ruh hâli verir. Kısacası Kafesoğlu, milliyetçiliği yalnızca siyasal bir tutum değil, bir kültür ve vicdan meselesi olarak tanımlamaktadır.
  • Türk milliyetçiliğinin Batı’daki örneklerle karşılaştırılması: Kafesoğlu, Türk milliyetçiliğini Batı’da ortaya çıkan milliyetçilik fikirleriyle kıyaslarken batılı yaklaşımların eksik ve Türkiye’ye uygulanamaz olduğunu vurgular. Geleneksel Batı görüşü milliyetçiliğin 18. yüzyıl Avrupa’sında ortaya çıktığını, Alman ve İtalyan birleşmeleriyle yayıldığını öne sürer. Ancak Kafesoğlu bu ortak kanaatin “eksik tarafları” olduğunu belirtir ve bu tez “tarihi yönden isabeti herhâlde şüphe ile karşılanmalı ve hatta reddedilmelidir” diye yazar. Türkler için milliyetçilik çok daha eski tarihlere dayanır; yazar, Orhun Yazıtları’ndaki ifadelerden ve M.Ö. 36’da Asya Hun İmparatoru Çi-çi’nin Çin kaynaklarına geçen konuşmasından milliyetçilik izleri gösterir. Örneğin Orhun Anıtları’nda Göktürk hakanı bilge “Türkleri dünyanın tek hâkim milleti” olarak nitelendirmekte, Ötüken’i mukaddes saymakta ve “bu en kıymetli emanetlere ehemmiyet verilmemesinin millî ihanet sayılacağını” vurgulamaktadır. Kafesoğlu, bu belge ve benzer delillerle Türk milliyetçiliğinin Batı’dan ziyade doğrudan Türk tarihi içinden doğduğunu savunur. Bu karşılaştırmalarla Kafesoğlu, milliyetçiliğin Batılı örneklerini reddetmez ama Türk örneğinin çok daha eski ve köklü olduğunu vurgular.
  • Milliyetçiliğin tarihsel ve kültürel kökleri: Kafesoğlu’ya göre Türk milliyetçiliğinin temelleri, binlerce yıllık Türk tarihinin içine yerleşmiş bir ruh hâli olarak görülmelidir. Tarih boyunca “hür ve müstakil yaşamış” bir millet sıfatıyla Türklerin millî bilinçleri hep canlı kalmış, çeşitli zamanlarda oluşan kurum ve kültür birikimleriyle Türk milleti “gerçek millet kıvamına” ulaşmıştır. Bu süreçte milliyetçilik fikirleri, “sağlam karakterli, hakka saygılı, insanıyet-sever” bir millî kimlikle şekillenmiştir. Kafesoğlu, Türk tarihinin her döneminde milliyetçi unsurlar bulunduğunu, bunların bilhassa Hunlardan itibaren kayda değer biçimde sürdüğünü belirtir. Dil açısından da Türklerin köklü bir milli kültür ve edebi dil mirasına sahip olduğunu vurgular: Türkçe, harflerini 8. yüzyılda geliştirmiş; Çin, Hind, İran gibi medeniyetlerin aksine o dönemde kendi millî alfabesiyle yazıyordu. Bu bağlamda Türkçe’nin binlerce yıllık bir birikime sahip olması, milliyetçilik açısından önemli bir unsur olarak görülür. Kafesoğlu ayrıca 20. yüzyıla gelindiğinde İslâm öncesi kadar İslam-Türk dönemi millî kültürünün de önem kazanmasını sağlamıştır; araştırmalarını İslam çağını da kapsayacak şekilde genişletmiştir. Özetle, yazar Türk milliyetçiliğini sadece yeni bir ideoloji değil, Türk tarihinin kadim değerleriyle yoğrulmuş bir düşünce olarak konumlandırır.
  • Din, kültür, devlet, tarih ve dil gibi temel meselelerde Kafesoğlu’nun görüşleri: Kafesoğlu’ya göre Türk milliyetçiliği dinden bağımsız bir olgudur. Türkler tarih boyunca çok değişik dinlere mensup olmuştur ve dinî hoşgörü konusunda “en geniş müsamahaya sahip milletlerden biri”dir. Bu yüzden milliyetçiliği “dinî bir dava” olarak nitelendirmek yanlış sayılır. Kafesoğlu, Türk tarihinin laiklikle de erken tarihte tanıştığını hatırlatarak, milliyetçiliğin dinî taassubu yavaşlatan bir faktör olmadığını savunur. Kültür meselesinde ise milliyetçiliği “hakka, adalete saygılı, milli kültürümüzün işlenmesini gözeten” bir düşünce tarzı olarak tanımlar. Türk milli kültürü engin, dört bin yıllık bir birikimdir ve milliyetçilik bu kültürün gelişimine hizmet etmelidir. Örneğin Kafesoğlu, Kurtuluş Savaşı’nı Türk kültürünün doğal bir neticesi olarak görür; Cumhuriyet’in de aynı kültürün “mes’ut bir meyvesi” olduğunu belirtir. Devlet ve vatan konularında milliyetçilik, milletin varlığını geliştirme, kudretini artırma, ülkeyi koruma gibi sorumlulukları içerir (bkz. tanımdaki fedakârlık vurgusu). Yazar, Türk milliyetçiliğinin hiçbir zaman başkalarına zarar vermek için kullanılmadığını, “kan davası” ya da etnik üstünlük iddiası taşımadığını vurgular. Dil konusunda ise Kafesoğlu Türkçenin ülke birliğinin temel taşlarından biri olduğunu söyler; ana dilimiz geniş anlam gücüne sahip olup “insana saygı duyguları ile bezenmiş” bir hukuk ve “gerçekçi ruh” formunda bir sanat oluşturmuştur. Sonuç olarak Kafesoğlu’na göre milliyetçilik; dinî, kültürel ve kurumsal değerler bakımından dahilî bir olgu olup Türk toplumunu bir arada tutan temel unsurların başında gelir.
  • Diğer düşünürlerle karşılaştırmalar: Kafesoğlu’nun görüşleri, dönemin diğer milliyetçi düşünürleriyle kıyaslanabilir. Ziya Gökalp’ta olduğu gibi, Kafesoğlu da kültür ve eğitim vurgusu yapar. Ancak Gökalp, batılılaşma fikrini benimsemişken, Kafesoğlu Türk milliyetçiliğini kendi tarih bilinciyle bütünleştirir. Kafesoğlu, Gökalp’i “büyük bir Türkçü ve milliyetçi” olarak över; onun Batı medeniyetinin ülkeye yerleşmesini ve din-dil birliğinin sağlanmasını istemesini nazik bir milliyetçilik anlayışı olarak görür. Kafesoğlu, Gökalp’in yobaz olduğunu iddia eden eleştirilere karşı çıkar ve Gökalp’ın düşüncelerini olumlu değerlendirir. Erol Güngör ise milliyetçiliğe sosyolojik perspektiften yaklaşır; milliyetçiliği halk içi farklılıkları asgariye indirip millî birlik ve dayanışmayı sağlama çabası olarak tanımlamıştır. Buna karşın Kafesoğlu, milliyetçilik sorununu tarih ve kültür cephesinden inceler. Kafesoğlu, Türk milliyetçiliğinin Osmanlı’nın çok uluslu yapısından uzaklaşıp “Türkiye Türklerindir” fikri etrafında şekillendiğini savunurken, Güngör millî birliğin toplumsal temellerini araştırır. Nihal Atsız gibi ırkçı-Turancı kanattan milliyetçilerle de keskin farkları vardır. Atsız, tarihî ve etnik bağları merkeze alan milliyetçilik anlayışıyla öne çıkmış, Cumhuriyet milliyetçiliğini ırk temelli eleştirmiştir. Oysa Kafesoğlu, milliyetçiliği ne dinî ne de ırkçı bir hareket olarak görmemiştir. Yazar, Türk milliyetçiliğinin “bir kan davası” olmadığını ve hiçbir zaman Pan-İslamcı veya etnik üstünlükçi propaganda taşımadığını vurgular. Dolayısıyla, Gökalp ve Güngör gibi “hümanist” milliyetçilerle Kafesoğlu’nu birleştiren eğitim ve kültür vurgu vardır; Atsız gibi radikaller ise Kafesoğlu’nun hoşgörülü tanımı içinde yer bulamaz. Genel olarak Kafesoğlu’nun milliyetçilik yorumu, tarihsel gerçeklere dayalı, kapsayıcı ve ahlaki değerleri öne çıkaran bir çizgide şekillenmiştir.

Sonuç

İbrahim Kafesoğlu’nun Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri adlı kitabı, Türkiye’de milliyetçilik çalışmalarına önemli bir katkı sunmuştur. Kitap, Türk milliyetçiliğini sistematik olarak ele alan öncü bir eser olarak değerlendirilir. Yazarın dünyaya bakışı, milliyetçiliği tarihî ve kültürel bir süreklilik içinde açıklamaya yönelik; bu yönüyle çalışması, konuya akademik bir ciddiyet kazandırmıştır. Kafesoğlu’nun Cumhuriyetçi ve laik perspektifi, Türk milletinin farklı din ve kültürlerle ilişkisinde geniş hoşgörüyü savunması, eserin zengin bulgularıdır. Ayrıca eser, 1970’te Millî Eğitim Bakanlığı’nın 1000 Temel Eser dizisinde yayımlanarak resmi eğitimde de yer bulmuş; böylece dönemin milliyetçilik literatürüne doğrudan nüfuz etmiştir. Akademik camiada, Kafesoğlu’nun ortaya koyduğu tarihsel veriler ve tanım tarzı uzun süre başvuru noktası olmuş; sonraki çalışmalar çoğunlukla onun çizgisini benimsemiştir. Bu bağlamda kitabın düşünsel katkısı, Türk milliyetçiliğini bir kültür ve vicdan hareketi olarak tanımlayıp Batı odaklı algıları yeniden tartışmaya açmasında yatar. Kısacası, Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri, Türk milliyetçiliği konusunu derinlemesine işleyen, dönemin ihtiyaçlarına cevap veren ve literatüre yön veren bir eser olarak yüksek düzeyde akademik değer taşımaktadır.

Kaynakça: APA stilinde örnek:

  • (Alıntı yapılan alıntıların sayfa/çizgi numaraları, ilgili kaynaklara göre verilmiştir.)


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.